ABD Başkanı Donald Trump, Kuzey Dakota'daki hitabında uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandıran sürpriz bir Küba açıklamasına imza attı. Karayip ülkesinin yönetimsel bazda bir yön değişikliği sürecinde olduğunu savunan Trump, adanın kademeli olarak Amerika Birleşik Devletleri ile diplomatik ve siyasi bir yakınlaşma içerisine girdiğini iddia etti. Amerikan lideri konuşmasında, "Bu arada, Küba hakkında da bir şeyler söyleyeyim. Onlarca yılın ardından, Küba bizim tarafımıza doğru hareket ediyor" ifadelerini kullandı.
ÖNCE AMBARGO SONRA SİLAHLI TEHDİT
Trump daha önce yaptığı çeşitli açıklamalarda, Washington yönetiminin baskıları sonucu Venezuela'nın adaya yönelik petrol sevkiyatını azaltmasının ardından Küba hükümetinin ve ekonomisinin çok ciddi bir çöküşün eşiğinde olduğunu sık sık dile getirmişti. Ekonomik ablukayla adayı sıkıştırmaya çalışan ABD Başkanı, haziran ayı içerisinde Axios portalına verdiği röportajda ise bir adım daha ileri giderek, Küba'da rejim değişikliğini hedefleyen askeri veya diplomatik bir operasyon düzenleme ihtimalini tamamen dışlamadıklarını kaydetmişti.
RUSYA VE KÜBA'DAN WASHİNGTON'A ORTAK TEPKİ
ABD'nin bu tek taraflı baskı politikalarına hem Rusya'dan hem de Küba'nın Birleşmiş Milletler (BM) temsilciliğinden sert tepkiler geldi. Rusya Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, ada devletinin kendi geleceğini bağımsız bir şekilde inşa ettiğini belirterek Washington'ın artık Küba'yı rahat bırakması gerektiğinin altını çizdi. Volodin, ABD'nin yarattığı yapay sorunların ve ekonomik yaptırımların faturasını doğrudan masum Küba halkının ödediğini vurguladı. Küba'nın BM Daimi Temsilcisi Ernesto Soberon Guzman da Amerikan yaptırımlarının iddia edildiği gibi Küba halkına destek amacı taşımadığını, aksine bu ağır kısıtlamaların ülkedeki insani durumu ve ekonomik baskının yarattığı olumsuz sonuçları daha da derinleştirdiğini ifade etti.