Ana içeriğe geç

DEM Parti'li Hun, mülakatta hak kaybına uğrayan öğretmenlerin mağduriyetini Meclis gündemine getirdi

DEM Parti'li Yılmaz Hun, 2023 yılı sözleşmeli öğretmen atamalarında, KPSS puanıyla kontenjan içinde yer alan 1.611 öğretmen adayının mülakat sistemiyle elenerek mağdur edildiğini belirterek Meclis'in araştırması önergesi verdi.

DEM Parti'li Hun, mülakatta hak kaybına uğrayan öğretmenlerin mağduriyetini Meclis gündemine getirdi
Evrensel
16

DEM Parti Iğdır Milletvekili Yılmaz Hun, 2023 yılı sözleşmeli öğretmen atamalarında, KPSS puanıyla kontenjan içinde yer alan 1611 öğretmen adayı, şeffaf olmayan mülakat sistemiyle elenerek mağdur edildiğini belirterek, 1611 öğretmenin mağduriyetinin giderilmesi ve mülakat sömürüsünün son bulması amacıyla Meclis Araştırma Önergesi sundu.

“Eğitim kâr odaklı bir sektöre dönüştürüldü”

Türkiye’de eğitim sisteminun, neoliberal politikaların bir sonucu olarak hızla piyasalaştırıldığını, kamusal bir hak olmaktan çıkarılarak kâr odaklı bir sektöre dönüştürüldüğünü ifade ederek; “Bu dönüşümün en ağır faturasını ise özel öğretim kurumlarında kölelik düzenini aratmayan koşullarda çalıştırılan yüz binlerce özel sektör öğretmeni ödemektedir. Yıllarca ataması yapılmayarak güvencesizliğe mahkûm edilen ve özel sektörün insafına terk edilen eğitim emekçileri, bugün derinleşen ekonomik kriz ortamında açlık sınırının dahi altında ücretlerle yaşam mücadelesi vermektedir” dedi.

“Krizin altında "Taban Maaş" hakkının ortadan kaldırılması yatıyor”

Sektörde yaşanan yapısal krizin temelini, 2014 yılında yapılan yasa değişikliğiyle öğretmenlerin maaşlarının kamudaki dengi öğretmenlerden az olamayacağını güvence altına alan "Taban Maaş" hakkının ortadan kaldırılmasının oluşturduğunun altını çizen Hun; “Bu yasal boşluk özel okul sahiplerine sınırsız bir sömürü alanı açmış, öğretmen maaşlarının asgari ücret seviyesine, hatta birçok kurumda elden geri isteme gibi illegal yöntemlerle asgari ücretin de altına gerilemesine neden olmuştur. Ekonomik sömürünün yanı sıra, sektörde yaygın bir uygulama haline gelen 10 aylık belirli süreli sözleşmeler sebebiyle öğretmenler Temmuz ve Ağustos aylarında maaş alamamakta, sigorta primleri yatırılmayarak sistematik bir biçimde "yaz işsizliği" ile cezalandırılmakta ve iş güvenceleri tamamen yok edilmektedir. Bu güvencesizlik sarmalı içinde haftalık 40 saati aşan ders yükleri, etütler, hafta sonu mesaileri ve veli toplantıları gibi angarya işlerle esnek çalışmaya zorlanan eğitim emekçileri; fazla mesai, kıdem ve ihbar tazminatı gibi en temel özlük haklarından mahrum bırakılmakta, yoğun mobing ve sendikasızlaştırma baskısı altında çalıştırılmaktadır. Tüm bu hak gasplarına karşı anayasal haklarını kullanarak taban maaş talebiyle alanlara çıkan, demokratik eylemler yapan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyelerine ve yöneticilerine yönelik son dönemde sokaklarda uygulanan sert kolluk müdahalesi, ters kelepçeli gözaltılar ve devlet şiddeti ise emekten ve adaletten kopuşun en açık göstergesidir” ifadelerini kullandı.

“Özel sektör öğretmenlerinin sorunları tüm boyutlarıyla incelenmeli”

Eğitimin bir ticari meta, öğretmenlerin ise ucuz iş gücü olmadığı vurgulanan açıklamada şunlar söylendi; “Nitelikli bir eğitim, ancak güvenceli ve insanca yaşayan eğitim emekçileriyle mümkündür. Bugün Türkiye’de derinleşen yoksulluk, güvencesizlik ve sınıfsal sömürü sarmalında yok sayılan özel sektör öğretmenlerinin sesini duymak, taban maaş hakkını yeniden yasal güvenceye kavuşturmak, belirsiz süreli sözleşme hakkını tesis etmek ve uğradıkları hak kayıplarını tespit ederek çözüm yollarını geliştirmek TBMM'nin asli görevidir. Bu gerekçelerle, özel sektör öğretmenlerinin sorunlarının tüm boyutlarıyla incelenmesi amacıyla bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması elzemdir”

Kaynağa Git

İlgili Haberler