Ana içeriğe geç

Yunan savunmasına Türk turist desteği! Adalarda su akmıyor Türk lirası akıyor

‘Ucuz tatil’ hayaliyle Yunan adalarına akın eden milyonlarca Türk turist, yüksek ulaşım maliyetleri ve altyapı problemleriyle karşı karşıya kalıyor. Su krizinin büyüdüğü adalarda kesintiler ve kısıtlamalar günlük hayatı etkilerken, Türklerin bıraktığı 750 milyon dolarlık döviz, komşu ekonomiye can suyu oluyor.

Yunan savunmasına Türk turist desteği! Adalarda su akmıyor Türk lirası akıyor
Türkiye Gazetesi
16

‘Ucuz tatil’ hayaliyle Yunan adalarına akın eden milyonlarca Türk turist, yüksek ulaşım maliyetleri ve altyapı problemleriyle karşı karşıya kalıyor. Su krizinin büyüdüğü adalarda kesintiler ve kısıtlamalar günlük hayatı etkilerken, Türklerin bıraktığı 750 milyon dolarlık döviz, komşu ekonomiye can suyu oluyor.

KAAN ZENGİNLİ - Yaz sezonunun açılmasıyla sosyal medyadan körüklenen ‘Yunanistan çok ucuz’ algısı, sahadaki gerçeklerle uyuşmuyor. Vatandaşlar sadece restoran adisyonlarındaki rakamları karşılaştırarak komşu adalara akın ederken, makroekonomik tablo ve adaların çöken altyapısı bu seyahatleri tam bir illüzyona dönüştürüyor. Adalar’da ciddi su sıkıntısı yaşanıyor. Belli bölgelerde bu sebeple olağanüstü hâl ilan edilirken, bazı otellerde musluklardan su akmıyor ve odalar temizlenmiyor. Türkiye’den her yıl 2 milyon turist ülkeye giderken, Yunanistan’dan 620 bin turist Türkiye’ye geliyor. Türklerin yılda ülkeye bıraktığı 750 milyon dolarlık döviz Yunanistan ekonomisini ihya ederken, adaya ayak basan turistler ise ‘susuzluk’ ve ‘kısıtlamalarla’ mücadele etmek zorunda kalıyor.

BANYOLARDA SU YOK

Ucuz tatil beklentisiyle Yunanistan’a giden yerli turisti bu yıl en çok zorlayan konu altyapı krizleri oluyor. İklim değişikliği ve aşırı turizm (overtourism) yükünü kaldıramayan adalarda su kaynakları tükenme noktasına geldi. Kerpe (Karpathos) Adası’nda su sıkıntısına karşı olağanüstü hâl ilan edilirken, bu kriz Mikonos, Santorini, Naksos ve Girit gibi diğer popüler adalara da hızla yayılıyor. Turistler, adalardaki su kıtlığının faturasını doğrudan kendi konforlarından ödüyor. Plajlardan dönülen en yoğun saatlerde suların tamamen kesilmesi veya basıncın düşürülmesi, halka açık plaj duşlarının iptal edilmesi ve otellerde ‘havlu/çarşaf değiştirme’ kısıtlamalarına gidilmesi tatili âdeta çileye dönüştürüyor. Şebeke suyunun yetersizliği nedeniyle marketlerde şişelenmiş tatlı su fiyatları fırlarken, restoranlar da artan bulaşık ve taşıma su maliyetlerini menü fiyatlarına yansıtmaya başlıyor. Bölgede araba yıkayana bile ceza kesiliyor.

YOLDA 12 BİN TL GİDİYOR

İşin ekonomik boyutuna bakıldığında ise “ucuzluk” tezinin matematiksel olarak çöktüğü görülüyor. Yunanistan’da bir restoranda ödenen hesap Türkiye’ye kıyasla uygun görünse de kapıdan çıkışla başlayan avro bazlı zorunlu giderler toplam bütçeyi katlıyor. İki kişilik bir ailenin sadece kapıda vize, aracı kurum bedeli, seyahat sigortası, gidiş-dönüş feribot bileti ve liman vergileri için ödediği tutar yaklaşık 12 bin lirayı aşıyor. Bu rakama konaklama ve adadaki ulaşım/araç kiralama maliyetleri eklendiğinde, masaya gelen yemeğin ucuzluğu, yolda harcanan yüzlerce avronun yanında eriyip gidiyor.

Türkiye’den Yunanistan’a giden turist sayısı 2,2 milyon bandını aşarak tarihî rekor kırarken, yıl sonuna kadar adalar ve ana kara dâhil 3,2 milyondan fazla Türk vatandaşının Yunanistan’ı ziyaret etmesi bekleniyor. Buna karşılık Yunanistan’dan Türkiye’ye gelen turist sayısı ise düşüş eğilimi göstererek 620 bin seviyelerinde kalıyor. Bu dengesiz trafik, Türkiye’den Yunanistan’a her yıl ‘milyarlarca liralık’ devasa bir döviz ve sermaye transferi anlamına geliyor. Yunanistan, Türk turistlerin bıraktığı bu devasa turizm geliriyle kendi iç ekonomisini fonluyor. Ülke sadece 30 milyon avrosu kapıda vize geliri olmak üzere, yılda 750 milyon dolar Türk turistlerden gelir sağlıyor. Bu rakamın Yunanistan’ın toplam savunma sanayi bütçesinin yüzde 10’u kadar olduğu görülüyor.

Marmaris’te otel ve restoran işletmeciliği yapan Murat Gündüz, sosyal medyadaki fiyat algısının gerçeği yansıtmadığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: Vatandaşlarımız, Bodrum’daki birkaç spesifik lüks mekânın fiyatını tüm Türkiye’ye mal etme yanılgısına düşüyor. Oysa Marmaris’te, komşuya ödenen o vize, sigorta ve feribot parasıyla çok daha yüksek standartlarda, üstelik suyu kesilmeyen, altyapısı sağlam tesislerde krallar gibi tatil yapmak mümkün. İki kişilik bir Yunanistan seyahatinin sadece ulaşım ve gümrük masrafı, bizim burada sunduğumuz 4 günlük kaliteli bir konaklama paketine denk geliyor. Tesislerimizin donanımı, personelimizin hizmet kalitesi teraziye konduğunda; Türkiye, Yunan adalarından daha ekonomik ve rasyonel bir seçenektir.

Sektör kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Yunanistan Turizm Bakanlığı son dönemde Türk sosyal medya fenomenlerini (influencer) Ege adalarında ücretsiz ağırlayarak Türkiye iç pazarına yönelik organize bir algı çalışması yürütüyor. Söz konusu tanıtım faaliyetlerinde, içerik üreticilerinden özellikle ‘Yunan adalarının Türkiye’deki tatil beldelerine kıyasla çok daha ucuz olduğu’ yönünde hedefli paylaşımlar yapmaları talep ediliyor. Komşu ülkenin yürüttüğü bu stratejik reklam kampanyası yerli turizm temsilcilerinde büyük rahatsızlık oluştururken; durumu değerlendiren bir otel işletmecisi, yerli sosyal medya fenomenlerinin bu algı operasyonuna alet olmasını ‘resmen ihanet’ sözleriyle nitelendirdi.

Yunan adalarına yönelik talebin ekonomik bir tercihten ziyade psikolojik bir boyutu olduğunu belirten seyahat acentesi sahibi Serkan Yılmaz ise durumu şu sözlerle özetledi: Acentelerimize gelen taleplerin arka planını analiz ettiğimizde, Yunanistan rotasının ‘ucuzluktan’ ziyade bir ‘statü ve imaj’ arayışı olduğunu net bir şekilde görüyoruz. Müşterilerimiz, ceplerinden çıkacak o toplam bütçeyle Türkiye’de çok daha lüks ve her şey dâhil bir tesiste kalabileceklerini bilmelerine rağmen adaları seçiyor. Buradaki ana motivasyon; tatilde ‘yurt dışındaydım’ diyebilmek, pasaporta o damgayı vurdurmak ve sosyal medyada havalı bir yurt dışı lokasyonundan paylaşım yapabilmektir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler