Ana içeriğe geç

Foreign Policy: Trump devlet kapitalizmi uyguluyor

Foreign Policy, ABD Başkanı Trump’ın ikinci döneminin ilk yılında devlet ile özel sektör arasındaki sınırları nasıl tamamen sildiğini ve çipten nükleere, çelikten lityuma kadar milyarlarca dolarlık vergi mükellefi parasıyla ortak olduğu dev şirketlerin tam listesini çıkardı

Foreign Policy: Trump devlet kapitalizmi uyguluyor
Aydınlık
16

ABD Başkanı Donald Trump, ikinci döneminin ilk yılını hükümet ile iş dünyası arasındaki çizgileri daha önce görülmemiş şekillerde bulanıklaştırarak geçirdi. Foreign Policy'nin hazırladığı kapsamlı analize göre; bir ulusal servet fonu yaratma girişiminden, Venezuela devlet başkanının askeri olarak yakalanması operasyonuna kadar uzanan bu süreç, doğrudan Venezuela'nın geniş petrol rezervlerini Amerikan şirketlerine açmayı hedefliyordu.

Trump, hissedarların veya yönetim kurullarının istekleri yerine kendi emirlerini yerine getirmeleri için bu şirketleri sübvanse edebileceğinin ipuçlarını verirken; gümrük tarifeleri, imtiyazlı muafiyetler, ihracat vergileri ve düzenleyici baskılarla ekonomiye devlet müdahalesini eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye taşıdı. ABD'nin "devlet kapitalizmine" yöneldiğinin en açık kanıtı ise 2026 yılında da hızlanarak devam eden ve yaklaşık bir düzine şirkete doğrudan ortak olunması veya karlarından pay alınması adımı oldu.

ÇİP VE YARI İLETKEN SEKTÖRÜNDE DEVLETİ HİSSEDAR YAPAN ADIMLAR

Bu yeni stratejinin en yüksek profilli örneklerinden biri, Ağustos ayında Trump’ın bir zamanların efsanevi ancak şimdilerde zor günler geçiren çip üreticisi Intel’in yaklaşık yüzde 10’luk hissesini satın alarak ABD hükümetini şirketin en büyük hissedarı yapması oldu. Trump, bu anlaşma için hükümetin "hiçbir şey ödemediğini" iddia etse de Intel aslında Biden döneminde onaylanan CHIPS Yasası kapsamındaki hibeleri alma karşılığında devleti içeri kabul etmek zorunda kaldı. Benzer şekilde Aralık ayında Silikon Vadisi devi Nvidia'ya, Biden döneminin ihracat kısıtlamaları esnetilerek Çin’e gelişmiş çipler satma izni verildi; ancak bu iznin karşılığında tüm bu satışların yüzde 25'lik kesintisi doğrudan devlete bağlandı.

Bu oran, Ağustos ayında Nvidia ve rakibi AMD ile Çin satışlarından yüzde 15 pay alma üzerine yapılan ilk anlaşmanın bir üst aşaması oldu. Yarı iletken teknolojilerinde bağımlılığı azaltmak isteyen Trump yönetimi, çip üretim süreçlerine odaklanan Silikon Vadisi merkezli litografi girişimi xLight’a da Ticaret Bakanlığı aracılığıyla 150 milyon dolara kadar yatırım yaparak açıklanmayan bir oranda hisse ortaklığı kurdu. Ayrıca çip yapımında hayati önem taşıyan galyum metalinde Çin'in kısıtlamalarına karşı Ocak 2026'da Louisiana merkezli galyum şirketi Atlantic Alumina Co. (ATALCO) şirketine 150 milyon dolarlık öz sermaye yatırımı yapıldı; şu an hiç galyum üretmeyen ABD'de ATALCO'nun gelecekte tüm yerel talebi karşılaması bekleniyor.

