Ana içeriğe geç

Satın aldığınız ürünü internette sürekli görmenizin arkasındaki algoritma gerçeği

Twentify, yeni araştırmasında sosyal medya algoritmaları ve bunların tüketici davranışları üzerindeki yansımalarını inceliyor. Dijital mecralardaki kişiselleştirme uygulamalarını ele alan rapor, dijital pazarlama alanında güvenin önemini vurguluyor. Elde edilen veriler, markaların veri gizliliği ilklerine uyarak kullanıcı deneyimi süreçlerini daha şeffaf yönetmesi gerektiğini gösteriyor.

Satın aldığınız ürünü internette sürekli görmenizin arkasındaki algoritma gerçeği
Karar
16

Dijital dünyada kullanılan sistemler, artık bireylerin sadece izleme ve satın alma alışkanlıklarını değil, doğrudan duygusal durumlarını, ilgi duyduklarını ve gelecekteki adımlarını tahmin etmeyi hedefliyor.

İnternet platformlarının temel bileşeni olan kişiselleştirme çözümleri, kullanıcı deneyimini akıcı kılmayı amaçlasa da her mecrada aynı sonucu vermiyor.

Twentify araştırma şirketinin gerçekleştirdiği 'Dijital Aynalar: Bizi Gerçekten Tanıyorlar mı?' başlıklı çalışma, kullanıcıların dijital mecralarla kurduğu bağın psikolojik etkenler, güven duygusu ve kontrol mekanizması üzerinden şekillendiğini gözler önüne serdi.

Paylaşılan verilere göre, markaların tüketicilere sunduğu özel yaklaşımlar, son derece hassas yönetilmesi gereken bir deneyim alanı oluşturuyor.

SOSYAL MEDYADA KİŞİSELLEŞTİRME ALGISI REELS VE KEŞFET ÖNERİLERİYLE ŞEKİLLENİYOR

Araştırmaya dahil olan kişilerin çok büyük bir kısmı, sosyal medya akışlarının kendi ilgi alanlarıyla örtüştüğünü belirtti.

Bu durumun ortaya çıkmasında izlenen videolar, beğenilen gönderiler ve geçmiş arama kayıtları temel etken olarak gösterildi.

Süreçte öne çıkan platform ise Instagram oldu.

Ancak sunulan kişiselleştirme yapısı iki temel durumda sekteye uğruyor.

Bunlardan ilki aynı içeriğin mükerrer şekilde ekrana gelmesi, ikincisi ise popüler olan ya da viral içeriklerin akışa müdahale etmesi olarak saptandı.

Böyle anlarda kullanıcılar kendilerini sıradan ve herkes gibi hissediyor.

Araştırmaya katılan 41 yaşındaki bir erkek kullanıcı, "Evde tekken bu his bende olmuyor ama sosyal ortamda arkadaşlarla birlikteyken onlara da bana çıkan videolar denk gelince herkese aynı videolar çıkıyor diye hissediyorum" sözleriyle durumu özetledi.

PLATFORMLAR ARASINDAKİ FARKLILIKLAR GÖZETLENME KAYGISI VE MANİPÜLASYON KORKUSUNU TETİKLİYOR

Sosyal mecralarda karşılaşılan kişiselleştirme uygulamalarına verilen duygusal yanıtlar iki farklı uçta kümeleniyor.

Bir tarafta memnuniyet ve kontrol duygusu yer alırken, diğer tarafta gözetlenme ile manipülasyon endişesi kendisini gösteriyor.

Genel kullanıcı eğiliminde memnuniyet hissi baskın çıksa da gözetlenme kaygısı belirli anlarda net şekilde tetikleniyor.

Örneğin, Instagram kullanıcıya en çok 'bana özel' hissini veren mecra olarak dikkat çekiyor.

Platformun sunduğu Reels ve keşfet sekmelerindeki öneriler, kişilerin bireysel ilgi alanlarını başarılı biçimde yansıtıyor.

Bu mecrada özellikle moda, yemek, kişisel bakım ve mizah içerikleri ön plana çıkıyor.

TİKTOK VE X PLATFORMLARINDA KULLANICI BEKLENTİLERİ DİKKAT ÇEKİCİ ŞEKİLDE FARKLILAŞIYOR

Genç yaştaki katılımcılar arasında Tiktok platformunun güçlü bir kişiselleştirme sunduğu görüşü yaygınlık gösteriyor.

Buna karşın bazı kullanıcılar Tiktok mecrasını en yetersiz platform olarak görüyor, içeriklerin kalitesi ile uygunluğu konusunda şüphe duyuyor.

Gündem ve spor odaklı yapısıyla öne çıkan X platformunda ise kullanıcılar bu mecrayı genel gelişmeleri takip etmek amacıyla kullandıklarını dile getiriyor.

Bu nedenle X üzerindeki kişiselleştirme beklentisi daha düşük seviyede kalıyor ancak çok sık tekrarlanan içerikler can sıkıcı bulunuyor.

