ABD’nin NATO’nun Ankara Zirvesi’nin son günü olan 8 Temmuz’da İran’a yönelik saldırılarını yeniden başlatmasıyla uluslararası piyasalarda Brent petrol fiyatları yeniden 85 doları görürken, tüketicilerin de cebini yakmaya başladı. İran savaşının petrol fiyatlarına kısa ve orta vadede etkisini Akit’e değerlendiren Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener, ABD’nin İran savaşını kullanarak dünya petrol fiyatlarıyla oynadığını, bununla da Çin ekonomisini zayıflatmayı ve ABD’ye daha fazla yatırımcı çekmeyi amaçladığını söyledi. Petrol fiyatlarındaki dalgalanmanın Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla yukarı yönlü seyredebileceğini belirten Akyener, bununla birlikte Kasım ayında yapılacak ABD seçimleri öncesinde, muhtemelen Ekim ayı başlarında fiyatların düşmüş olacağını ifade etti. Enerji Uzmanı Taner Köylü de, petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı eksenli olarak bir süre daha devam edeceğini ancak, yaklaşan ABD Başkanlık seçimleri nedeniyle bunun uzun vadeli olamayacağını kaydetti. Köylü, Brent petrolün 100 dolarları görmeyeceğini, orta vadede ise yeniden 65 dolar bandına inebileceğini belirterek tüketicilerin içini ferahlatan bilgiyi aktardı.
“TRUMP PETROL FİYATLARIYLA OYNUYOR”
Akit’e konuşan TESPAM Başkanı Oğuzhan Akyener, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinin ardından İran ile barışın bittiğini açıklamasıyla ABD ordusunun İran’a saldırılarını artırdığını, aynı dönemde Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın da kızışarak Rusya’daki bazı rafinelerin vurulmasının dikkat çekici olduğunu belirterek, bu gelişmelerin enerjinin müzakerelerde bir araç olarak kullanıldığını gösterdiğini söyledi. Petrol fiyatlarındaki yoğun dalgalanmalar ve petrol fiyatlarındaki ani yükselişler Çin’e ve Çin gibi ülkelere kaybettirirken ABD’ye kazandırdığını vurgulayan Akyener, “ABD bu dalgalanmaları kullanıyor. Sonuçta savaş başlatıp savaş bitiriyor ve her savaş başlatıp bitirmede, Trump sadece ABD’deki birçok farklı yatırımcı ile birlikte ya da ABD’nin kendi tahvillerinde, altın-dolar arasında fiyat değişimlerinden büyük para kazanabiliyor. Zaten bu süreçte Çin ciddi anlamda zora girdi, ABD ciddi anlamda kazandı. Savaş butonunu elinde tutan Amerika, o butona basıp elini çekmekle spekülasyon yapıp bu işi kâra çevirmeye başladı. Bu süreç ABD’nin işine yarıyor ve Çin biraz daha zora giriyor. Çünkü savaşı ABD başlatıyor, ABD bitiriyor. Piyasalar İran’ın söylemlerine değil ABD’ye bakıyor. Diğer taraftan şimdi Trump pragmatist davranarak petrol fiyatlarıyla oynuyor. Yani piyasalardaki dalgalanmaları fırsata çeviriyor, bu bir. İkincisi, hem parası olan körfez ülkelerine yoğun bir şekilde silah satıp buradan para kazanırken diğer taraftan da ülkelerdeki stratejik sahaları büyük ve küçük ölçekli, orta ölçekli Amerikan petrol şirketlerine aldırmaya çalışıyor. Mesela Venezuela’da ve şu anda Suriye’de bunu yapıyor. ABD’deki yurt dışında operasyon yapabilecek petrol şirketi sayısı belki bütün dünyadaki petrol şirketi sayısından fazladır. ABD’nin bu bağlamda hamle yapabilme kabiliyetleri çok gelişmiş. Trump, ABD’deki şirketlere ‘bak petrol fiyatları yüksek, git şurada yatırım yap’ diyebiliyor. Bunun için ilk başta Venezuela pastasını açtı. Venezuela şu an yatırımcıların çoğunu ikna etmeye başladı. Şu an Suriye’ye de yatırımcıları sokmaya çalışıyor Trump. ABD’deki petrol şirketlerinin yurt dışından daha fazla lisans almasına ön ayak olarak ülkesinin petrol kaynakları üzerindeki kontrolünü arttırmaya çalışıyor. Trump her şekilde buradan kazanmayı biliyor. Müttefiklerini küstürüyor, sorunlar da var ama bence bu tamamen bilinçsiz bir politika değil. ABD şunu fark etti; Çin’le rekabet için yeni bir dünya düzeni lazım. Bu nedenle Trump üretimin, paranın hatta fason üretimlerin, enerji yoğunluğu yüksek olan üretimlerin dahi ABD’ye kaymasını istiyor. Bunun için de sürdürülebilir ucuz enerjiye ihtiyacı var. Bunun için de sonuna kadar gaza basıyor. Yani iklim, karbon emisyonu, bunların hiçbiri umurunda değil. Bunları tamamen bırakmış, Çin’le rekabet için stratejileri ortaya koymaya çalışıyor. Çin’in genel anlamda elini zayıflatmak için yapıyor” dedi.
“PETROL FİYATLARI YAZ SONUNA DOĞRU DÜŞMEYE BAŞLAR”
Enerji Uzmanı Taner Köylü de, petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı eksenli olarak bir süre daha devam edeceğini ancak, yaklaşan ABD Başkanlık seçimleri nedeniyle bunun uzun vadeli olamayacağını kaydetti. Köylü, “Dünyadaki en büyük petrol ithalatçısı Çin. En büyük petrol üreticisi ise ABD. ABD’nin savaş butonuyla oynayarak petrol fiyatlarını yükselttiği görülüyor. Buna karşın OPEC’in petrol arzını artırma kararı da fiyatları aşağı yönlü baskılıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki gerginlik devam ederse 85 dolara çıkan Brent petrol fiyatları bir süre 85 fiyat dolar bandında takılı kalır. Ancak Trump bir süre sonra tekrar gerginliği düşürücü bir açıklama yapıp, sonra tekrar arttırabilir. Ta ki Kasım ayındaki başkanlık seçimi yaklaşana kadar. Çünkü ABD’de seçim öncesinde Trump’ın bütün piyasaları rahatlatması gerekiyor. Gerilim tamamen bitirmiş olması gerekiyor. Seçim öncesi petrol fiyatlarını rahatlatamazsa, bu Trump’ın seçim kaybetmesi anlamına gelir. Kasım’dan önce fiyatları düşürmesi gerekiyor. Ekim ayında artık düşüşün sürekli olması gerekiyor ki piyasa kendini toparlasın. Rakamlar normale dönsün. Eğer ABD ve İran arasında barış anlaşması imzalanır ve tekrar savaş olmayacağı görüşü piyasaya hakim olursa o zaman petrol fiyatları eskinin de altına iner. Yani 65 doların altına dahi düşebilir. Dolayısıyla petrol fiyatlarında tekrar 100 dolarları beklemiyoruz. Yaz sonuna doğru petrol fiyatları düşmeye başlar” değerlendirmesini yaptı.