Artı Gerçek- İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık düzenlenen basın toplantısında gündeme dair açıklamalar yaptı.
"Gerektiği sürece kendimizi savunacağız" diyen Bekayi, İran ve ABD'nin Pakistan ile Katar tarafından sunulan müzakere önerisine cevap verdiği yönündeki iddiaları ise yalanladı. Savaşla birlikte İran'ı teslim alınmaya çalışıldığını belirten Bekayi, "İran’ı teslim olmaya zorlaması beklenen bir savaşın üzerinden 5 ay geçti ancak onlar hâlâ bataklığın içinde sıkışıp kalmış durumdalar. Bizim için belirleyici olan güvenlik ve ulusal çıkarlardır. Bu konulardaki kararlar belirli bir süreç içerisinde alınır. ABD’nin savaş ve barış zamanını belirlemesine izin vermeyeceğiz. Gerektiği sürece kendimizi savunmaya devam edeceğiz” dedi.
'UKRAYNA'NIN EYLEMİ CEVAPSIZ KALMAYACAK'
Bekayi, Ukrayna tarafından İran’a ait bir deniz aracına yapılan saldırının karşılıksız kalmayacağını söyledi. Bekayi, “Kesinlikle kendilerini Ukrayna’nın destekçisi ve savunucusu olarak gören tüm taraflar hesap vermelidir. Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın davranışı, esas olarak Birinci Dünya Savaşı sırasında tehlikeli eylemler gerçekleştiren anarşistlerin davranışlarını hatırlatmaktadır. Bu eylemin, uluslararası dengelerde çok da yüksek olmayan ağırlığını göstermek amacıyla yapılmış sembolik bir girişim olup olmadığından emin olmak mümkün değildir. Ancak bunun sonuçları mutlaka sizin üzerinizde kalacaktır. Ukrayna rejimi, dört yıl önce kendisini büyük güçler arasındaki jeopolitik mücadelenin bir aracı seviyesine indirdi. Kendi ülkesiyle ilgilenmek yerine diğer ülkeleri suçladı ve sürekli olarak başkalarını eleştirdi. En başından beri Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmada hiçbir müdahalemiz olmadığını söyledik. Ukrayna’nın bu eylemi tehlikeli bir maceradır ve cevapsız kalmayacaktır” ifadelerini kullandı.
'NÜKLEER ENERJİNİN BARIŞÇIL KULLANIMI HERKESİN HAKKI'
Bekayi, ABD ile Suudi Arabistan arasındaki nükleer anlaşma ve Washington’un İran’a yönelik tutumu hakkında şunları söyledi:
“Ben kendi tutumumuz hakkında konuşuyorum. Siyonist rejimin temel olarak her türlü teknoloji transferine karşı olduğu konusunda hiçbir şüphe yoktur ve bu rejim bölgemize teknoloji aktarılmasını engellemeye çalışmaktadır. Konunun esasına gelince; ABD’nin alışılmış davranışı doğrultusunda bu mutabakat 24 saatten fazla sürmedi. Nükleer enerjinin barışçıl kullanımı herkesin hakkıdır. İran’a yönelik baskıların sebebi de İran’ın kendi hakkını kullanmasıdır” diye konuştu.
BULGARİSTAN'A ÜSTÜ KAPALI TEHDİT
ABD güçlerinin Bulgaristan’da konuşlandırılmasına da değinen Bekayi, “Tutumumuzu açıkladık. Daha önce de Bulgaristan, İran’a yönelik saldırıyı desteklemek amacıyla ABD uçaklarının konuşlandırılmasına izin vermişti. Bu eylem, Birleşmiş Milletler Şartı’nın temel ilkelerine aykırıdır ve 3314 sayılı karar uyarınca saldırgan bir eylem örneği olabilir. Bulgaristan kamuoyu bu karara karşıdır. Bulgaristan’daki karar vericiler, ülkelerini ABD’nin suç ortağı konumuna düşürebilecek bu tehlikeli karar nedeniyle dikkatli olmalıdır” dedi.
IRAK İLE İŞBİRLİĞİ: TUTUMUMUZ AYNI
Irak Başbakanı’nın Tahran ziyareti, ABD ile olası arabuluculuk girişimleri ve güvenlik konularındaki görüşmelerine de değinen Bekayi, “Irak Başbakanı’nın aldığı tutum kesinlikle bizim tutumumuzla aynıdır. Güvenlik iş birliği ve terörizmle mücadele kapsamında, yapılan anlaşma temelinde görüşmeler gerçekleştirildi. Bizim çabamız; Irak hükümeti ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi yetkilileriyle iş birliği yaparak, iki taraf arasındaki sınırların güvenli olması ve terör örgütlerinin varlığından uzak tutulmasıdır" diye konuştu.
ARAP ÜLKELERİNİN İRAN KARŞITI BİLDİRİSİNE TEPKİ
Bazı Arap ülkelerinin ABD Dışişleri Bakanı Mark Rubio ile birlikte İran karşıtı yayımladığı ortak bildiriye dair konuşan Bekayi, “ABD’yi İran’a yönelik askeri saldırının sorumlusu olarak görüyoruz. Bazı bölge ülkelerinin bu saldırıya katılımını da görmezden gelemeyiz. Defalarca söyledik ki bölge ülkeleriyle iyi ilişkiler kurmak istiyoruz. Basra Körfezi ülkeleri arasında ortak iş birliğinin temeli olabilecek bağlar bulunmaktadır. Ancak bazı ülkeler kendi topraklarını ABD’nin saldırıları için kullanıma açtı. Bölge ülkeleri, İran’ın hiçbir koşul altında kendi savunma imkânları konusunda müzakere etmeyeceğini bilmelerine rağmen, ABD Dışişleri Bakanı ile aynı çizgide açıklamalar yaptılar. Son iki hafta içerisinde bazı ülkelerin ABD ile birlikte İran’a yönelik saldırı ve askeri operasyon sürecindeki iş birliklerinin devam ettiğine şahit olduk. Beklentimiz, bu tür iş birliklerini ve destekleri sürdürmemeleridir” ifadelerini kullandı.
'FRANSA İÇ İŞLERİMİZE MÜDAHALE ETTİ'
Fransa Büyükelçisi’nin İran Dışişleri Bakanlığı'na çağrılmasına değinen Bekayi, “Fransızların sorumluluğu başkasına atma ve önceden davranarak kendilerini savunma çabası oldukça ilginçtir. Özür dilemesi gereken taraf Fransa’dır. Çünkü diplomatik dokunulmazlıklarını kullanarak hiçbir şekilde haklı gösterilemeyecek bir eylem gerçekleştirdiler. İran’ın iç işlerine müdahale ettiler ve kendileri için, tüm yetkili yorumlara göre iç işlerine müdahale anlamına gelen görevler belirlediler. Dün de Fransa’nın Tahran Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı ve Fransa hükümetine müdahaleden vazgeçmesi gerektiği vurgulandı" dedi.
'İNGİLTERE, ABD İLE İŞBİRLİĞİNİ İTİRAF ETTİ'
İngiltere Başbakanı Andy Burnham’ın açıklamalarına değinen Bekayi, İngiltere Başbakanı’nın ABD ile İran’a karşı iş birliğini itiraf ettiğini söyledi. Bekayi, “Yeni İngiltere hükümetinin daha akılcı davranmasını bekliyorduk ancak ne yazık ki daha kötü bir yol izlediğini gördük. ABD’nin, İran’a yönelik saldırıyı desteklemek amacıyla İngiltere’deki askeri üsleri kullandığını biliyorduk. Bu durum uluslararası hukuk kurallarına aykırıdır ve hiçbir şekilde kabul edilemez. Bunun yeni İngiltere Başbakanı tarafından dile getirilmesi uluslararası hukuka aykırı bir eylemin kabul edilmesi anlamına gelir. Deneyimler göstermiştir ki saldırgan tarafa karşı taviz vermek, hiçbir şekilde uluslararası barış ve güvenliği sağlamaz. Hürmüz Boğazı konusunda İngiliz tarafları, herhangi bir gerilimin tırmanmasının durumu daha karmaşık hale getireceğini kesinlikle bilmektedir. İngiltere samimiyse, meselenin asıl konusuna dönmelidir. İngiliz yetkililer, Lüksemburg’un ASEAN’daki tutumlarını görmeli ve Hürmüz Boğazı’ndaki mevcut durumun sorumlularının ABD tarafı ve onun ortakları olduğunu kabul etmelidir. Bu durumun İran’a karşı gerçekleştirilen saldırgan eylem dışında hiçbir gerekçesi yoktur” dedi.
