Ana içeriğe geç

Macaristan'dan yayıncılık dersi... TRT de acaba bir gün halktan özür diler mi?

Macaristan'da iktidar değişiminin ardından devlet televizyonu M1, siyah ekranla halktan özür diledi. "Yıllarca yalan söyledik" açıklaması dünya gündemine otururken, aynı soru Türkiye'de yeniden tartışılıyor: TRT bir gün benzer bir yüzleşme yaşayabilir mi?

Macaristan'dan yayıncılık dersi... TRT de acaba bir gün halktan özür diler mi?
Medyaradar
16

Macaristan’da iktidarın el değiştirmesi sonrasında ilginç gelişmeler yaşanıyor.
Devlet televizyonu M1’in ekranı karardı.
Ardından siyah ekranın üzerinde şu cümleler belirdi:
“Kamu medyası yalan söylemez. Özür dileriz, çünkü yıllarca yalan söyledik. Kamu yayıncılığı, bağımsız ve güvenilir hale getirilmek üzere yeniden yapılandırılıyor.”
Bir devlet televizyonu... Hem de dünya yayıncılık tarihinde ilk kez kendi halkından özür diledi.
Sebebi de basitti:
“Gazetecilik yapamadık.”

ACABA BİR GÜN!
Şimdi hayal edin:
Günlerden bir gün… Saat 19.00... TRT ekranları bir anda kararıyor ve şu satırlar beliriyor:
“Sayın izleyiciler...
Yıllardır iktidarla devleti birbirine karıştırdık.
Muhalefetin sesini yeterince duyuramadık.
Milyonların katıldığı mitingleri görmezden geldik.
İktidarın en küçük programını bile saatlerce canlı yayınladık.
Haberleri çoğu zaman siyasi iktidarın bakış açısıyla hazırladık.
Bizi finanse eden bütün vatandaşlardan özür diliyoruz.”
Hayal edebiliyor musunuz?
Ben edemiyorum.

İKTİDAR YAYINCILIĞI!
Çünkü bizde TRT artık, kamu yayıncılığıyla değil, iktidar yayıncılığıyla anılıyor.
Oysa TRT’nin bütçesi sadece AKP seçmeninin cebinden çıkan paralardan oluşmuyor..
Elektrik faturalarından yıllarca kesilen TRT payını da...
Her türlü elektronik cihazdan alınan bandrol ücretlerini de…
Bugün genel bütçeden aktarılan milyarlarca lirayı da...
CHP’li, AKP’li, MHP’li, DEM’li, İYİ Partili seçmen birlikte ödüyor…
Hatta sistemdeki partilerin hiçbirini beğenmeyen, bu yüzden sandığa bile gitmeyen seçmen de ödüyor.
Ama herkes ekranda aynı oranda temsil edilmiyor.

ÇILDIRTAN YAYINLAR!
TRT’nin hafızasında unutulmayacak seçim geceleri var.
Sonuçların en kritik anlarında veri akışının durduğu geceler...
Anadolu Ajansı’nın veri akışını yavaşlatmasıyla birlikte milyonlarca insanın ne olduğunu anlamaya çalıştığı saatler...
Muhalefetin itiraz ettiği sandıklar ekrana gelmezken, iktidarın açıklamalarının kesintisiz yayınlandığı yayınlar...
Seçim sonuçları kesinleşmeden oluşan algılar...
Sonra sabaha karşı değişen tablolar...
Ve her seçimden sonra aynı soru:
“TRT gerçekten bütün halkın televizyonu mu?”
Bu soru yıllardır soruluyor.
Ama cevap veren olmuyor.

MİLYONLAR, YOK SAYILDI!
TRT’nin tartışıldığı tek alan seçimler de değil.
Muhalefet liderlerinin konuşmaları çoğu zaman birkaç cümleyle geçiştirildi.
İktidarın açılışları, grup toplantıları, törenleri ise saatlerce canlı yayınlandı.
Milyonların katıldığı protestolar çoğu zaman yok sayıldı.
Ekonomik kriz konuşulurken başarı hikayeleri anlatıldı.
Emeklinin, işçinin, çiftçinin sesi çoğu zaman ekrana uğrayamadı.
Buna karşılık iktidarın her açıklaması “son dakika” oldu.

SUÇLU HEP BAŞKASI!
Kamu yayıncılığı iktidarın yanında durmak değildir.
Muhalefetin yanında durmak da değildir.
Halkın tamamının...
Vergisini veren herkesin...
İzleyen herkesin...
Eleştiren herkesin yanında durmaktır.
*
Macaristan’daki reformun en çarpıcı tarafı ekranın kararması değildi.
Bir kurumun, “Yanlış yaptık” diyebilmesiydi.
Bizde ise kurumlar hiç hata yapmıyor.
Ekonomi bozuluyor; suçlu başkası.
Yangın çıkıyor; suçlu başkası.
Deprem oluyor; suçlu başkası.
Basın özgürlüğü geriliyor; suçlu yine başkası.
Ama devlet kurumları hiçbir zaman kendilerini sorgulamıyor.
Özür dilemiyor.

TEK ÇARE ÖZERKLİK!
TRT, ne zaman yeniden ve pırıl pırıl doğacak biliyor musunuz?
Yeni bir genel müdür atandığında değil...
Yeni bir stüdyo açıldığında değil...
Yeni bir logo tasarlandığında hiç değil...
TRT Kanunu’na özerklik ve bağımsızlık maddeleri kesin bir dille eklendiği zaman… Bir de kadroları YİNE VE YENİDEN emir kulu yandaşlardan değil, liyakat sahibi gazetecilerden ve yöneticilerden oluştuğu zaman olacak bu yeniden doğuş.

ASIL MESELE…
İşte; o zaman herkes rahatlıkla, “Biz artık hükümetin değil... Halkın televizyonuna sahibiz. Hem bağımsız, hem özerk!” diyebilecek.
Yoksa ekranları siyaha boyamak Macaristan için de… Bizim için de… Bizimki gibi tüm ülkeler için de kolay…
Asıl mesele bu hoşgörüyü gösterebilecek, “reji masaları”nı terk edebilmeyi göze alabilecek siyasetçileri iş başına getirmek….
Umarım bir gün bunu başarırız ve gerçek bir “kamusal yayıncımız” olur!

Kaynağa Git

İlgili Haberler