Ana içeriğe geç

Memur kendine rüşvet iddiasında bulunan kişi ile uzlaşsa suçu kabul etmiş sayılır mı?

Danıştay 12. Dairesi, Adliyede hizmetli olarak görev yapan davacının, rüşvet aldığı gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemi yeterli delil olmadığı gerekçesiyle iptal etti.

Memur kendine rüşvet iddiasında bulunan kişi ile uzlaşsa suçu kabul etmiş sayılır mı?
Memurlar.net
16

Olay

. Adliyesinde hizmetli olarak görev yapan davacı hakkında, A.D. isimli kişi tarafından "M.D. isimli amcasının Silivri Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olduğu, yaklaşık 7 yıl ceza aldığı, dosyanın Yargıtaya gideceğinden bilgisi olduğu; bu nedenle, ...'in (davacı) Yargıtay'da tanıdık hakimlerin olduğu, 3 ay içerisinde dosyayı bozduracağını söyleyerek kendisinden 10.000-USD para istediği, 4.000-USD paraya anlaştıklarını, 1.000-USD parayı elden Ç.G. isimli şahsın yanında ...'e teslim ettiği, 3 ay sonra ...'i aradığında kendisini oyaladığını fark ettiği, kendisinden parayı geri istediğinde tamam diyerek oyaladığı ve parayı geri vermediği" yolundaki şikayet dilekçesi üzerine yapılan soruşturma neticesinde memuriyetten çıkarılmıştır.

Davacı: Uzlaşma yolunun seçilmesinin isnat edilen suçları kabul ettiği anlamına gelme

A.D. isimli şahıs ile aralarındaki ilişkinin sadece borç para alışverişinden kaynaklandığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca uzlaşma sürecinde açıklanan beyanlar ve sonucun başka bir davada delil olarak kullanılması yasak olmasına karşın, ilk derece mahkemesi kararında uzlaştırmaya atıf yapıldığı, uzlaşma yolunun seçilmesinin isnat edilen suçları kabul ettiği anlamına gelmediği, sürecin bir an önce nihayete ermesi için uzlaşmanın kabul edildiği, herhangi bir zarar ya da zarar tazminin de söz konusu değildir.

Uzlaştırma kurumu nedir?

Uzlaştırma kurumu, uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adli makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Uzlaştırma; bu kapsama giren suçlarda, fail ve mağdurun suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda anlaşmalarına bağlı olarak, devletin de ceza soruşturması veya kovuşturmasından vazgeçmesi ve suçun işlenmesiyle bozulan toplumsal düzenin barış yoluyla yeniden tesisini sağlayıcı nitelikte bir hukuksal kurumdur (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 20/01/2022 tarih, E:2018/12-402, K:2022/42).

Danıştay: Uzlaşma disiplin sürecini etkilemez, yeterli delil olmalıdır

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda öngörülen uzlaştırma kurumuna ilişkin düzenlemeler ile 657 sayılı Kanun'un 131. maddesi hükmü birlikte değerlendirildiğinde, davacı hakkında devam eden ceza yargılamasında uygulanacak olan uzlaştırma işlemleri sonucunda verilecek olan kararın, disiplin cezasına ilişkin olarak idarelerce yürütülen soruşturmanın ya da idari yargı yerlerince yapılan yargılamanın neticesini etkilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda, 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin yirminci fıkrasında belirtilen, uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamaların, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamayacağı kuralı da dikkate alındığında, uzlaştırma süreci sonucunda uzlaşma sağlanması üzerine adli yargı yerlerince verilen kararın, idari yargı mercilerince eylemin sübutu açısından bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı açıktır. Ancak, ceza yargısı kararından (özellikle uzlaştırma müzakerelerinden) bağımsız olarak dava dosyasındaki bilgi, belge ve konuya ilişkin soruşturma raporunda yer alan tanık ifadeleri çerçevesinde davacının isnat edilen eylemi işleyip işlemediği ve bu eylemlerin disiplin suçu oluşturup oluşturmadığı hakkında inceleme ve değerlendirme yapılarak karar verilmesine engel bir hal de bulunmamaktadır.