DEVRİM MUHAFIZLARI KARARI: SONUÇLARI İNGİLİZ TARAFINI İLGİLENDİRİR
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, İngiltere’nin İran Devrim Muhafızları Ordusu’na yönelik aldığı karar hakkında şunları söyledi:
“Devrim Muhafızları’nı ulusal güvenliğe tehdit olarak tanımladılar. Ancak İran’a ait olan, İran devletinin ayrılmaz bir parçası olan ve İran’ı ve bölgeyi IŞİD terörizmine karşı savunan bir kuruma böyle bir etiket yapıştırılması hiçbir şeyi değiştirmez. Karar siyasi bir adımdır ve uluslararası hukuka aykırıdır. İran’a baskı uygulamak amacıyla alınmış bir karardır. Böyle bir adımın sonuçları İngiliz tarafını ilgilendirir. İran, İngiltere’nin bu eylemine karşı mutlaka gerekli tedbirleri alacaktır.”
'UMMAN GÖRÜŞMELERİNİN ABD’LE İLGİSİ YOK'
İran ve Umman arasındaki görüşmelere dair konuşan Bekayi, “Bu görüşmeler İran ile Umman arasındadır. Hürmüz Boğazı’nda deniz taşımacılığının nasıl yönetileceği konusunda faydalı görüşmeler yapıldı. İki ülke hükümeti, her iki devletin egemenlik haklarına ve İran’ın ulusal çıkarlarına saygı göstererek güvenli deniz taşımacılığı için bir mekanizma belirlemeye çalışmaktadır. Hürmüz Boğazı’nın durumu, ABD’nin dayattığı güvensizlik nedeniyle değişmemiştir ve kapalıdır. Bizim bu görüşmelerimizin ABD ile hiçbir ilgisi yoktur. İran ile Umman arasında yürütülen ikili görüşmelerdir ve devam etmektedir” ifadelerini kullandı.
LÜBNAN SAVAŞI: DİRENİŞİN SİLAHLARI EGEMENLİĞİ SAVUNMAK İÇİNDİR
Lübnan’da devam eden İsrail ve Hizbullah çatışmalarına dair de açıklama yapan Bekayi, “Lübnan konusunda daha önce de birçok kez konuştuk. Direnişin silahları, Lübnan’ın ulusal egemenliğini savunmak içindir. Lübnan işgal altındadır. Lübnan’ın, Siyonist rejim karşısında toprak bütünlüğünü ve egemenliğini nasıl savunacağına karar vermesi Lübnan’a ait bir konudur. Ancak deneyimler göstermiştir ki yalnızca güçten anlayan taraflar karşısında savunmasız kalmamak gerekir” dedi.
ABD'YE: GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ
ABD’nin, mutabakatı ihlal ettiğini öne süren Bekayi, “Hiçbir mutabakat tek taraflı uygulanmaz. Yükümlülüklerimizi yerine getirmeyi durdurduk. Gelecekte hangi yöne ilerleyeceğimiz hakkında daha sonra konuşacağız. Ancak biz hiçbir şekilde kendi ilkelerimizden ve ulusal çıkarlarımızdan taviz vermeyeceğiz. ABD sürekli olarak Kuveyt’teki imkânları ve üsleri İran’a karşı kullanıyor. Ülkelerin resmi açıklamalarında genellikle İran’ı suçlayan ifadeler yer alıyor, ancak önemli olan uygulamadır. Kuveyt uygulamada, ABD’nin kendi egemenliklerini Müslüman bir ülkeye saldırmak için kullanmasına izin vermemelidirler" diye konuştu.
'İRAN’IN MÜZAKERE TALEP ETTİĞİ İDDİASI UYDURMA'
Bekayi, ABD ile yapılan mesaj alışverişleri ve İran’ın Cenevre veya Pakistan’da müzakere talep ettiği yönündeki iddiaları ise yalanladı. Bekayi, “Böyle bir şey bizim yapımıza ve anlayışımıza uygun değildir. İran’ın müzakere talep ettiği iddiası bir haber uydurmasıdır. Biz hiçbir zaman ulusal çıkarlarımızı korumak için diplomasi aracını kullanmaktan kaçınmadık.Aynı zamanda karşı tarafın yanlış anlayacağı hiçbir adım atmayız. Arabulucular, Amerikan tarafından gelen bazı mesajları iletiyorlar. Ancak şu anda ABD ile hiçbir müzakeremiz yoktur” ifadelerini kullandı.
'ABD HÜRMÜZ'DE GÜVENSİZLİK YOLU OLUŞTURDU'
Hürmüz Boğazı’ndaki gerginliklere dair konuşan Bekayi, “ABD, Hürmüz Boğazı’nda güvensizlik yolu oluşturdu. Mutabakat metindeki yükümlülükler çok açıktı. Peki, ABD ne yaptı? İran’a karşı geniş çaplı saldırılar başlattı. En başından beri Amerikalıların oluşturduğu güney güzergâhının güvensizlik yolu olduğunu söylemiştik. Amerikalılar, İran’ın şehit liderin cenaze töreniyle meşgul olduğunu ve herhangi bir tepki göstermeyeceğini düşünerek, bölgedeki bazı ülkelerle koordineli şekilde gemileri güney güzergâhına yönlendirdi. Hiç kimse Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait gemilerin, takip sistemlerini kapatarak tesadüfen o güzergâhtan geçtiğini düşünemez. Herkes şunu bilmelidir ki ABD’nin bazı ülkelerle gerçekleştirdiği bu kışkırtıcı eylem, Hürmüz Boğazı’nı güvensiz göstermek ve saldırganlık için bahane oluşturmak amacıyla kurulmuş bir tür tuzaktı” dedi.
'ABD, MAFYA GRUBU GİBİ HAREKET EDİYOR'
ABD’nin “devlet” gibi davranması gerektiğini vurgulayan Bekayi, “ABD’nin son yıllardaki davranışları, hiçbir kurala bağlı olmayan bir mafya grubunun davranışlarına benzemektedir. Söylem ve eylemlerinde uluslararası düzenin tüm kurallarını ihlal etmiş ve uluslararası normları çiğnemiştir. Bu davranış devam ettiği sürece, makul bir sürecin oluşmasını umut edemeyiz. Son birkaç gündür ortamın daha sakin olması, silahlı kuvvetlerimizin aldığı tedbirlerin sonucudur” diye konuştu.
'ABD İLE HİÇBİR MÜZAKEREMİZ YOK'
İran ve ABD arasındaki müzakereler yapıldığı iddialarına ilişkin Bekayi, “Medyanın yaptığı tahminlere ve spekülasyonlara dikkat etmeyin. Bizim ABD ile hiçbir müzakeremiz yoktur. Bizim görüşmelerimiz Umman ile yapılmaktadır ve Hürmüz Boğazı’ndan geçiş için gerekli düzenlemeler üzerinde yoğunlaşmaktadır” ifadelerini kullandı.
'ÇİN, İRAN'IN STRATEJİK ORTAĞIDIR'
İran ve Çin dışişleri bakanlarının Şanghay İşbirliği Örgütü toplantısı sırasında gerçekleştirdiği görüşmelere değinen Bekayi, “Çin, İran’ın stratejik ortağıdır. Çin; BRICS’in, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün etkili bir üyesi ve aynı zamanda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin aktif bir üyesidir.Bizim Çin ile hem ortak çıkarlarımız hem de ortak endişelerimiz bulunmaktadır. Çin de bizim gibi bölgedeki durumdan ve güvensizlik ortamından endişe duymaktadır. ABD’nin yıkıcı eylemleri konusunda da aynı görüşlere sahibiz. İki ülkenin dışişleri bakanlarının görüşmesinde ikili koordinasyon konuları ele alındı” dedi. (DIŞ HABERLER SERVİSİ)