Snapchat ise arkadaş odaklı kullanım nedeniyle öneri sisteminin anlamsız bulunduğu ve kişiselleştirme algısının en zayıf kaldığı mecra oldu.

Ayrıca bazı katılımcılar, günlük hayatta konuştukları meselelerin hemen ardından ilgili içeriklerin karşılarına çıkmasını, "Dinleniyoruz" şeklinde yorumlayarak gözetlenme hissine dikkat çekti.

E-TİCARET SİTELERİNDEKİ ÖNERİLER ZAMAN KAZANDIRSA DA YÜZEYSEL KALIYOR

İnternet alışveriş platformları, kullanıcılara kendilerini özel hissettirme konusunda sosyal medyanın gerisinde kalıyor.

Bu sitelerde sunulan ürün önerileri genellikle işlevsel bulunuyor, zaman kazandırıcı ve alışverişi kolaylaştırıcı olarak görülüyor ancak derin bir bireysel tanınma hissi uyandırmıyor.

Tüketiciler, daha önce inceledikleri veya satın aldıkları ürünlere benzer alternatiflerin listelenmesini olumlu bir pratik olarak değerlendiriyor.

Fakat bu sistem tarz, beden ve renk gibi daha derin ve kişisel parametreleri hesaba katmadığı için yüzeysel bir seviyede kalıyor.

SATIN ALINAN ÜRÜNÜN TEKRAR GÖSTERİLMESİ TÜKETİCİLERDE GÜVENSİZLİK YARATIYOR

Yapılan çalışmanın en net bulgularından biri, alışveriş tamamlandıktan sonra bile aynı ürünün kullanıcıya önerilmeye devam etmesi oldu.

Neredeyse tüm katılımcılar bu durumdan rahatsızlık duyduğunu ve bunu platformların kendilerini gerçek anlamda tanımadığının en bariz kanıtı olarak gördüğünü belirtti.

Benzer şekilde, platformların, "Sana özel" başlığıyla sunduğu kampanya ve kuponlar da kullanıcılar tarafından şüpheyle karşılanıyor.

Katılımcıların büyük kısmı bu tekliflerin herkese genel olarak sunulduğunu düşünüyor.

Buna karşın gerçekten kişiselleştirilmiş hissi veren kupon deneyimleri yüksek bir memnuniyet sağlıyor.

SEÇİM KOLAYLIĞI SAĞLAYAN SİSTEMLER BAZEN KONTROL KAYBINA YOL AÇIYOR

Alışveriş sitelerindeki önerileri zaman tasarrufu açısından faydalı bulan büyük çoğunluğun yanında, küçük ama dikkat çeken bir grup kullanıcı bu önerilerin satın alma kararlarını manipüle ettiğini düşünüyor.

Özellikle farklı platformlarda sürekli aynı ürünün takibine maruz kalmak bu olumsuz hissi artırıyor.

Araştırmaya katılan 29 yaşındaki bir kadın kullanıcı, "Öneriye göre bazen fikir değişikliği yaşıyorum. İstediğim başka bir şeyken öneriye göre değişebiliyor. Bu bazen rahatsız ediyor beni" ifadelerini kullandı.

Bu durum, e-ticaret sitelerinde kullanıcıların yeni keşifler yapmaktan ziyade doğrudan seçim kolaylığı aradığını ortaya koydu.

SPOTIFY RUH HALINE DOKUNURKEN STREAMING PLATFORMLARI POPÜLER İÇERİK DÖNGÜSÜNE SIKIŞIYOR

Müzik ve video platformları söz konusu olduğunda kullanıcı deneyimi iki net kutba ayrılıyor.

Spotify gibi mecraların ruh haline hitap eden yapısı, "Beni anlıyor" algısını güçlendirirken, Netflix benzeri video akış servislerinin popüler içerik odaklı yapısı, "Herkese aynı ekran gösteriliyor" hissi uyandırıyor.

Spotify, müzik ve video alanında en güçlü kişiselleştirmeyi sunan mecra olarak öne çıktı.

Platformun hazırladığı yıl sonu özetleri, günlük mix listeleri ve anlık duygu durumuna uygun şarkı önerileri tüketicilerden büyük takdir topluyor.

İzleme geçmişine dayalı öneriler sunan Youtube da güçlü bir kişiselleştirme sağlasa da sürekli aynı tür içerikleri tekrarlaması, özellikle çocuklerine video izleten ebeveynler için ciddi bir problem yaratıyor.

Netflix ve benzeri mecralar ise popüler içerikleri dayattığı gerekçesiyle bu alandaki en zayıf halka olarak konumlanıyor.

MÜZİK PLATFORMLARINDAKİ TEKRARLAR KONFOR VE TATMİN HİSSİ SAĞLIYOR

Sosyal medya ve e-ticaret sitelerinin aksine, müzik platformlarında karşılaşılan tekrarlar kullanıcılar tarafından olumsuz karşılanmıyor.

