Yaş ilerledikçe kas kütlesinde azalma birçok kişi tarafından kaçınılmaz bir süreç olarak görülüyor. Ancak spor hekimi Dr. Jordan D. Metzl’e göre bu tablo tamamen “yaşlanmanın doğal sonucu” olarak kabul edilmemeli.
The Washington Post’ta kaleme aldığı yazısında Metzl, tıpta sarkopeni olarak adlandırılan yaşa bağlı kas kaybının 40’lı yaşlardan itibaren başlayabildiğini, ancak doğru egzersiz, beslenme ve toparlanma stratejileriyle bu sürecin yavaşlatılabileceğini belirtti.
Metzl, kas kaybının yalnızca daha güçsüz hissetmek anlamına gelmediğini; metabolik sağlık, hastalıklara karşı direnç, düşme ve kırık riski, bağımsız yaşama kapasitesi ve genel yaşam kalitesi üzerinde de etkili olduğunu vurguladı.
“KAS SADECE HAREKET İÇİN DEĞİL, SAĞLIK İÇİN DE KRİTİK”
Metzl’e göre iskelet kası, vücudu taşıyan ve hareketi sağlayan bir yapı olmanın ötesinde, metabolik açıdan da önemli bir role sahip. Kas dokusu; insülin duyarlılığı, inflamasyonun kontrolü ve vücudun genel dayanıklılığı üzerinde etkili.
Kas kütlesindeki azalma ise özellikle ileri yaşlarda daha belirgin sonuçlar doğurabiliyor. Metzl, kas kaybının metabolik sendrom ve Tip 2 diyabet riskini artırabileceğini, hastalık dönemlerinde kırılganlığı yükseltebileceğini, düşme ve kırık ihtimalini artırabileceğini ifade etti.
Bu nedenle yaşlılıkta bağımsız yaşamın en temel göstergelerinden biri, sandalyeden kalkabilmek, merdiven çıkabilmek, alışveriş poşeti taşıyabilmek ya da hastalık sonrası toparlanabilmek gibi gündelik hareketlerde saklı.
AYNI EGZERSİZ ARTIK NEDEN ESKİSİ KADAR İŞE YARAMIYOR?
Metzl, yaş ilerledikçe kas liflerinin küçüldüğünü, özellikle hızlı kasılan liflerde azalma görüldüğünü ve vücudun egzersiz ile proteine verdiği yanıtın zayıfladığını belirtiyor. Tıpta bu durum anabolik direnç olarak tanımlanıyor.
Bu nedenle birçok kişi yıllardır aynı egzersizleri yaptığı halde eskisi kadar sonuç alamadığını hissediyor. Metzl’e göre bu yalnızca bir algı değil, fizyolojik bir gerçek.
Ancak bu durum kasların egzersize yanıt vermediği anlamına gelmiyor. Metzl, kasların her yaşta yüklenmeye yanıt verebildiğini; asıl meselenin çoğu zaman egzersizin yeterli dozda yapılmaması olduğunu söylüyor.
1- HAFTALIK DİRENÇ EGZERSİZİ ŞART
Metzl’in ilk önerisi, yaş ilerledikçe direnç egzersizinin düzenli hale getirilmesi. Yürüyüşün değerli olduğunu ancak tek başına sarkopeniyi tersine çevirmeye yetmediğini belirten Metzl, kas kütlesini korumak ve artırmak için yüklenmenin gerekli olduğunu vurguluyor.
Metzl’e göre haftada 2 ila 4 gün kuvvet antrenmanı yapılmalı. Bu antrenmanlar tüm vücudu kapsamalı; squat, itme, çekme ve kalça-hamstring hattını çalıştıran hareket kalıplarını içermeli.
Buradaki hedef tükenmek değil, kasın uyum sağlamasını sağlayacak yeterli uyarıyı vermek. Metzl, yaş ilerledikçe gelişim için daha bilinçli ve yeterli düzeyde zorlanmak gerektiğini belirtiyor.
2- YAŞ İLERLEDİKÇE PROTEİN İHTİYACI ARTIYOR
Metzl’in ikinci uyarısı beslenmeyle ilgili. Yaşlandıkça kasların proteine verdiği yanıt azalıyor. Bu nedenle kasların egzersiz sonrası yeniden yapılanabilmesi için öğünlerde yeterli protein almak daha önemli hale geliyor.
Metzl, çoğu yetişkinin günde 2-3 öğünde, öğün başına en az 25-35 gram protein hedeflemesi gerektiğini belirtiyor.
Yeterli protein alınmadığında kasların egzersiz sonrası onarım kapasitesi azalıyor. Bu da düzenli spor yapılmasına rağmen kas kütlesinin korunmasını zorlaştırabiliyor.
3- TOPARLANMA DA TEDAVİNİN PARÇASI
Metzl’e göre kas antrenman sırasında değil, antrenmandan sonra gelişiyor. Bu nedenle egzersiz kadar toparlanma da önemli.
Özellikle ileri yaşlarda sık yapılan hatalardan biri, antrenman sıklığını artırırken dinlenme, uyku ve beslenmeyi ihmal etmek. Metzl, bunun sakatlık riskini yükseltebileceğini ve gelişimi yavaşlatabileceğini belirtiyor.
Toparlanmanın yalnızca dinlenmekten ibaret olmadığını vurgulayan Metzl, yeterli kalori, yeterli protein ve kaliteli uykunun kas onarımı için kritik olduğunu ifade ediyor. Yazıda, kas dokusunun uyku sırasında aktif biçimde onarıldığı hatırlatılarak en az 7 saatlik uykunun hedeflenmesi gerektiği belirtiliyor.
4- TAKVİYELER YARDIMCI OLABİLİR AMA EGZERSİZİN YERİNİ TUTMAZ
Metzl’in dördüncü başlığı takviyeler. Kreatin monohidratın, direnç egzersiziyle birlikte kullanıldığında özellikle ileri yaş grubunda güç ve yağsız kas kütlesi üzerinde mütevazı ama tutarlı faydalar sağlayabildiğini belirtiyor.
Kreatinin balık ve tavuk gibi protein kaynaklarından alınabileceğini, yeterli doğal alım olmadığında toz formunun da tercih edilebileceğini aktarıyor. Ancak Metzl, hiçbir takviyenin mekanik yüklenmenin yani kası çalıştırmanın yerini tutmayacağının altını çiziyor.
Peptitler ve hormon tedavilerine yönelik pazarlamanın arttığını da belirten Metzl, rutin yaşlanma sürecinde en güçlü kanıtların hâlâ direnç egzersizi, yeterli protein ve toparlanma üzerinde toplandığını ifade ediyor.
“KAS, HER YAŞTA YANIT VEREN DOKULARDAN BİRİ”
Metzl yazısında, yaşa bağlı kas kaybının tamamen engellenemese de sanılandan çok daha fazla kontrol edilebileceğini vurguluyor.
Ona göre kas, vücudun her yaşta en iyi yanıt veren dokularından biri. Ancak bunun için düzenli olarak zorlanması, doğru beslenmeyle desteklenmesi ve yeterince dinlendirilmesi gerekiyor.
Metzl’in ana mesajı ise net: Yaşlandıkça zayıflamak kaçınılmaz bir kader değil. Kas kaybını “normal” diyerek kabullenmek yerine, doğru egzersiz ve yaşam alışkanlıklarıyla sürecin yönünü değiştirmek mümkün.
Uzmanlar, özellikle kronik hastalığı bulunan, ilaç kullanan veya takviye almayı düşünen kişilerin yeni bir egzersiz ya da beslenme programına başlamadan önce hekim görüşü almasını öneriyor.