Ana içeriğe geç

DEVA Partili Karal'dan '3 Temmuz' tepkisi: "Açıklanacak rakam zam değil, eriyen maaşların eksik telafisidir"

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Karal, 3 Temmuz'da açıklanacak haziran ayı enflasyon oranları öncesinde ekonomi yönetimine ve TÜİK'e sert eleştirilerde bulundu. Memur ve emeklilere yansıtılacak oranın bir 'zam' olmadığını savunan Karal, asgari ücrete ara zam yapılmamasını ise "kul hakkı" olarak nitelendirdi.

DEVA Partili Karal'dan '3 Temmuz' tepkisi: "Açıklanacak rakam zam değil, eriyen maaşların eksik telafisidir"
Karar
16

Milyonlarca memur, emekli ve işçinin gözü 3 Temmuz'da Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanacak haziran ayı enflasyon verilerine çevrilmişken, muhalefetten ekonomi politikalarına yönelik tepkiler yükselmeye devam ediyor. DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal, resmi veriler ile sokağın enflasyonu arasındaki makasın giderek açıldığını belirterek, açıklanacak oranların vatandaşın derdine derman olmayacağını vurguladı.

"TÜİK VERİLERİ MİLYONLARIN MAAŞINI ERİTİYOR"

TÜİK'in açıkladığı rakamlar ile bağımsız araştırma kuruluşlarının verileri arasında kimi dönemlerde iki kata varan uçurumlar oluştuğuna dikkat çeken Karal, bu tablonun doğrudan dar gelirlinin cebine yansıdığını ifade etti.

Maaş artışlarının TÜİK verilerine göre belirlenmesinin çalışan ve emeklilerin alım gücünü her geçen gün erittiğini belirten Karal, "3 Temmuz'da açıklanacak rakam gerçek anlamda bir zam değil; yüksek enflasyon karşısında aylar önce kaybedilen alım gücünün eksik bir telafisi olacaktır. Enflasyon farkı, aylar önce vatandaşın cebinden çıkan paranın gecikmeli ödenmesidir. Gerçek refah artışı, ancak bunun üzerine refah payı eklendiğinde sağlanır" değerlendirmesinde bulundu.

"6 AYDA GEÇİM MALİYETİ 15 BİN LİRA ARTTI"

Açıklamasında TÜRK-İŞ'in Haziran 2026 Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması'nın sonuçlarına da atıfta bulunan Karal, tablonun vehametine şu sözlerle dikkat çekti:

"Ocak ayında 31 bin 224 lira olan açlık sınırı haziran ayında 35 bin 759 liraya, yoksulluk sınırı ise 101 bin 706 liradan 116 bin 478 liraya yükseldi. Sadece altı ayda dört kişilik bir ailenin temel yaşam maliyeti yaklaşık 15 bin lira arttı. Bu tablo, vatandaşın çarşıda, pazarda ve mutfakta her gün yaşadığı hayat pahalılığının en somut göstergesidir."

"ASGARİ ÜCRETLİYİ YOK SAYMAK KUL HAKKIDIR"

Karal'ın gündemindeki bir diğer önemli konu ise milyonlarca çalışanı ilgilendiren asgari ücret oldu. Açlık sınırının 35 bin lirayı aştığı bir ortamda asgari ücretliye ara zam kapılarının kapatılmasını "vicdansızlık" olarak tanımlayan Karal, şunları kaydetti:

"Daha da vahimi, milyonlarca asgari ücretli hiçbir ücret artışından yararlanamayacak. Bu, sosyal devlet anlayışıyla da vicdanla da bağdaşmayan büyük bir adaletsizliktir. Çalışanın, emeklinin ve dar gelirlinin alın terini enflasyon karşısında eritmek de asgari ücretliyi kaderine terk etmek de kul hakkıdır."

Devletin asli görevinin vatandaşını hayat pahalılığı karşısında korumak olduğunu vurgulayan Karal, şeffaf veriler açıklanmadığı ve refah payı verilmediği sürece ülkedeki yoksullaşmanın derinleşerek devam edeceği uyarısında bulundu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler