İMAM GÜNEŞ – İSTANBUL
EKONOMİ’nin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yaptığı derlemeye göre, Türkiye’nin dış ticaretinde son 5 yılda ödeme alışkanlıkları ve para birimi tercihleri önemli sinyaller verdi. İhracatın yaklaşık üçte ikisi mal mukabili yöntemle gerçekleştirilirken, Türk ihracatçısının alıcısına finansman sağlamaya devam ettiği görüldü. Aynı dönemde ihracatta Euro kullanımının hacmi 103,7 milyar dolardan 134,5 milyar dolara yükselirken, dolarla ihracat 122 milyar dolar seviyesine ulaştı. Kamu otoritelerinin sıkça vurguladığı Türk Lirası ile ticaret de büyümesini sürdürdü ancak dış ticaretin ana omurgasını hala rezerv para birimleri oluşturdu.
Veriler, ihracatçının risk üstlenmeye devam ettiğini, ithalatçının ise peşin ödeme eğilimini artırdığını ortaya koyarken, para birimi tarafında ihracatta Euro, ithalatta ise dolar liderliğini korudu. Son 5 yıld0a dikkat çeken gelişmelerden biri de Çin Yuanı ve Rus Rublesi gibi alternatif para birimlerinin ticarette daha görünür hale gelmesi oldu.
Akreditifli ihracatın payı sınırlı
İhracatta ikinci büyük ödeme yöntemi peşin ödeme oldu. 2021’de yüzde 15,4 olan pay, 2025’te yüzde 17,1’e yükseldi. Peşin ödeme ile yapılan ihracat hacmi 46,8 milyar dolar seviyesine ulaştı. Özellikle son yıllarda küresel ticarette artan riskler, tedarik zinciri sorunları ve finansman maliyetlerindeki yükseliş bazı sektörlerde peşin ödeme eğilimini destekledi.
Vesaik mukabili ödeme yöntemi de ihracatın temel araçlarından biri olmaya devam etti. 2021’de yaklaşık yüzde 9,8 olan pay, 2025’te yüzde 10,3 seviyesine çıktı. Buna karşılık geleneksel dış ticaret finansman araçları arasında yer alan akreditifli işlemler ihracatta görece sınırlı bir ağırlık taşıdı. Akreditifli ihracatın toplam içindeki payı yüzde 3 seviyelerinde kaldı.
İthalatta mal mukabili öne çıktı
İthalat tarafında da benzer bir görünüm oluştu. 2025 yılında ithalatın yüzde 62,6’sı mal mukabili ödeme ile gerçekleştirildi. Bu oran 2021’de yüzde 61,8 düzeyindeydi. Böylece Türkiye’nin ithalatında da en baskın ödeme yöntemi mal mukabili sistem olmaya devam etti. Ancak ithalat tarafında dikkat çeken unsur, peşin ödemenin yüksek ağırlığı oldu. 2025 yılında peşin ödeme ile yapılan ithalat 86,6 milyar dolara ulaşırken toplam ithalat içindeki payı yüzde 23,7 seviyesine çıktı. İhracatın aksine ithalatta akreditif ve vadeli akreditif uygulamalarının daha yaygın olduğu görülüyor. 2025 yılında vadeli akreditif ile yapılan ithalat yaklaşık 16 milyar dolar, klasik akreditif ile yapılan ithalat ise 5,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Bu tablo, Türkiye’nin özellikle yüksek tutarlı sanayi girdileri ve yatırım mallarında güvence mekanizmalarını daha yoğun kullandığını gösteriyor.
Döviz tercihlerinde iki kutuplu yapı
Ödeme yöntemlerinin yanında dış ticaretin hangi para birimleriyle yapıldığı da dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. 2025 itibarıyla ihracatta en çok kullanılan para birimi Euro oldu. Euro ile yapılan ihracatın büyüklüğü 134,5 milyar dolara ulaştı. ABD doları cinsinden yapılan ihracat ise 122,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
İthalatta ise tablo tersine döndü. Türkiye’nin enerji, emtia ve sanayi girdisi ithalatında doların baskın rolü nedeniyle ABD doları açık ara ilk sırada yer alıyor. 2025 yılında dolar cinsinden ithalat 216,8 milyar dolar olurken, Euro cinsinden ithalat 111 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Başka bir ifadeyle Türkiye ihracatı ağırlıklı olarak Euro ile yaparken, ithalat faturasında doların ağırlığı belirgin şekilde daha yüksek.
