İzmir – Menemen Doğaköy (Doğa mahallesi) 101 ada, 8 ve 9 numaralı parsellerde kırsal yerleşim alanında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı yapılmak istenen, 15 bin konutluk TOKİ projesine karşı 47 vatandaşın 17 avukatla açtığı “ÇED Olumlu Kararı” iptal davasında Bilirkişi Heyeti keşif ve incelemelerde bulundu. Projeyle 600 nüfuslu kırsal mahalleye 20 bin kişilik çok katlı yerleşim alanı kurulmak isteniyor.
Tarım ve hayvancılığın bitme noktasına geldiği bölge aynı zamanda arkeolojik sit alanları üzerinde bulunuyor. Köylüler TOKİ’nin Proje Tanıtım Dosyasında “çalılık” olarak geçiştirdiği alanda, ekosistemin bulunduğu, zengin Akdeniz makileri ile endemik bitki türlerine ev sahipliği yaptığını ifade ediyor.
“TOKİ’nin patlattığı dinamitler tehlike saçıyor”
Menemen Doğaköy Mahallesi’nde, açılan davaya rağmen süren TOKİ İnşaatlarında patlatılan dinamitlerin köyde panik yarattığını belirten Doğaköy Muhtarı Nevim Sevinç, “Hiçbir uyarı yapmadan yapılan patlatmalar köyümüzde büyük panik yaratıyor. Gece gündüz çalışan inşaat sadece köyümüzü değil köyün dışında yaşayan hayvanları da etkilemeye devam ediyor. Köylü deprem etkisi yapan patlamalar sonucunda panik atak geçiriyor” dedi.
“TOKİ inşaatları sel riskini daha da arttıracak”
Köylerinin geçen 6 Şubat’ta sel felaketi yaşadığını söyleyen Sevinç, “Köyümüzde daha 4 ay önce bir sel felaketi yaşadık. Köyün üstüne yapılacak olan TOKİ inşaatları sel riskini daha da artıracak. Bir taraftan sel riski yaşıyoruz, bir taraftan da köyümüzün çevresindeki göletler tamamen kurutuldu” diye konuştu.
Davanın Avukatlarından Diler Bosut Güven, keşif sırasında yaptığı değerlendirmede, proje alanı seçilen alanın tarım, mera, orman alanı olduğunu dolayısı ile “imarsız” olduğunu dile getirdi. Güven, “Alanda bulunan antik kent nedeniyle 1.derece arkeolojik sit tescili kararları var. Yine, proje alanında mevcut 5 derenin korunarak taşkına neden olunmaması şartıyla DSİ tarafından verilen uyarı yazısı da sel tehlikesine işaret ediyor” ifadesini kullandı.
“Davaya rağmen alanda inşaat faaliyeti sürüyor”
Köylülerin ÇED olumla kararına karşı açtıkları davaya rağmen, alanda gece-gündüz çalışılarak inşaat faaliyetlerinin sürdüğünü belirten Diler Bosut Güven, “Mera hayvanlarının su içtiği göletler yok edildi. Proje dosyasında hiçbir önleme yer verilmediği halde alanda dinamit kullanılıyor. Bu da can, mal güvenliği ve yangın tehlikesine neden oluyor. Bugün yapılan keşfin ardından ivedilikle yürütmenin durdurulması kararı verilerek tüm bu hukuksuzlukların önünün kesileceğini umut ediyor yöre halkı. Her geçen gün kamu zararına neden olan dava konusu faaliyete dair yargı kararını hassasiyetle bekliyoruz” açıklamasını yaptı.
“Tozuma tarımı tehdit ediyor”
Doğaköy’de süren TOKİ inşaatlarının tarım alanlarını tehdit ettiğini ifade eden İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis üyesi Erdal Karagöz, “Tüm ekili tarım arazilerinde toz nedeniyle çok yıllık ve tek yıllık ürünler zarar görmeye başladı. Bu durumda Doğaköy’de tarım gözden çıkarılmıştır. Bölgemizde 4 bin 800 dekar alanda tarım yok olma noktasına geldi. Önümüzdeki aylarda köyün tamamının kaldırılması söz konusu olacaktır” dedi.
“TOKİ Projesi derhal durdurulmalıdır”
Menemen Doğaköy’de yapılmak istenen TOKİ Projesinin kamuoyuna yansıyan bilgiler ve yargı sürecine yönelik teknik değerlendirmelerde bulunan TMMOB’a bağlı Şehir Plancıları Odası (ŞPO) İzmir Şube Yönetimi, “Proje alanına ilişkin temel planlama sorunları devam etmektedir. ÇED Olumlu kararı, bir projenin doğrudan uygulanmasına imkân veren tek başına yeterli bir idari işlem değildir. Bu ölçekte bir yerleşimin hayata geçirilebilmesi; üst ölçekli planlardan başlayarak nazım ve uygulama imar planlarına kadar uzanan planlama sürecinin, şehircilik ilkeleri ve ilgili mevzuata uygun şekilde tamamlanmasını gerektirir” uyarısında bulundu.
“Bölge halkının talepleri yok sayılıyor”
Bölge halkının taleplerinin yok sayıldığının altını çizen ŞPO İzmir Şubesi, “Bölgenin üst ölçek plan kararlarıyla ilgili olarak, doğal ve arkeolojik miras niteliği, bölge halkının talepleri yok sayılarak şehircilik ilkeleri ve ilgili mevzuata aykırı bir işlem tahsis edilmektedir" dedi.
Üst ölçek plan kararlarında "Tarım Arazisi" ve "Çayır-Mera" vasfında kalan; alt ölçek imar planları bulunmayan proje alanında kurum izinleri de dahil olmak üzere herhangi bir planlama çalışması yürütülmeden mart ayı itibariyle inşaat faaliyetlerinin başladığı ifade edilen açıklamada, "Proje alanında, yürürlükteki 1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa Çevre Düzeni Planı'nda 'Tarım Arazisi' ve 'Çayır-Mera', 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda ise 'Tarım Alanı' kullanım kararında yer almaktadır. Üst ölçekli plan kararları değiştirilmeden bu büyüklükte bir konut alanının projelendirilmesi planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırıdır” bilgisi paylaşıldı.
ŞPO İzmir Şubesi tarafından projede alanındaki usulsüzlükler şöyle sıralandı:
- Tarım arazilerinde gerekli izinler alınmadan uygulamaya geçilemez.
- Mera vasfı kaldırılmadan yapılaşmaya izin verilemez.
- Taşkın riski nedeniyle gerekli mühendislik önlemleri alınmadan yapılaşmanın mümkün olmaz.
- Proje alanının bir bölümü, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 17.12.2025 tarih ve 23408 sayılı kararıyla 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilmiştir.
- Söz konusu kurul kararı proje alanındaki planlama ve uygulama süreçlerinde dikkate alınması gereken temel hukuki eşiklerden birini oluşturmakta ve tek başına "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptalini gerektirir.
- Yaklaşık 15 bin konutluk bir yerleşim projesi, yalnızca ÇED süreci üzerinden değerlendirilemez.
- Üst ölçek plan kararları, doğal ve kültürel eşikler, afet riskleri, tarımsal üretim alanları, teknik ve sosyal altyapı kapasitesi ile kamu yararı birlikte ele alınmalıdır.
- Kentler yalnızca konut üretim alanları değildir. Kentler; doğal kaynakları, tarım alanları, kültürel mirası ve yaşam çevresiyle birlikte planlanması gereken yaşayan, bütüncül sistemlerdir.