Ana içeriğe geç

Avrupa’yı kavuran ejderha sıcakları Türkiye’ye ulaşacak mı? Uzman isim açıkladı | SON DAKİKA HAVA DURUMU HABERLERİ

Avrupa sıcak hava dalgası nedeniyle zor zamanlar yaşıyor. Aşırı sıcaklardan ölümler yaşanıyor, hissedilen sıcaklık 40 dereceye kadar yükseldi. Nem oranı ve gece sıcaklıkları yaşamı oldukça zorlaştırmış durumda. Türkiye’de 45 dereceyi aşan sıcaklıklarla Avrupa’daki 35-40 derece arasındaki fark sosyal medyada tartışılırken, Meteoroloji Yüksek Mühendisi Kutay Mıhlıardıç, Avrupa’daki sıcak hava krizinin neden daha yıkıcı hissedildiğini bilimsel gerekçelerle anlattı. Peki, bu kavurucu sıcaklar Türkiye'yi de vuracak mı? Ejderha sıcakları için uzmanından açıklama....

Avrupa’yı kavuran ejderha sıcakları Türkiye’ye ulaşacak mı? Uzman isim açıkladı | SON DAKİKA HAVA DURUMU HABERLERİ
Gzt
16
Avrupa’yı etkisi altına alan sıcak hava dalgası, son günlerde yalnızca termometrelerde görülen değerlerle değil, hissedilen sıcaklık, yüksek nem, uzun gündüz süresi ve altyapı yetersizliği gibi başlıklarla da tartışılıyor. Özellikle “Avrupa 40 derecede neden bu kadar zorlanıyor, Türkiye’de 46-47 derece görülürken biz neden aynı tabloyu yaşamıyoruz?” sorusu sosyal medyada sıkça gündeme gelirken, Meteoroloji Yüksek Mühendisi Kutay Mıhlıardıç bu karşılaştırmanın eksik yapıldığını belirterek sıcaklığın yalnızca rakamdan ibaret olmadığını vurguladı.Avrupa sıcak hava dalgası neden daha ağır hissediliyor?Avrupa’da son günlerde etkisini artıran sıcak hava dalgası, başta Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya olmak üzere birçok ülkede yaşamı zorlaştırırken, Türkiye’de de benzer bir tartışma başladı. Termometreler Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz’de zaman zaman 45 derecenin üzerine çıkarken, Avrupa’da 35-40 derecelik sıcaklıkların neden daha büyük bir kriz başlığına dönüştüğü merak konusu oldu. Kutay Mıhlıardıç’a göre bunun yanıtı yalnızca hava sıcaklığında değil; coğrafya, nem, yapı stoku, gündüz süresi ve iklim alışkanlıklarında saklı.Meteoroloji Mühendisi Kutay Mıhlıardıç: “35 derece her yerde aynı etkiyi yapmaz”Mıhlıardıç, sosyal medyada yaptığı değerlendirmede, “Avrupa 40 derecede ağlıyor, biz Türkiye’de 46-47 derece görüyoruz bu kadar söylenmiyoruz diyenler için işin arkasındaki bilimsel gerçekleri 5 maddede özetleyelim” diyerek Avrupa’daki sıcaklık krizinin neden daha yıkıcı hissedildiğini tek tek anlattı. Uzman isme göre aynı sıcaklık değeri, bulunduğu bölgenin nem oranına, güneşlenme süresine, yapıların ısıyı tutma kapasitesine ve insanların o iklime ne kadar alışık olduğuna göre bambaşka sonuçlar doğurabiliyor.Avrupa’da gündüz süresi uzuyor, şehirler saatlerce soğuyamıyorMeteoroloji Mühendisi Kutay Mıhlıardıç’ın dikkat çektiği ilk nokta, özellikle Orta ve Kuzey Avrupa’daki uzun yaz günleri oldu. Mıhlıardıç’a göre Avrupa’nın bazı bölgelerinde yaz aylarında gündüz süresi 18 ila 22 saate kadar uzayabiliyor. Bu da güneş radyasyonunun saatler boyunca kesintisiz şekilde binalara, asfalt yüzeylere ve toprağa yüklenmesi anlamına geliyor.Uzman isim bu durumu, “Güneş tepeden neredeyse hiç inmiyor, toprak ve binalar aralıksız güneş radyasyonuna maruz kalıyor. Coğrafyanın soğumaya vakti kalmıyor. Öğle vaktinin 9-10 saat sürdüğünü düşünün” sözleriyle anlattı. Yani sıcaklık yalnızca gün ortasında yükselip akşam düşmüyor; şehirler neredeyse tüm gün boyunca ısı depoluyor.Avrupa’daki temiz hava, sıcaklığı daha sert hissettirebiliyorKutay Mıhlıardıç’ın ikinci dikkat çektiği başlık ise “maskeleme etkisi” oldu. Buna göre Avrupa’da aerosol yani hava kirliliği kaynaklı parçacıkların görece daha az olması, güneş ışınlarının filtrelenmeden yüzeye ulaşmasına neden olabiliyor. Mıhlıardıç, “Avrupa’da hava kirliliği çok az olduğu için güneş ışınlarını filtreleyecek bir kalkan yok. Güneş ışığı direkt ve en yakıcı haliyle vücuda çarpıyor. Hissedilen sıcaklık bu yüzden çok daha agresif” ifadelerini kullandı.Bu tablo, termometrede görülen değer ile vücudun maruz kaldığı ısı yükü arasındaki farkı büyütüyor. Yani Avrupa’daki 35-40 derecelik bir sıcaklık, açık alanda ve güneş altında çok daha sert bir baskıya dönüşebiliyor.Avrupa’daki yalıtımlı evler geceyi daha zor hale getiriyorSıcak hava dalgasının etkisini artıran bir diğer unsur ise Avrupa’daki konut yapısı. Türkiye’de özellikle sıcak bölgelerde binalar, gölgelik kullanımından doğal havalandırmaya kadar farklı çözümlerle sıcak iklime daha uyumlu tasarlanabiliyor. Avrupa’da ise uzun yıllardır temel öncelik soğuğa karşı korunmak olduğu için yapı stoku büyük ölçüde kış şartlarına göre şekillenmiş durumda.Kutay Mıhlıardıç bu durumu, “Avrupa’daki binalar kışın ısıyı içeride tutmak için yalıtılmış. İçeri giren sıcaklık günlerce dışarı çıkmıyor. Klima altyapısı da olmadığı için evler geceleri fırına dönüşüyor” sözleriyle özetledi. Bu nedenle Avrupa’da sıcak hava yalnızca dışarıda değil, evlerin içinde de gece boyunca etkisini sürdürüyor. Uzmanlara göre sıcak hava dalgalarında asıl risklerden biri de gece vücudun dinlenememesi ve serinleyememesi.Nem, 35 dereceyi 45 dereceden daha ağır hale getirebiliyorSosyal medyada en çok tartışılan başlıklardan biri de “Kuru 45 mi daha kötü, nemli 35 mi?” sorusu oldu. Kutay Mıhlıardıç’a göre burada kritik fark, vücudun kendini terleme yoluyla ne kadar soğutabildiği. Avrupa’nın özellikle nehir ve kıyı kentlerinde yüksek nem, bu doğal soğutma mekanizmasını zayıflatıyor.Mıhlıardıç, “Kuru bir 45 derece, nemli bir 35 dereceden daha katlanılabilir olabilir. Avrupa’nın nehir ve kıyı şehirlerindeki yüksek nem, vücudun terleyerek kendini soğutmasını engelliyor ve biyolojik iflası hızlandırıyor” değerlendirmesini yaptı. Başka bir deyişle, hissedilen sıcaklık ile gerçek sıcaklık arasındaki fark açıldıkça, sıcak çarpması ve ısı stresi riski de büyüyor.Avrupa bu sıcaklıklara alışık değil: Asıl fark meteorolojik anomaliMeteoroloji Mühendisi Kutay Mıhlıardıç’ın altını çizdiği son başlık ise Avrupa’daki sıcak hava dalgalarının o coğrafyanın iklim normallerinin dışına taşması. Uzman isme göre Kuzey ve Orta Avrupa’da görülen bu yüksek sıcaklıklar, yalnızca birkaç sıcak gün olarak değerlendirilmemeli; çünkü altyapıdan günlük yaşama kadar pek çok unsur bu sıcaklık rejimine göre kurulmuş değil.Mıhlıardıç, “Bu yüksek frekanslı sıcaklıklar özellikle Kuzey Avrupa’daki yüz yıllık iklim dengesinin tamamen dışında. Altyapı da insan vücudu da bu ekstrem duruma hazırlıksız” ifadelerini kullandı. Yani Avrupa’da 35-40 dereceyi kritik hale getiren etkenlerden biri de bu sıcaklıkların o bölge için “olağan” olmaması.Türkiye ile Avrupa’daki sıcaklık neden aynı şekilde karşılaştırılamıyor?Uzmanlara göre Türkiye’de Güneydoğu Anadolu, Akdeniz ve Ege’nin bazı bölümleri, yüksek yaz sıcaklıklarına daha alışık bir iklim kuşağında yer alıyor. Gündüz-gece dengesi, yapı alışkanlıkları, gölgelik kültürü, kıyafet tercihleri ve günlük yaşam ritmi de bu iklime göre şekillenmiş durumda. Avrupa’da ise özellikle kuzey ve orta kuşakta sıcak hava dalgaları hem şehir altyapısını hem de insan bedenini çok daha hazırlıksız yakalıyor.Bu nedenle termometrede görülen “40 derece” ile “47 derece”yi yalnızca sayısal olarak karşılaştırmak, sıcak hava dalgasının gerçek etkisini anlamaya yetmiyor. Asıl tabloyu belirleyen; nem, gece sıcaklığı, güneşlenme süresi, binaların ısı tutma özelliği ve toplumun o iklime ne kadar uyumlu yaşadığı oluyor.Asıl mesele rakam değil, ölümcül baskıTartışmanın merkezindeki soruya yanıt veren en çarpıcı değerlendirme ise Kutay Mıhlıardıç’ın özet cümlesi oldu. Uzman isim, Avrupa’daki sıcak hava dalgasını yalnızca “40 derece oldular, neden bu kadar konuşuluyor?” diye yorumlamanın eksik kalacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:“Özetle; coğrafya, nem, altyapı ve 20 saatlik güneş birleştiğinde Avrupa’daki 35 derece, Türkiye’deki 45 dereceden daha ölümcül bir baskı yaratıyor.”
Kaynağa Git

İlgili Haberler