Eylem kesin olarak ispat edilememiştir

Bakılan olayda, dosyada mevcut olan disiplin soruşturma raporu, eki ifade tutanakları, şikayet dilekçesi ve davacının savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, şikayetçi A.D. ile benzer ifade veren amcasının oğlu B.D.'nin yakınlıkları ve ifadelerinde, olaya tanık olduğu belirtilen Ç.G.'nin, olaya şahit olmadığı yolundaki beyanı dikkate alınarak, taraflar arasındaki söz konusu ilişkiyi ortaya koyabilecek bir başka somut delil bulunmaması karşısında, davacının üzerine atılı bulunan ve dava konusu işleme esas alınan eylemin her türlü şüpheden uzak olarak gerçekleştiğinin kabulü mümkün olmadığından, davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.

T.C.

DANIŞTAY

ONİKİNCİ DAİRE

Esas No : 2025/219

Karar No : 2025/5069

İSTEMİN KONUSU:

... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:......, K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem:

. Adliyesinde hizmetli olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:

.... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; adli soruşturma kapsamında davacıya isnat edilen dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamında olması nedeniyle dosyanın 19/04/2022 tarihinde uzlaştırma bürosuna gönderildiği ve 13/09/2022 tarihli uzlaştırma raporu ile taraflar arasında uzlaşma sağlandığından "Kovuşturmaya Yer Olmadığına" dair kararı verildiği; dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerden, davacıya isnat edilen eylemin, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" hali kapsamında kaldığı sonucuna varıldığından, davacının fiiline uyan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:

... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:

Hakkında kötü niyetli ve gerçeğe aykırı bir şekilde yapılmış olan şikayet üzerine idare tarafından hiç bir tahkikat yapılmadan işlem tesis edildiği, hakkında kamu görevinden çıkarma cezası teklif edilenlerin, soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahip olduğu, ancak, soruşturma ile ilgili tanık dinletemediği, vermiş olduğu banka bilgilerinin araştırılmadığı ve dolayısıyla savunma hakkının ihlal edildiği; tamamen şikayet dilekçesi esas alınarak hakkında ceza verildiği, A.D. isimli şahıs ile aralarındaki ilişkinin sadece borç para alışverişinden kaynaklandığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca uzlaşma sürecinde açıklanan beyanlar ve sonucun başka bir davada delil olarak kullanılması yasak olmasına karşın, ilk derece mahkemesi kararında uzlaştırmaya atıf yapıldığı, uzlaşma yolunun seçilmesinin isnat edilen suçları kabul ettiği anlamına gelmediği, sürecin bir an önce nihayete ermesi için uzlaşmanın kabul edildiği, herhangi bir zarar ya da zarar tazminin de söz konusu olmadığı, dava konusu işlemin haksız ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:

Usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ DÜŞÜNCESİ:

Temyiz isteminin kabulü ile hukuka aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

. Adliyesinde hizmetli olarak görev yapan davacı hakkında, A.D. isimli kişi tarafından "M.D. isimli amcasının Silivri Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olduğu, yaklaşık 7 yıl ceza aldığı, dosyanın Yargıtaya gideceğinden bilgisi olduğu; bu nedenle, ...'in (davacı) Yargıtay'da tanıdık hakimlerin olduğu, 3 ay içerisinde dosyayı bozduracağını söyleyerek kendisinden 10.000-USD para istediği, 4.000-USD paraya anlaştıklarını, 1.000-USD parayı elden Ç.G. isimli şahsın yanında ...'e teslim ettiği, 3 ay sonra ...'i aradığında kendisini oyaladığını fark ettiği, kendisinden parayı geri istediğinde tamam diyerek oyaladığı ve parayı geri vermediği" yolundaki şikayet dilekçesi üzerine başlatılan disiplin soruşturması sonucunda hazırlanan ... tarih ve ... sayılı soruşturma raporuyla, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini işlediği tespit edildiğinden bahisle davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca "Devlet Memurluğundan Çıkarma" cezası ile cezalandırılması yönünde kanaat bildirilmiş, bu kapsamda, Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

Davacı hakkında, aynı şikayet nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyasında 'TCK 158/2 (Nitelikli Dolandırıcılık)' suçlamasıyla adli soruşturma başlatıldığı; hazırlanan iddianamenin ... Ağır Ceza Mahkemesince, dosyada eksiklikler bulunduğundan bahisle iadesi üzerine,... sayılı soruşturma dosyası üzerinde yeniden yapılan değerlendirmede, şikayete konu fiilin 'TCK 157. maddesi (Dolandırıcılık)' kapsamında kaldığı ve uzlaştırmaya tabi olduğu değerlendirilerek, kamu davası açılmadan önce şüpheli ile müştekinin uzlaşmak isteyip istemediklerinin teklif edildiği ve uzlaştırma işlemlerinin takibi için dosyanın 19/04/2022 tarihinde uzlaştırma bürosuna gönderildiği ve tarafların uzlaşması üzerine 20/04/2022 tarihli uzlaştırma tutanaklarına istinaden 13/09/2022 onay tarihli uzlaştırma raporuyla taraflar arasında uzlaşma sağlanması nedeniyle ... sayılı kararla "Kovuşturmaya yer olmadığına" dair kararın verildiği, dosyada mevcut olan bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Uzlaştırma" başlıklı 253. maddesinin bir ila üçüncü fıkralarında, uzlaştırmaya tabi olan ve olmayan suçlar sayıldıktan sonra, devamı fıkralarında, soruşturma aşamasında uzlaştırma yolunun nasıl işletileceği, hukuki sonuçları ve verilecek kararlar, uzlaştırmacının müzakereler sırasında yerine getirmesi gereken hususlar ve uyması gereken süreler gibi esas ve usullere yer verilmiş; aynı maddenin yirminci fıkrasında ise, uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamaların, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamayacağı açık olarak kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Uzlaştırma kurumu, uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adli makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Uzlaştırma; bu kapsama giren suçlarda, fail ve mağdurun suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda anlaşmalarına bağlı olarak, devletin de ceza soruşturması veya kovuşturmasından vazgeçmesi ve suçun işlenmesiyle bozulan toplumsal düzenin barış yoluyla yeniden tesisini sağlayıcı nitelikte bir hukuksal kurumdur (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 20/01/2022 tarih, E:2018/12-402, K:2022/42).

Uzlaştırmada amaç, ceza yargılamasına konu olan uyuşmazlıkların, mahkemeye taşınmadan tarafların karşılıklı rızasıyla çözülmesidir. Uzlaştırma, hem mağdurun zararının giderilmesini, hem de failin yargılama sürecinden kurtulmasını sağlayan, onarıcı adaletin araçlarından biridir.

Uzlaştırma kurumunun düzenlendiği 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde, soruşturma aşamasında, şüpheli ile müştekinin uzlaşması halinde Cumhuriyet Savcılığınca kovuşturmaya yer olmadığı kararı verileceği düzenlenmiştir. Anılan bu hükümde, uzlaşmanın, adli makamlar açısından bir cezalandırabilme engeli olarak öngörüldüğü, dolayısıyla uzlaşmanın gerçekleşmesiyle birlikte işlenen fiilin hukuka uygun hale gelmesi ya da işlenmemiş sayılması gibi bir düzenlemeye yer verilmediği; sadece, adli makamlarca yürütülen yargılama kapsamında failin cezai sorumluluğunu ortadan kaldıran bir kurum olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, uzlaştırma aşamasında bir yargılama faaliyeti yürütülmemekte; bu aşama sonucunda, suçun işlenip işlenmediğine dair bir yargı kararı da ortaya çıkmamaktadır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Cezai kovuşturma ve disiplin kovuşturmasının bir arada yürütülmesi" başlıklı 131. maddesinde, "Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturulmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz." düzenlemesine yer verilmiştir.

657 sayılı Kanun'un 131. maddesi kapsamında ceza yargısı kararlarının, disiplin cezalarına etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Disiplin cezasının sebebini oluşturan eylem ve davranışlar, aynı zamanda ceza kanununda da suç sayılabilir. Bu durumda, disiplin cezası yaptırımı ile birlikte ceza yaptırımı da uygulanabilir. Bu iki yaptırım türünün hukuki dayanağı, amaç ve sonuçları birbirlerinden farklıdır. Ceza yargılamasında suçun niteliği ve delillerin takdirinde uygulanan ilke ve kurallar ile disiplin hukuku açısından uygulanan ilke ve kurallar birbirinden farklı olduğundan, idarenin, kamu görevlisi hakkında disiplin cezası vermemesi, ceza mahkemelerince ceza verilmesine hukuki engel oluşturmayacağı gibi, aynı şekilde, ceza yargılaması sonucu kovuşturmaya yer olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya beraat kararı verilmiş olmasının da, kuramsal olarak, disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği açıktır.

Ancak; ceza yargılaması neticesinde suçun unsurlarının oluşmadığı ya da suçun o kişi tarafından işlenmediği gerekçesiyle verilen beraat kararının, disiplin cezası bakımından da sadece aynı suç nev'i bakımından bağlayıcı olacağı; bir başka ifadeyle, ceza yargılamasının (beraat kararının) konusunu teşkil eden fiil, disiplin hukuku yönünden de aynı suç kapsamında değerlendirilerek disiplin cezası verilemeyeceği kuşkusuzdur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda öngörülen uzlaştırma kurumuna ilişkin düzenlemeler ile 657 sayılı Kanun'un 131. maddesi hükmü birlikte değerlendirildiğinde, davacı hakkında devam eden ceza yargılamasında uygulanacak olan uzlaştırma işlemleri sonucunda verilecek olan kararın, disiplin cezasına ilişkin olarak idarelerce yürütülen soruşturmanın ya da idari yargı yerlerince yapılan yargılamanın neticesini etkilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda, 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin yirminci fıkrasında belirtilen, uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamaların, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamayacağı kuralı da dikkate alındığında, uzlaştırma süreci sonucunda uzlaşma sağlanması üzerine adli yargı yerlerince verilen kararın, idari yargı mercilerince eylemin sübutu açısından bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı açıktır. Ancak, ceza yargısı kararından (özellikle uzlaştırma müzakerelerinden) bağımsız olarak dava dosyasındaki bilgi, belge ve konuya ilişkin soruşturma raporunda yer alan tanık ifadeleri çerçevesinde davacının isnat edilen eylemi işleyip işlemediği ve bu eylemlerin disiplin suçu oluşturup oluşturmadığı hakkında inceleme ve değerlendirme yapılarak karar verilmesine engel bir hal de bulunmamaktadır.

Bakılan olayda, dosyada mevcut olan disiplin soruşturma raporu, eki ifade tutanakları, şikayet dilekçesi ve davacının savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, şikayetçi A.D. ile benzer ifade veren amcasının oğlu B.D.'nin yakınlıkları ve ifadelerinde, olaya tanık olduğu belirtilen Ç.G.'nin, olaya şahit olmadığı yolundaki beyanı dikkate alınarak, taraflar arasındaki söz konusu ilişkiyi ortaya koyabilecek bir başka somut delil bulunmaması karşısında, davacının üzerine atılı bulunan ve dava konusu işleme esas alınan eylemin her türlü şüpheden uzak olarak gerçekleştiğinin kabulü mümkün olmadığından, davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.

Bu durumda, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,

2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 19/11/2025 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :

... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K... sayılı kararı usul ve hukuka uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği görüşüyle, aksi yönde verilen karara katılmıyoruz.

Kaynağa Git

İlgili Haberler