Sevilen şarkıların yeniden dinleyiciye sunulması bir rahatsızlık yerine konfor ve tatmin duygusu meydana getiriyor.

Katılımcıların bir kısmı bu durumdan tamamen memnun olduğunu ve yeni bir keşif arayışı içine girmediğini belirtti.

Diğer bir grup ise kişiselleştirme algısının yeni keşifleri de içermesi gerektiğini, sürekli aynı döngüde kalmanın sistemi zayıflattığını savundu.

Müzik uygulamalarında 'beni anladı' hissi, en çok kişinin o anki ruh haline tam uyum sağlayan bir parça önerildiğinde zirveye ulaşıyor.

KADINLAR KİŞİSELLEŞTİRMEYİ OLUMLU BULURKEN ERKEKLER SÜRECE ŞÜPHEYLE YAKLAŞIYOR

Araştırma sonuçları demografik kırılımlara göre incelendiğinde dikkat çekici farklılıklar saptandı.

Kadın kullanıcılar kişiselleştirme özelliklerini genel olarak daha olumlu karşılıyor.

Özellikle moda, kişisel bakım ve yemek gibi alanlarda güçlü bir 'bana özel' hissi yaşıyorlar.

Gözetlenme endişesi taşısalar da sistemin sunduğu pratik faydaları ön planda tutuyorlar.

Erkek kullanıcılar ise sürece daha mesafeli ve eleştirel yaklaşıyor.

Sistemi işlevsel bulmalarına rağmen 'beni gerçekten tanıyor' fikrine şüpheyle yaklaşıyorlar.

Erkeklerin spor ve gündem başlıklarında tatmin seviyeleri yüksek çıksa da diğer alanlarda sistemin yüzeysel kaldığını savunuyorlar.

YAŞ GRUPLARI ARASINDA ALGORİTMA KABULÜ VE GÖZETLENME ENDİŞESİ DEĞİŞİKLİK GÖSTERİYOR

Yaş kırılımında ise 18-24 yaş arasındaki genç nüfus kişiselleştirmeyi büyük oranda olumlu buluyor, algoritmaların çalışma mantığını doğal kabul ediyor ve kontrolün kendilerinde olduğunu düşünüyor.

Gözetlenme endişesinin en düşük olduğu grup da bu kitle oldu.

25-34 yaş aralığı en aktif ve aynı zamanda en eleştirel kullanıcı profilini oluşturdu.

Bu gruptakiler sistemin çalışma mekanizmasını çözmeye çalışırken memnuniyet ve şüpheyi hâlâ eş zamanlı yaşıyor.

35-44 ile 45-54 yaş grupları ise konuya daha pragmatik yaklaşıyor.

Zaman tasarrufu ve kolaylık bu insanlar için ön planda yer alırken, gözetlenme endişesi en çok bu yaş gruplarında yüksek sesle dile getiriliyor.

GÜVEN KIRILDIĞINDA KİŞİSELLEŞTİRME SİSTEMLERİ ANLAMINI TAMAMEN YİTİRİYOR

Araştırma kapsamında, Instagram üzerinden dolandırıcılık mağduru olan bir katılımcının yaşadığı travma, kiiselleştirme algısına bakışını kökten değiştirdi.

Bu durum, güven duygusu zedelendiğinde kişiselleştirme sistemlerinin tüm anlamını kaybettiğini gösteren kritik bir veri sundu.

Öte yandan bazı kullanıcılar yüzde yüz oranında bir kişiselleştirme yapılmasını ürkütücü bulduklarını ifade etti.

Sosyal medyanın canlı, renkli ve anlamlı kalabilmesi adına kullanıcılar akışta kendi alanları dışındaki farklı fikirlerin ve içeriklerin de yer alması gerektiğini savunuyor.

DERİNLLEMESİNE MÜLAKATLARLA DİJİTAL DÜNYANIN KULLANICI RONTGENİ ÇEKİLDİ

Twentify tarafından yürütülen 'Dijital Aynalar: Bizi Gerçekten Tanıyorlar mı?' araştırması, platformların sunduğu kişiselleştirme deneyiminin ne ölçüde bireysel ne ölçüde yüzeysel algılandığını ortaya koymak amacıyla gerçekleştirildi.

Nitel araştırma tekniklerinin uygulandığı çalışmada, 18-54 yaş grubunda yer alan, farklı cinsiyetlere ve dijital mecra kullanım sıklıklara sahip 32 aktif kullanıcı ile çevrim içi ortamda bire bir derinlemesine mülakatlar yapıldı.

Yarı yapılandırılmış bir kılavuz eşliğinde gerçekleştirilen görüşmelerde sosyal medya, e-ticaret ve müzik ile video platformları ayrı ayrı masaya yatırıldı.

Son bir ayda bu mecraları aktif kullanan kişilerden elde edilen veriler, tematik analiz yöntemiyle incelenerek raporlaştırıldı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler