Bugünün ebeveyni olmak kolay değil. Her yerden bir uyarı geliyor: “Çocuğunu ihmal etme”, “Travma yaratma”, “Yanlış tepki verme”, “Sınır koy ama kırma”, “Özgüvenini zedeleme”, “Duygusunu bastırma”… Bir yandan çocuklarımızı korumak istiyoruz, bir yandan da hiçbir şeyi eksik yapmamak için neredeyse sürekli tetikte yaşıyoruz.
Eskiden ebeveynlik daha çok “büyütmek” üzerinden tanımlanırdı. Bugün ise ebeveynlik; duygusal olarak kapsamak, gelişimi desteklemek, zarar görmesini engellemek, akademik olarak hazırlamak, sosyal becerilerini güçlendirmek, özgüvenini korumak, ekranını yönetmek, arkadaş ilişkilerini takip etmek, beslenmesini düzenlemek ve daha pek çok şeyi aynı anda yapmak anlamına geliyor.
Bu kadar çok sorumluluk hissi, doğal olarak ebeveynin kaygısını da artırıyor.
Koruma ve kontrol arasındaki çizgi
Kaygı aslında kötü bir duygu değil. Bizi tehlikeye karşı uyarır, hazırlıklı olmamızı sağlar, önem verdiğimiz şeylere dikkat kesilmemize yardım eder. Bir ebeveynin çocuğu için kaygılanması da son derece insani ve doğal. Ancak kaygı direksiyona geçtiğinde, koruma ile kontrol arasındaki çizgi bulanıklaşmaya başlar.
Çocuğumuz düşmesin diye her adımını tutarız. Üzülmesin diye hayal kırıklıklarını onun yerine çözeriz. Arkadaşıyla sorun yaşamasın diye hemen öğretmene, diğer ebeveyne ya da çocuğun kendisine müdahale ederiz. Yanlış karar vermesin diye onun yerine düşünürüz. Yorulmasın diye sorumluluklarını üstleniriz. Ağlamasın diye hemen dikkatini dağıtırız. Korkmasın diye zorlandığı her şeyden onu uzaklaştırırız.
Bütün bunları sevgiden yaparız. Ama bazen sevgiyle yaptığımız şey, çocuğun güçlenme alanını daraltabilir. Çünkü çocuklar yalnızca mutlu olduklarında değil, zorlandıklarında da gelişir.
Hayatın antrenmanı ne zaman başlar?
Bir oyuncağı paylaşamadığında, bir arkadaşı onu oyuna almadığında, ödevini unuttuğunda, maçta kaybettiğinde, bir sunumda heyecanlandığında ya da istediği şey olmadığında bir çocuk aslında hayatın küçük ama çok önemli antrenmanlarını yaşar. Problem çözmeyi, beklemeyi, hayal kırıklığına dayanmayı, duygusunu düzenlemeyi, yardım istemeyi, yeniden denemeyi bu anlarda öğrenir.
Eğer biz her zorlanmada hemen devreye girersek, çocuk şunu öğrenebilir: “Ben bununla baş edemem, biri benim yerime çözmeli.” Oysa sağlıklı gelişim için çocuğun içinden geçmesi gereken temel duygu şudur: “Zorlandım ama dayanabildim. Denedim, olmadı, tekrar denedim. Üzüldüm ama geçiyor. Yardım alabilirim ama tamamen çaresiz değilim.”