Ana içeriğe geç

Avrupa'da artan klima talebi Türk üreticisine fırsat oldu

Avrupa'da etkisini artıran aşırı sıcaklar, iklimlendirme sektöründe talebi hızla yükseltiyor. İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB) Yönetim Kurulu Başkanı Osman Baştaş, özellikle Orta ve Kuzey Avrupa'da klima yatırımlarının hız kazandığını belirterek, bu eğilimin Türkiye'nin ihracatına uzun vadede önemli katkı sağlayacağını ifade etti.

Avrupa'da artan klima talebi Türk üreticisine fırsat oldu
Dünya Gazetesi
16

Avrupa genelinde etkisini sürdüren sıcak hava dalgaları, çevresel ve sosyal sonuçlarının yanı sıra ekonomik etkileriyle de dikkat çekiyor.

İtalya'da sıcaklığa bağlı can kayıplarındaki artış ve İsviçre Alpleri'nde yaşanan rekor buzul erimeleri iklim krizinin etkilerini gözler önüne sererken, Almanya'da Ren Nehri'ndeki su seviyesinin düşmesi nedeniyle taşımacılıkta yaşanan aksaklıklar ve Fransa'da sıcaklara karşı yetersiz korumaya sahip konutların kiralarının askıya alınmasına yönelik başlatılan imza kampanyası da sıcaklıkların ekonomik ve sosyal hayata yansımalarını ortaya koyuyor.

Uzmanlar, Avrupa'da her yıl daha sık görülen aşırı sıcakların artık geçici bir hava olayı olmaktan çıkarak kalıcı bir ekonomik unsur haline geldiğine dikkat çekiyor. ING Küresel Makro Araştırma Başkanı ve Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski de sıcak hava dalgalarının makroekonomik açıdan yapısal bir değişkene dönüştüğünü değerlendiriyor.

İklimlendirme artık temel ihtiyaç

İSİB Yönetim Kurulu Başkanı Osman Baştaş, Avrupa'da son yıllarda görülen sıcak hava dalgalarının istisnai bir durum olmaktan çıktığını, iklim değişikliğinin kalıcı sonuçlarından biri haline geldiğini söyledi.

Bu gelişmenin iklimlendirme sistemlerini yalnızca konfor sağlayan ürünler olmaktan çıkarıp yaşamın ve üretimin sürdürülebilirliği açısından temel ihtiyaç konumuna taşıdığını belirten Baştaş, bunun sektörün uzun vadeli büyümesini destekleyeceğini ifade etti.

Baştaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Özellikle geleneksel olarak klima kullanımının yaygın olmadığı Orta ve Kuzey Avrupa ülkelerinde dahi talebin belirgin şekilde arttığını gözlemliyoruz. Sadece bireysel kullanıcılar değil, kamu kurumları, eğitim yapıları, sağlık tesisleri ve ticari işletmeler de iklimlendirme yatırımlarını hızlandırıyor. Ayrıca Avrupa'da mevcut klima sistemlerinin ortalama sıcaklıkların yükselmesi karşısında yetersiz kalması, sistemlerin yenilenme ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Bu durum ihracat potansiyelimizi artıracaktır. Biz bu artışı kısa vadeli, mevsimsel bir hareketlilik olarak değerlendirmiyoruz. Avrupa Birliği'nin iklim politikaları, enerji verimliliği hedefleri ve sürdürülebilir bina dönüşümüyle birlikte pazarın daha yüksek verimli, çevre dostu ve akıllı iklimlendirme sistemlerine yöneldiğini görüyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda talebin sadece miktar olarak değil, teknoloji ve kalite açısından da dönüşerek büyümeye devam edeceğini öngörüyoruz."

Ticari yatırımlarda da talep yükseliyor

Baştaş, iklimlendirme sistemlerinin yalnızca konutlarda değil, ticari ve sanayi tesislerinde de kritik rol üstlendiğini belirtti.

Veri merkezleri, üretim tesisleri, lojistik depolar ve ticari binalarda yüksek verimli iklimlendirme altyapısına duyulan ihtiyacın arttığını kaydeden Baştaş, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Veri merkezlerinde sunucuların güvenli çalışabilmesi için hassas sıcaklık ve nem kontrolü sağlayan soğutma çözümlerine yönelik talep hızla artıyor. Aynı şekilde ilaç, gıda, elektronik ve otomotiv gibi sektörlerde üretim kalitesinin korunması için gelişmiş iklimlendirme sistemleri büyük önem taşıyor. Avrupa pazarında yüksek enerji verimliliğine sahip inverter klimalar, ısı pompaları, değişken debili VRF sistemleri, havalandırma ve hava kalitesi çözümleri, ısı geri kazanım sistemleri, otomasyon destekli akıllı bina çözümleri ile çevre dostu soğutucu akışkan kullanan ürünler ön plana çıkıyor. Karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik politikalar, sektörümüzü daha çevreci ve daha dijital teknolojilere yönlendirmeye devam ediyor."

Türkiye'nin rekabet avantajı öne çıkıyor

Türkiye'nin güçlü üretim altyapısı, geniş ürün çeşitliliği, yüksek kalite standartları ve Avrupa'ya yakın konumu sayesinde kıtanın önemli tedarikçileri arasında yer aldığını ifade eden Baştaş, Türk iklimlendirme sektörünün bugün birçok ülkeye ihracat gerçekleştiren ve küresel markalarla rekabet edebilen bir seviyeye ulaştığını söyledi.

Avrupa'da yükselen talebin sektör için önemli fırsatlar sunduğunu belirten Baştaş, şöyle konuştu:

"Avrupa Birliği, sektörümüzün en önemli ihracat pazarlarından biri olmayı sürdürüyor. Özellikle enerji verimliliği yüksek ürünler, havalandırma sistemleri, ısı değiştiriciler, tesisat ekipmanları, soğutma sistemleri ve ticari iklimlendirme çözümlerinde Türk firmalarının rekabet gücü oldukça yüksektir. Bunun yanında Avrupa'da tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi eğilimi de Türkiye açısından önemli bir avantaj oluşturuyor. Hızlı teslimat kabiliyeti, esnek üretim yapısı ve güçlü mühendislik altyapımız sayesinde Türk üreticiler Avrupa'nın güvenilir çözüm ortakları arasında yer almaktadır. Önümüzdeki dönemde teknoloji yatırımları, AR-GE çalışmaları ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla bu konumumuzu daha da güçlendireceğimize inanıyoruz."

Siparişlerde artış beklentisi

Yaz döneminde Avrupa'da etkisini artıran sıcak hava dalgalarının klima ve iklimlendirme ürünlerine yönelik siparişleri kısa vadede desteklemesini beklediklerini dile getiren Baştaş, mevcut stokların hızla azalmasının ve dağıtıcıların yeni alımlara yönelmesinin Türk üreticileri açısından fırsat oluşturabileceğini söyledi.

Baştaş, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü:

"Ancak sektörümüz açısından sürdürülebilir büyümenin yalnızca hava koşullarına bağlı olmadığını da vurgulamak gerekir. Avrupa'da devam eden yeşil dönüşüm, enerji verimliliği yatırımları, eski sistemlerin yenilenmesi ve ısı pompası gibi çevreci teknolojilere geçiş, uzun vadede çok daha güçlü bir talep oluşturacaktır."

Yılın ikinci yarısında Avrupa'dan gelecek siparişlerde artış öngördüklerini belirten Baştaş, küresel ekonomik gelişmeler, finansman koşulları ve jeopolitik riskleri de yakından izlediklerini ifade etti.

Sektörün oluşacak talebi karşılayabilecek üretim kapasitesine sahip olduğunu vurgulayan Baştaş, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

"Buna rağmen Türk iklimlendirme sektörünün üretim kapasitesi, kalite seviyesi ve ihracat tecrübesi sayesinde oluşacak talebi karşılayabilecek güçlü bir yapıya sahip olduğuna inanıyoruz. İSİB olarak firmalarımızın uluslararası pazarlardaki görünürlüğünü artıracak tanıtım faaliyetleri, ticaret heyetleri, milli katılım organizasyonları ve sektörel işbirlikleriyle ihracatımızın sürdürülebilir şekilde büyümesine katkı sağlamaya devam edeceğiz."

Kaynağa Git