Porto Riko’ya bağlı Vieques Adası sakinleri, ABD Donanması’nın 2003 yılında adayı terk etmesine rağmen bıraktığı ölümcül mirasla pençeleşiyor. Onlarca yıl süren bomba testleri nedeniyle toprak ve suya karışan kanserojen metaller adada adeta bir kanser patlamasına yol açtı.
The Guardian'ın haberine göre Vieques Adası'nda son yıllarda görülen kanser vakalarındaki korkunç artışın temel nedeninin, 2003 yılına kadar ABD ordusu tarafından işgal edilen bölgedeki toprak ve suyun kanserojen metallerle zehirlenmesi olduğunu belirtiyor.
1940'lardan 2001'e kadar ABD Donanması, Vieques’te bombalama ve topçu atışı eğitimleri gerçekleştirerek adanın %70'inden fazlasını kontrolü altına almıştı.
Aradan geçen yirmi yılı aşkın süreye rağmen, binlerce aktif bomba ve patlayıcı madde adanın doğu yakasına ve çevre sularına saçılmış durumda. Bu durum, adanın neredeyse üçte birini kendi sakinleri için girilmesi yasak bölge haline getiriyor.
Donanma, temizlik çalışmalarını ABD Çevre Koruma Ajansı’nın (EPA) "Superfund" programı kapsamında yürütüyor ancak ABD Savaş Bakanlığı verilerine göre bu temizliğin en erken 2032 yılına kadar sürmesi bekleniyor.
Donanmanın çekilmesine ve devam eden temizliğe rağmen ada halkı, kalıcı sağlık krizleri ve yetersiz tıbbi imkanlarla mücadele ediyor. Üstelik resmi kanser istatistiklerinin, adadaki gerçek kirlenme oranını yansıtmadığından endişe ediliyor.
'Yaralarımız yeniden kanatılıyor'
Adadaki çevre kirliliğinin yanı sıra, jeopolitik gelişmeler de Vieques halkını tedirgin ediyor. Ocak ayında Trump yönetiminin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu devirmek ve kaçırmak amacıyla düzenlediği askeri operasyonun ardından Küba’ya yönelik abluka ve tehditlerini artırması, Vieques sakinlerinde adanın yeniden askeri üsse dönüştürüleceği korkusunu tetikledi.
Geçtiğimiz Kasım ayında, ana adada bulunan Roosevelt Roads askeri üssü, kapatılmasından tam 21 yıl sonra yeniden faaliyete geçirildi.
Eski bir ABD ordusu gazisi olan ve Ceiba’da yaşayan Monisha Ríos, yataktan kalktığında odasının penceresinden askeri pisti gördüğünü belirterek, F-35 savaş uçakları ve Osprey nakliye uçaklarının üsten her kalkışında evinde deprem etkisi yaşandığını söylüyor.
Rios, adanın durumunu şu sözlerle özetliyor: "Yara bantları sökülüyor, yavaş yavaş iyileşen yaralar yeniden açılıyor. Aktif olarak zarar görmeye devam ettiğiniz bir süreçte iyileşemezsiniz."
Kemoterapi için saatlerce süren ölüm yolculuğu
University of Massachusetts’ten Dr. Lorena Estrada-Martínez, 2020 yılından bu yana donanmanın adadaki etkilerini EPA fonuyla araştırıyordu.
Bu proje, ikinci Trump yönetiminin başında, 2025 yılında fonunu kaybetti. Resmi istatistiklerin yetersiz kaldığı yerde ada sakinleri, kendi trajedileriyle gerçeği haykırıyor.
2002 yılında, henüz 5 yaşındayken lenfoma nedeniyle hayatını kaybeden ve kanında normalin çok üzerinde uranyum tespit edilen Milivy Adams Calderón, bu trajedinin sadece bir sembolü.
Bölgede yaşayan 65 yaşındaki Carlos “Prieto” Ventura, sakin bir ses tonuyla mahallesindeki durumu anlatıyor:
"Bizim topluluğumuzda neredeyse herkes kanserden öldü; bir ev bitti, yanındaki ev başladı. Donanma hiçbir bağlantıyı kabul etmiyor ama bu kadar ölümü açıklayacak başka hiçbir etken yok. Sözde bir cennette yaşıyoruz."
Kendisi de 2024 yılında nadir bir lenfoma türü teşhisi alan balıkçı Ventura, kemoterapi sürecinde 19 kilo kaybettiğini söylüyor.
Sağlık sistemi yok, ölüm saçan kuyruklar
Vieques halkı, canlarını kurtaracak tıbbi bakım için ana adaya muhtaç durumda; çünkü adadaki tek hastane 2017 yılındaki Maria Kasırgası’nda tamamen yerle bir oldu. Federal Acil Durum Yönetim Ajansı (FEMA), yeni bir sağlık merkezi için 39.5 milyon dolar fon ayırsa da bu merkezin açılması tam 6 yıl sürdü. Üstelik adalılar, yeni binanın bir hastaneden ziyade sadece yetersiz bir "acil servis" gibi hizmet verdiğini, diyaliz veya doğum ünitesi gibi hayati servislerin bulunmadığını belirtiyor.
Ulaşım sisteminin de ölümcül olduğunu söyleyen Zaida Torres, Şubat ayında yaşanan bir trajediye dikkat çekiyor.
Kalp krizi geçiren Sheila Sanabria adlı bir kadın, feribot kuyruğunda beklerken hayatını kaybetti. Kadının ihtiyacı olan ilaçlar ise feribot iskelesinden sadece 6 mil uzaktaki evindeydi.
Porto Riko’nun ABD’nin bir "sömürgesi" olarak kalması ve Kongre’de gerçek bir temsil hakkının bulunmaması adadaki öfkeyi büyütmüş durumda.
"Vidas Viequenses Valen" (Vieques Hayatları Değerlidir) grubu başkanı Alexandra Connelly, Birleşmiş Milletler Dekolonizasyon Özel Komitesi’ne verdiği ifadede adadaki açık patlatma yöntemiyle yapılan güya temizlik çalışmalarını ve sağlık krizini şu sözlerle dünyaya duyurdu:
"Biz bir sömürgenin içindeki ada halkıyız. Toprağımız, sağlığımız ve geleceğimiz hakkında başkalarının aldığı kararlara nesiller boyu katlanmak zorunda bırakıldık. Gelecek nesillere ne bırakacağız? Zehirlenmiş bir toprak mı, yoksa çocukların özgürce büyüyebileceği bir vatan mı?"