ŞEBNEM TURHAN
Türkiye’den sıkı para politikası ve makroihtiyati tedbirlerle finansmana erişim sorunu yaşayan KOBİ’lere İş Bankası ve İstanbul Sanayi Odası’ndan yeni bir programla destek geldi. KOBİ’lerin verimlilik artışının yanı sıra üretimlerini hizmetleştirmesini de hedefleyen ‘Değer odaklı dijitalleşme ve büyüme programı’ ile şirketin değeri ile hisse fiyatlarında da artış yaşanması öngörülüyor. 3 pilot şirkette denenen programda İSO’dan danışmanlık alan KOBİ’lerin çizilen yol haritasında gereken yatırım finansman ihtiyaçları ise uygun faizlerle İş Bankası tarafından karşılanacak. Bir takvim yılında 100 KOBİ’ye ulaşmayı hedefleyen programda ortalama yatırım bütçesinin ortalama 2-3 milyon dolar en fazla 10 milyon dolar seviyesinde olması bekleniyor. Böylece program kapsamında en az 300 milyon dolarlık bir yatırım finansmanı sağlanmış olacak.
KOBİ’ler hayatta kalma mücadelesi veriyor
İSO ve İş Bankası’nın programına ilişkin dün düzenlenen basın toplantısında İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, imalat sanayi ve KOBİ’lerin kaderini değiştirecek programı kurgulamaya özen gösterdiklerini dile getirerek bunun bir takım çalışması olduğunu İSO ve İş Bankası’nın yanı sıra KOSGEB ile Ticaret ve Sanayi Bakanlığı’nın da katkılarının bulunduğuna işaret etti. Aran, programın arkasında güçlü bir ittifak yapısı bulunduğunu söyleyerek şöyle konuştu: “Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alındığında bu tarz projeler daha önemli oluyor. Çok uzun bir süredir uygulanan sıkı para politikası kapsamında makroihtiyati tedbirlerle kredi genişlemesine önemli büyüme kısıtları getirilmiş durumda. Yatırım amaçlı krediler kısıttan muaf ama bu işletme sermayesi ihtiyacı ile yatırım altındaki her bileşen kısıtlardan muaf değil. Ciddi bir şekilde krediye erişim sorununun olduğu bu dönemde KOBİ’lerin hayatta kalma mücadelesi verdiği dönemde bırakın KOBİ’leri hayatta kalmayı uluslararası pazarlara açılma, küresel rekabette fark yaratacak kendi gelir modelini getirecek bir programdan bahsediyoruz.”
Birçok kazanım ortaya çıkacak
Aran, KOBİ’lerin teknolojik dönüşüm, yeşil dönüşüm boyutu, değer odaklı büyüme boyutu olduğu gibi hizmetleşme bacağını çok önemsediklerini kaydederek üretici şirketlerin bu ürettiklerini hizmete dönüştürebilmelerinin sağlanacağını vurguladı. KOBİ’lerin jeostratejik problemlere karşı da dayanıklılık geliştirmesine yardımcı olacaklarını belirten Aran, uyguladıkları 3 pilot şirketin programla birlikte ekipman verimliliğinde yüzde 30 artış, maliyetlerde yüzde 18’e varan tasarruf elde ettiklerini dile getirdi. Aran, “İddialı bir program KOBİ’ler bunu uyguladıklarında verimlilik artışının yanına hisse fiyatına, şirket değerine, rekabet gücüne etki edecek kazanımlar ortaya çıkıyor. Program hazırlığında İSO halka arza hazırlıyor gibi bir yatırım bankası gibi destek veriyor. Bu danışmanlık sonrasında KOBİ’nin dönüşüm hikayesinde yatırım bütçesini uygun maliyetle İş Bankası karşılayacak” dedi.
Bir takvim yılında en az 100 KOBİ
Sorular üzerine Aran, imalat sanayinde yer alan üretici şirketlerin bu programa gireceğini belirterek “Her KOBİ başına yaklaşık 2 -3 milyon dolar arası yatırım bütçesi hesaplayabilirsiniz. Bazılarında 10 milyon dolara kadar çıkabilir bu miktar. Ancak 10 milyon doların üzerine çıkacak yatırımla karşılaşacağımızı sanmıyorum. Bir takvim yılında 100 KOBİ’ye ulaştığımız düşünüldüğünde bir toplam yatırım bütçesi hesaplanabilir” diye konuştu. Aran, programın doğası gereği kayda değer bir kısmı kredi kısıtlarından muaf olacağını vurgulayarak kısıta konu olan bölümlerde ise banka olarak tercihlerinin bu programdan yana olacağını kaydetti. Aran bu programın 1 yıl sürecek diye bir şartı olmadığı gibi 100 KOBİ’den fazlasına da ulaşabileceğini vurgulayarak belki zaman içinde devletin teşvik politikaları içinde yer alabilen bir boyuta dönüşebileceğini de dile getirdi.
Oldukça sıkışık bir 6 ay bizi bekliyor
Uygulanan ekonomi politikasının etkilerinin şiddetlenerek son bir yılda görülmeye başladığını ve etkilerinin son 1 yıl içinde arttığına dikkat çeken Aran, şunları söyledi: “Bu programın devam ettiğini düşünürse oldukça sıkışık bir ikinci altı ay bizi bekliyor, KOBİ’leri de bekliyor. Açıkladığımız program bu sıkışıklığa deva olacak, batan, kapanan fabrikaları açacak bir program değil. OVP boyunca tüm finansman güçlüklerine dayanmış ayakta kalmayı başarmış olan KOBİ’lerin bundan sonra stratejik üstünlük sağlamasını hikayesine katkı sağlayacak bir program. Bu bir yapılandırma programı değil, sıkışıklıkta olan KOBİ’lerin bu sıkışıklık üzerine bir daha yatırım yapması programı değil. Sanayide rakamlara bakınca sistematik risk olarak adlandırılacak boyutta oluşmadığı görülüyor. Risk sistematik boyuta ulaşmadığı sürece yaşanılan sıkıntı, batışları ve kapanışları ekonomideki genel verimliliğin sağlanması açısından ayıklanma olarak değerlendirebiliriz.”
Sevimli yanı olmayan bir program
Aran bir soru üzerine enflasyonla mücadele programının enflasyonun sürdürülebilir tek haneli noktalara getirilmesinin çok zorlayıcı olduğunu Türkiye ekonomisi için de sanayici için de sevimli yanı olmayan bir program olduğunu dile getirdi. Programın başarıya ulaşıp ulaşmadığını yolunda gidip gitmediğini karnesini gösteren öncü göstergelerin sanayicinin şikayet ettiği konular olduğunu vurgulayan Aran, şöyle konuştu: “Ülke büyümesi potansiyel büyümesinin altında kalıyorsa, istihdamda işsizlik oranı artıyorsa, ekonomide talep daralması varsa bu programın aslında hedefe yaklaştığını uygun olduğunu gösteren, enflasyonda artık düşüş beklentileri olabileceğini gösteren şeyler. Bazen ne yaptığımızı amacının ne olduğunu sonrasında da o yaptığımızla birlikte karşılaştığımız sonuçların birbiriyle bağını kurmadan problem olarak adlandırıyoruz. Gerçekçi olmak gerekirse enflasyonla mücadele bedeli yüksek olan bu tarz sonuçları doğuran ve tüm sanayinin şikayetini gerektiren bir program. Programa dair eleştiriler yükselirken ve söylemler sertleşirken, bunun arkasında yatan temel neden; enflasyonun düşürülmesi ve başarıya ulaşıldıktan sonra sürdürülebilir bir büyüme hikâyesi yazılabilmesi için çekilmesi, katlanılması gereken sancılı bir dönüşüm sürecinin yaşanıyor olmasıdır. Bunu biraz dillendirmiyor, biraz da görmezden geliyoruz."
Bahçıvan: Sanayinin geleceğine sahip çıkıyoruz
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, sanayinin küresel ölçekte büyük bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirten, jeopolitik gelişmeler, korumacılık eğilimleri, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve iklim risklerinin iş dünyasının önündeki en önemli başlıklar arasında yer aldığını söyledi. Yaklaşık üç yıl önce kurulan İSO Stratejik Dönüşüm Merkezi’nin bu dönüşüme rehberlik etmek amacıyla çalışmalar yürüttüğünü belirten Bahçıvan, merkez bünyesinde operasyonel dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm, değer odaklı büyüme ve servisleşme, insan kaynağı dönüşümü ile jeostratejik gelişmelere uyum olmak üzere beş temel dönüşüm alanı belirlendiğini kaydetti.
Bahçıvan, hazırlanan SDM KOBİ Dönüşüm Programı’nın özellikle kaynakları sınırlı işletmelerin dönüşüm yol haritalarını oluşturmayı amaçladığını belirten, “Sanayicimizin ihtiyaçlarını yalnızca tespit etmekle kalmıyor, bunları uygulanabilir dönüşüm projelerine dönüştürüyoruz” diye konuştu.
Programın ilk etapta Türkiye İş Bankası iş birliğiyle iki temel alana odaklanacağını ifade eden Bahçıvan, bunların operasyonel dijital dönüşüm ile değer odaklı büyüme ve servisleşme olduğunu söyledi. Operasyonel dijital dönüşümle üretim süreçlerinde verimlilik ve veri temelli yönetim kapasitesinin artırılmasının hedeflendiğini belirten Bahçıvan, değer odaklı büyüme yaklaşımıyla ise şirketlerin ürünlerinin etrafında yeni hizmetler ve gelir modelleri geliştirerek rekabet güçlerini artırmalarının amaçlandığını dile getirdi.
Bahçıvan, “Sanayiye sahip çıkmak, Türkiye’ye sahip çıkmaktır. Bugün attığımız adımı yalnızca bir programın lansmanı değil, Türk sanayisinin geleceğine yönelik güçlü bir yatırım olarak görüyoruz” dedi. Bahçıvan, umutla içinde bulunduğumuz sürecin hassasiyetinin Ankara tarafından karşılanarak bir çözüm paketinin gelmesini beklediklerini vurguladı.