STRATEJİK MADENLER VE ÇELİK SEKTÖRÜ

Trump'ın devlet kapitalizmi hamlesi kritik maden tedarik zincirinde de agresif bir şekilde kendini gösteriyor. Aralık ayında Güney Kore merkezli Korea Zinc firmasının Tennessee'de kuracağı rafineriden yüzde 40'lık hisse alınması için anlaşma yapıldı; bu anlaşmayla hükümet ve adı açıklanmayan ABD'li yatırımcılar firmanın kendisine de yüzde 10 ortak oldu. Ticaret Bakanı Howard Lutnick'in açıklamalarına göre 2029'da açılacak tesis yıllık 540 bin ton kritik mineral üretecek ve Washington 2026'dan itibaren küresel üretime öncelikli erişim hakkına sahip olacak. Çin'e olan lityum bağımlılığını kesmek isteyen Beyaz Saray, Amerika'nın en büyük lityum yataklarından birini geliştiren Lithium Americas şirketine ve 2028'de açılacak Thacker Pass projesine de ortak oldu; Biden dönemindeki 2.3 milyar dolarlık krediyi yeniden değerlendiren Trump yönetimi, fonların bir kısmını serbest bırakma karşılığında şirketten hisse kopardı.

Nadir toprak elementleri alanında ise Savunma Bakanlığı, ABD'deki tek operasyonel nadir toprak madenini işleten MP Materials şirketine milyarlarca dolarlık bir anlaşmayla yüzde 15 ortak olarak şirketin en büyük hissedarı konumuna geldi; anlaşma uyarınca MP Materials yeni bir magnet fabrikası kuracak ve Savunma Bakanlığı bu fabrikanın çıktılarını satın alarak taban fiyat garantisi sağlayacak. Nadir toprak hamlesinin bir diğer ayağında ise Vulcan Elements ve ReElement Technologies adlı iki girişime Savunma Bakanlığı'ndan sırasıyla 620 milyar dolar ve 80 milyon dolar kredi sağlandı, Ticaret Bakanlığı'ndan 50 milyon dolarlık federal teşvik ve yüz milyonlarca dolarlık özel sermaye aktarıldı. Karşılığında Savunma Bakanlığı hisse senedi varantları alırken, Ticaret Bakanlığı Vulcan Elements'ten 50 milyon dolarlık hisse elde etti. İç madenciliği artırmak adına çevre muhalefetine rağmen Alaska'daki tartışmalı bakır ve çinko projesini yürüten Kanada firması Trilogy Metals'e de on milyonlarca dolar yatırım yapılarak hisse alındı.

Çelik sektöründe ise Nippon Steel ile U.S. Steel arasındaki satın alma savaşına müdahale eden Trump, şirkette kendisine ve gelecek başkanlara yatırım ve üretim kararlarında veto hakkı tanıyan Avrupa tarzı bir "altın hisse" (golden share) kazandırdı. Kasım ayı sonlarında Ticaret Bakanlığı'ndan iki yetkiliyi yeni şirketin yönetim kuruluna atayan Trump, dünyadaki diğer çelik şirketleri kapasite fazlasıyla ve karbon emisyonunu azaltmaya yönelik "yeşil çelik" dönüşümüyle uğraşırken, yeni U.S. Steel'i tamamen devlet direktifleriyle yönetilecek bir yapıya büründürdü.

ENERJİ SEKTÖRÜNDE NÜKLEER RÖNESANS VE WESTİNGHOUSE ORTAKLIĞI

Sivil nükleer enerji üretimini canlandırmayı odak noktası haline getiren Trump yönetimi, yasal incelemeleri hızlandırmak ve yeni reaktörlerin inşasına başlamak için bir dizi kararname ve yasal değişiklik çıkardı. Bu doğrultuda Ekim ayında, reaktör üretiminde dünya standardı kabul edilen AP1000 modellerini üreten ABD'nin en büyük üreticisi Westinghouse Electric şirketinden yüzde 8'lik bir hisse alma opsiyonu elde edildi. Şu anda bir uranyum yakıt tedarikçisi ve temiz enerji yatırımcısı olan iki Kanadalı firmaya ait olan Westinghouse'un yeniden halka açılması durumunda devletin hissesini daha da büyütme opsiyonu bulunuyor; hükümetle kurulan bu "stratejik ortaklık" ile nükleer enerji alanında en az 80 milyar dolarlık bir yatırımın tetiklenmesi amaçlanıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler