NATO zirvesinin ardından ünlü gazeteci Hadley Gamble’ın "On the Record" programına özel bir röportaj veren Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, küresel gelişmeler hakkında konuştu.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran ile yaşanan gerilimin ardından ateşkesin "bittiği" yönündeki iddiasına katılmadığını belirten Fidan, yaşanan son olayların bir "misilleme" değil, bir iletişim kopukluğu olduğunu ifade etti.
Perşembe gecesi İranlı mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinin ardından sorunun köküne dair daha derin bir anlayışa sahip olduğunu kaydeden Fidan, şöyle konuştu:
"Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin nasıl uygulanacağı konusunda taraflar arasında bir iletişim eksikliği ve yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyorum. Her iki tarafın da içtenlikle ateşkesi korumak ve barış anlaşmasında ilerlemek istediğine inanıyorum. Yine de kaza, provokasyon veya yanlış anlaşılma riski her zaman mevcuttur; bu yüzden çok dikkatli olmalıyız. Çözüm, gerilimi düşürmektir."
Netanyahu ve İsrail
Röportajın en keskin ve sert bölümünü İsrail'e ayıran Bakan Fidan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve siyasi destekçilerini sert bir dille suçladı. Yaklaşan İsrail seçimleri öncesinde Netanyahu’nun koltuğunu korumak için yapay bir "dış düşman" yaratmaya ihtiyacı olduğunu belirten Fidan, şu çarpıcı ifadeleri kullandı:
"Netanyahu hükümetinin politikaları sadece bizim için bir sorun değil. Onun politikaları ve hükümeti; İsrail'in kendisi için bir yük, bölge için bir yük ve uluslararası güvenlik için hem bir yük hem de açık bir tehdit. Bence Trump bunu anlıyor"
İsrail'in yeni Şam yönetimini istikrarsızlaştırmaya çalışıp çalışmadığı yönündeki soruya "İsrail'in bölge ülkelerine yönelik geçmiş ve mevcut davranış kalıplarına baktığınızda, evet, Suriye'nin istikrarlı ve güçlü bir şekilde gelişmesini istemiyorlar" yanıtını veren Fidan, Avrupa liderlerinin de bu tehlikeyi yeni yeni fark etmeye başladığını aktardı.
"Erdoğan tuzağa düşmeyecek bir lider"
Gazeteci Hadley Gamble’ın, sertleşen retoriklerin ardından "Türkiye ile İsrail arasında açık bir askeri çatışma yaşanma ihtimali var mı?" sorusuna Fidan oldukça net bir yanıt verdi:
"Açık bir çatışma yaşanması için hiçbir neden yok."
Fidan, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin zirvedeki değerlendirmelerine katılarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail'in hiçbir provokasyon tuzağına düşmeyeceğini vurguladı.
Gazze konusu
Gazze'deki duruma da değinen Fidan, ABD Başkanı Trump tarafından desteklenen "Barış Kurulu" (Board of Peace) planının soykırımı durdurmada etkili bir araç olduğunu kabul etti ancak vaat edilen yardımların ulaştırılması konusunda planın henüz tam anlamıyla başarıya ulaşamadığını söyledi:
"İnsanların yeterli barınak, ilaç ve insani yardım alması konusundaki vaatlerin yerine getirilmesi noktasında plan henüz tamamen başarılı olamadı. Körfez'deki savaş nedeniyle uluslararası dikkat başka yöne kaydı. Filistinlilerin insani yardıma ulaşabilmesi için uluslararası toplumun İsrail üzerindeki baskısını acilen artırması gerekiyor."
Ortadoğu'da yeni düzen
Bölgedeki sorunların artık bölge ülkeleri tarafından sahiplenilmesi gerektiğini ifade eden Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bu doğrultuda atılan tarihi bir adımı ilk kez paylaştı. Arap Birliği veya Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) gibi mevcut yapıların çok resmi ve hantal kaldığını, buralardan hızlı ve kalıcı karar almanın zor olduğunu belirten Fidan, yeni kurulan mekanizmayı şu sözlerle duyurdu:
"Bu yılın başlarında Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan olarak bölgemizde barışa dayalı 'yeni bir düzen' inşa etmek amacıyla bir çalışma grubu kurduk. Amacımız mevcut kurumların yerini almak değil, çok daha hızlı hareket etmek ve kararlar uygulamak"
İran'a çağrı
Bölgesel kalıcı barışın ancak tüm ülkelerin egemenlik haklarına saygı duyulmasıyla mümkün olacağını belirten Fidan, Irak'taki durumun düzelmesi ve bölgedeki gerilimin bitmesi için İran'ın vekil güçleri (Hizbullah ve Hamas) üzerindeki hakimiyetine de değinilmesi gerektiğini söyledi:
- "İran, uzun süredir bu ülkelerde vekil güçler bulundurmasını bir 'önleyici güvenlik politikası' olarak savunuyor; tıpkı İsraillilerin güvenlik gerekçesiyle bölgenin geri kalanını işgal etmesi gibi.
- Eğer bölgedeki her aktörün güvenliğini, siyasi egemenliğini ve toprak bütünlüğünü garanti altına alacak yeni bir güvenlik anlayışı geliştirebilirsek, o zaman İran'a dönüp 'Bakın, artık hepimiz kendi köşelerimize çekilebiliriz' diyebiliriz. İran'ın bu gerçekleri anlayacak olgunlukta olduğuna inanıyorum.
- ABD ve İran arasında bir barış anlaşmasına varılırsa, işte o zaman gerçekten sağlıklı tartışmalara başlayabiliriz."