TL ile ithalat 5 yılda %882 büyüdü
İngiliz sterlini, ihracatta üçüncü büyük para birimi olmayı sürdürdü. 2025 yılında sterlin cinsinden ihracat 5,2 milyar doları aştı. Rus rublesiyle yapılan ticaret ise son yıllarda artış göstermesine rağmen toplam dış ticaret içindeki pay açısından halen sınırlı bir düzeyde bulunuyor.
Son yıllarda kamu otoriteleri tarafından sıklıkla gündeme getirilen Türk Lirası ile dış ticaret konusu verilerde de karşılığını buluyor. 2021 yılında TL ile yapılan ihracat 66,8 milyar lira seviyesindeyken, 2025 yılında 342 milyar liraya yükseldi. Böylece dört yılda yaklaşık 5 katlık bir artış gerçekleşti.
İthalatta ise artış daha da hızlı oldu. TL ile yapılan ithalat 2021’de 116 milyar lira iken 2025 yılında 1,14 trilyon liraya ulaştı. Bu da yüzde 882’lik bir büyümeye işaret ediyor. Bununla birlikte TL’nin dış ticaretteki toplam ağırlığı hâlâ sınırlı düzeyde bulunuyor. 2025 verileri, dış ticaret işlemlerinin büyük bölümünün hâlâ Euro ve dolar üzerinden yürütüldüğünü gösteriyor. Dolayısıyla son yıllarda TL kullanımında belirgin bir genişleme yaşansa da, Türkiye’nin dış ticaret yapısında rezerv para birimlerinin belirleyici konumu devam ediyor.
Finansmanı ihracatçı sağlıyor
Türkiye'nin dış ticaretinde son beş yılda değişmeyen en önemli gerçeklerden biri, ihracatın finansman yükünün büyük ölçüde ihracatçının üzerinde kalması oldu. TÜİK verilerine göre mal mukabili ödeme yöntemi ihracattaki ağırlığını artırarak yüzde 67 seviyesine ulaştı. Böylece Türkiye'nin yaptığı her 3 dolarlık ihracatın yaklaşık 2 doları, mal teslim edildikten sonra tahsil edilen ödemelerle gerçekleştirildi. Başka bir ifadeyle Türk ihracatçısı, ürününü gönderiyor, müşterisine vade tanıyor ve ödemeyi daha sonra alıyor. Küresel pazarlarda sipariş alabilmenin şartlarından biri haline gelen bu sistem, tahsilat riskini ve finansman maliyetini doğrudan ihracatçının üzerine bırakıyor. Son yıllarda yüksek kredi faizlerine rağmen mal mukabili işlemlerin payının artması, ihracatçıların pazarlarını korumak için finansman yükünü üstlenmeye devam ettiğini gösteriyor.
Çin Yuanı ile yapılan ihracat %511, ithalat %459 arttı
Türkiye'nin dış ticaretinde dolar ve Euro’nun hakimiyeti sürerken, son 5 yılda bazı para birimlerinde dikkat çekici değişimler yaşandı. En hızlı yükselişlerden biri Çin Yuanı'nda görüldü. Yuan ile yapılan ihracat 2021 yılında 26,9 million dolar seviyesindeyken 2025 yılında 164,2 milyon dolara çıktı. Böylece 5 yılda yaklaşık yüzde 511 artış kaydedildi. İthalatta ise artış çok daha güçlü gerçekleşti. Çin Yuanı ile yapılan ithalat 405 milyon dolardan 2,26 milyar dolara yükselerek yüzde 459 büyüdü. Son 5 yıllık verilere göre, Türkiye-Çin ticaretinde yerel para kullanımının giderek yaygınlaştı.
Rusya ile ticarette de benzer bir eğilim dikkat çekiyor. Rus Rublesi ile yapılan ihracat 210 milyon dolardan 574 milyon dolara yükselirken, artış oranı yüzde 173 oldu. Ruble ile yapılan ithalat ise 68 milyon dolardan 302 milyon dolara çıkarak yüzde 341 büyüdü. Buna karşılık bazı geleneksel para birimlerinin ağırlığında gerileme yaşandı. İngiliz Sterlini ile yapılan ihracat 2021 yılında 6,05 milyar dolar düzeyindeyken 2025 yılında 5,25 milyar dolara geriledi. Böylece sterlin bazlı ihracatta yaklaşık yüzde 13'lük düşüş gerçekleşti. Euro ise ihracattaki liderliğini güçlendirdi. Euro ile yapılan ihracat 103,7 milyar dolardan 134,5 milyar dolara çıkarak yüzde 30'a yakın büyüme gösterdi. ABD doları ile yapılan ihracat da aynı dönemde 106,7 milyar dolardan 122,1 milyar dolara yükselerek yüzde 14 artış kaydetti.