Ana içeriğe geç

Uludağ’dan Sapanca’ya uzanan başarı hikayesi

Ekonomist, Capital ve Start Up dergileri tarafından 2012’den bu yana düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ), yalnızca ekonomi ve iş dünyasının değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel hayatın da nabzını tutan bir buluşma merkezi haline geldi.

Uludağ’dan Sapanca’ya uzanan başarı hikayesi
Ekonomist Dergisi
16

PANORAMA
Türkiye’nin ve yakın coğrafyanın en önemli iş ve ekonomi buluşması olan Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ), Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından 2012’den bu yana düzenleniyor. Zirvenin tümüne aktif görevli olarak katılmış biri olarak, “Nereden nereye” diyebileceğim bu yolculuğun her aşamasına tanıklık edenlerdenim. Başlangıçta Uludağ Ekonomi Zirvesi adıyla Bursa Uludağ kayak merkezinde düzenlenen etkinlik, 2020 yılıyla birlikte hem ismini hem de lokasyonunu değiştirdi. Zirve, 2021’de COVID-19 salgınının dinamik gündemine uyum sağlamak için İstanbul’da hibrit formatta iki kez gerçekleştirildi. 2022’de ise tamamen yenilenerek Sapanca’daki NG Enjoy Otel’de 80’den fazla konuşmacı ve 1000’in üzerinde üst düzey katılımcıyla hayata geçti. Uluslararası Ekonomi Zirvesi adıyla Sapanca, NG Enjoy otelde yapılmaya başlandı ki, bu değişime en çok sevinenlerden biri ben oldum. Zira Ankara’dan Uludağ kayak merkezine kışın ortasında seyahat, bir de bakanlar başta olmak üzere önemli konukları davet edip ağırlamak oldukça zorlu süreçler yaşamama neden oluyordu. Aynı durum başta İstanbul’dan katılan çalışma arkadaşlarım olmak üzere başka şehir ve ülkelerden gelen konuklar için de geçerliydi. Yoğun tipi ve çığdan yolda ya da dağda mahsur kaldığımız zamanları hiç unutamam.

Zirvenin büyüyen etkisi

UEZ, yalnızca ekonomi ve iş dünyasının değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel hayatın da nabzını tutan bir buluşma haline geldi. Uludağ’ın karlı zirvelerinden Sapanca’nın yeşil doğasına uzanan bu yolculuk, Türkiye’nin küresel ölçekteki ekonomik vizyonunun da bir yansıması oldu. UEZ, bugüne dek birçok yeni fikre ve girişimciye ışık tuttu. 2025 yılında zirve, çok kanallı iletişimle 133 milyon 300 bin kişiye ulaştı: Bu yıl ise 9–12 Nisan tarihleri arasında “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla 12 farklı oturum düzenlendi.

Yoğun emeklerin sonucu

Başta ekonomi yayınlarımızın direktörü Sedef Seçkin Büyük ve Ekonomist Dergisi Yayın Müdürü Talip Yılmaz olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarımın yoğun çabalarıyla da çok başarılı geçen bir zirveyi geride bıraktık. Benim görevim ise Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımlarını sağlamak için çabalamaktı. Açılışta konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, artan jeopolitik risklere rağmen Türkiye ekonomisinin dayanıklılığına dikkat çekti. İran savaşı üzerinden küresel etkileri değerlendiren Şimşek, enerji piyasalarındaki dalgalanmalara rağmen Türkiye’nin makroekonomik açıdan güçlü bir direnç sergilediğini vurguladı.

İkinci günde ise Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin son 25 yılda üretim kabiliyetlerini ciddi şekilde geliştirdiğini belirtti. Küresel ticaretteki payımızın yüzde 0,55’ten yüzde 1,07’ye çıktığını, sanayi katma değerinin ise 2002’de 41 milyar dolardan bugün 246 milyar dolara ulaştığını ifade etti. İki gün boyunca dolu dolu geçen UEZ 2026’da 50’yi aşkın iş, akademi ve siyaset lideri yüzlerce konuk ile deneyimlerini ve belirsizlik döneminden geçen küresel dinamiklere ilişkin öngörülerini paylaştı.

==========================
Pati İzi Ekonomisi: Seyahatin Yeni Yüzü

Zirve boyunca konakladığımız NG Enjoy Otel, doğanın içinde huzurlu bir atmosfer sundu. Kahvaltı ve yemek saatlerinde bahçeye doluşan kediler, yorgunluğumuzu alan en tatlı misafirlerdi. Ancak otelin evcil hayvanlarla konaklamaya kapalı olması, turizm sektöründe önemli bir eksikliği gözler önüne serdi. Bu durum, evcil dostlarımızla seyahatin kültürel ve ekonomik boyutlarına yönelik araştırmayı hatırlatma ihtiyacını doğurdu.
Hayatın ağır yükleri altında ezildikçe, insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey sahici bağlar oluyor. Bu bağların en güçlülerinden biri de evcil hayvanlarla kurulan dostluklar. Onların sadakati, sevgiyle uzanan patileri ve içten bakışları, hayatımızda yerini hiçbir şeyin dolduramayacağı bir köprü kuruyor. Artık onlar yalnızca birer hayvan değil; evin, ailenin ve gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası.

Benim için bu dönüşüm, bir tatil planında yaşadığım deneyimle daha da somutlaştı. Yıllar önce köpeğimi kısa süreliğine bir hayvan oteline bırakmak zorunda kaldım. Dört gün boyunca ne yemek yemiş ne de su içmiş; bir köşeye çekilip dünyaya kapanmıştı. O an anladım ki, onun için ayrılık yalnızca fiziksel değil, ruhsal bir çöküştü. O günden sonra onu sekiz saatten fazla hiç yalnız bırakmadım. İşte bu kişisel deneyim, evcil hayvanların tatil planlarımızda ne kadar belirleyici olduğunu bana öğretti.

‘Pet friendly” etiketi yeterli değil

Bugün küresel ölçekte evcil hayvan endüstrisinin 2030’a kadar 500 milyar dolara ulaşması, yalnızca seyahat hizmetleri pazarının ise 2034’te 5,9 milyar dolara erişmesi bekleniyor. Birleşik Krallık gibi hanelerin yüzde 60’ının evcil hayvan sahibi olduğu pazarlarda bu gelişme turizm açısından büyük bir potansiyel taşıyor. Yaklaşık 13,5 milyon köpeğin bulunduğu ülkede seyahat davranışları giderek daha fazla “evcil hayvanla birlikte deneyim” ekseninde şekilleniyor. Otellerde lüks bakım paketleri, köpek dostu menüler, özel charter uçuşları…

Evcil hayvanlarla seyahat artık marjinal bir alışkanlık değil; turizmde yeni bir dönüşüm alanı. “Pati izi ekonomisi” olarak adlandırılan bu yükseliş, seyahat anlayışında köklü bir değişimi temsil ediyor. İnsanlar evcil hayvanlarıyla yalnızca tatil için değil; iş seyahati, taşınma, özel bakım ve uzun süreli konaklama gibi farklı nedenlerle de yolculuk yapıyor. Özellikle köpekler, boş zaman turizminin merkezinde yer alıyor. Çünkü seyahat artık sadece bir yer değiştirme değil; ortak deneyimlerin ve duygusal bağların güçlendiği bir yaşam pratiği olarak görülüyor.

Araştırmalar, insanların yüzde 40’ının köpeklerini çocukları gibi gördüğünü, yarısının ise en iyi arkadaşları olarak tanımladığını ortaya koyuyor. Bu algı, seyahat tercihlerini doğrudan dönüştürüyor. Ancak sektör bu dönüşüme tam anlamıyla hazır değil. Birkaç ödül maması veya “pet friendly” etiketi, gerçek ihtiyaçları karşılamıyor. Asıl gereksinim; ulaşım, konaklama, açık alan erişimi, güvenlik, hijyen, beslenme ve bakım hizmetlerini kapsayan bütüncül bir altyapı. Evcil hayvan sahipleri artık yalnızca kabul görmek değil; yaşam tarzlarına uygun, güvenli ve nitelikli deneyimler talep ediyor.

Rakamların Dili

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) araştırma raporundaki veriler, bize evcil hayvanla seyahatin ne denli büyük bir hacme ulaştığını gösteriyor. Bu rapora göre; köpek dostu tatil aktiviteleri rezervasyonları 2026’da yüzde 260’un üzerinde artmış. Evcil hayvanlar ileri yaş gezginlerin yüzde 25’ine, orta yaş grubunun yüzde 40’ından fazlasına eşlik ediyor. Küresel evcil hayvan seyahat hizmetleri pazarı: 2023’te 2 milyar dolar, 2032’de 4,6 milyar dolara ulaşacak. Kuzey Amerika en büyük pazar olurken, Asya Pasifik ise en hızlı büyüyen bölge olmuş. Çin’de 2024 başında yüzde 15 büyüme kaydedilmiş. Morgan Stanley’e göre evcil hayvan sektörü 2030’a kadar yıllık yüzde 7 büyüyecek, kişi başı harcama 1733 dolara çıkacak.

Her yıl yaklaşık 2 milyon evcil hayvan ticari uçuşlarla seyahat ediyor. Tüketici beklentileri yalnızca otellerle sınırlı değil. Seyahat edenlerin yüzde 27’si daha fazla köpek dostu otel ve tatil parkı görmek istiyor. Sonuç olarak, evcil hayvanların seyahat kararlarında belirleyici hale gelmesi turizm sektörünü yeniden şekillendiriyor. “Pati izi ekonomisi” yalnızca yeni bir gelir kapısı değil; aynı zamanda hizmet tasarımında köklü bir dönüşümün habercisi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler