Teknolojik cihazların kullanım sürelerinin kısalması, Türkiye genelinde her geçen gün büyüyen devasa bir çevre krizini beraberinde getiriyor.
Evlerdeki çekmecelerde unutulmaya yüz tutmuş eski cep telefonları, bir kenara atılmış bilgisayarlar ve ömrünü tamamlamış bataryalar sadece dijital bir yığın oluşturmuyor, aynı zamanda çevre ve insan sağlığı üzerinde de geri dönülemez tehditler yaratıyor.
Ülkemizde yıllık bazda yaklaşık 1 milyon ton elektronik atık üretilirken, bu muazzam miktarın yalnızca yüzde 6 ile yüzde 7 arasındaki çok küçük bir kısmı kayıtlı sistemler aracılığıyla geri dönüşüm süreçlerine kazandırılabiliyor.
Türkiye için korkunç tahmin: Topraklarımızın yüzde 80'ini kaybedebiliriz
DİJİTALLEŞME HIZLANDIKÇA ELEKTRONİK ÇÖP DAĞLARI BÜYÜYOR
Çağımızın getirdiği dijitalleşme dalgasıyla birlikte teknolojik cihaz kullanımı katlanarak artarken, kullanım ömrünü dolduran ürünlerin meydana getirdiği e-atık problemi de eş zamanlı olarak genişliyor.
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı Programı Başkanı Öğretim Görevlisi Tuğçe Yılmaz Karan tarafından paylaşılan güncel verilere göre, Türkiye'de her yıl yaklaşık 1 milyon ton elektronik atık açığa çıkıyor.
Ancak bu atıkların ezici bir çoğunluğu kayıt dışı biçimde depolanıyor ya da evsel atıklarla birleştirilerek doğrudan çöpe gönderiyor.
SİNSİ TEHLİKE: TOPRAĞA VE SUYA KARIŞAN AĞIR METALLER
Öğretim Görevlisi Tuğçe Yılmaz Karan, atık pillerin ve eski elektronik cihazların yapısında kurşun, cıva, kadmiyum, nikel ve lityum gibi doğaya ciddi zararlar veren ağır metaller bulunduğunu belirtiyor.
Bu zehirli elementler zaman içerisinde toprağa sızıyor, yer altı su kaynaklarına ulaşıyor ve ekosisteme karışarak uzun vadeli çevresel felaketlerin önünü açıyor.
Özellikle kurşun ve cıva bileşenlerinin insanlarda sinir sistemi üzerinde doğrudan toksik etkiler meydana getirdiği kaydedilirken, lityum tabanlı pillerin ise hatalı depolama koşullarında aniden alev alarak yangın ve patlama riski taşıdığı ifade ediliyor.
Su iflası başladı: Yarın, bugünden daha kötü olacak
ÇÖPLÜKLERDEKİ SERVET: DEĞERLİ MADENLER EKONOMİYİ BEKLİYOR
Madalyonun diğer yüzünde ise elektronik atıkların sadece çevresel bir tehdit olmadığı, aynı zamanda yüksek bir ekonomik değer taşıdığı gerçeği yer alıyor.
Kullanılmayan eski telefonlar, bilgisayarlar ve elektronik teçhizatların içerisinde altın, bakır, gümüş ve nadir toprak elementleri gibi geri kazanılması mümkün olan kıymetli ham maddeler bulunuyor.
Buna rağmen Türkiye genelinde e-atık toplama oranlarının son derece düşük seviyelerde seyretmesi, geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesi ve tüketici farkındalığının artırılması hususunda yeni adımların atılması gerektiğini ortaya koyuyor.
BAKANLIĞIN 2035 VİZYONU: HEDEF YÜZDE 60 GERİ KAZANIM
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayımlanan resmi verilere göre, Türkiye'nin genel geri kazanım oranı 2024 yılı itibarıyla yüzde 36,08 düzeyine ulaştı.
Bakanlığın 2035 yılı için belirlediği stratejik makro hedef ise bu başarıyı yüzde 60 seviyesine yükseltmek olarak açıklandı.
Çevre uzmanları, evlerde atıl vaziyette bekleyen telefonların, bilgisayarların ve ömrü bitmiş bataryaların kesinlikle evsel çöplere atılmaması gerektiğinin altını çiziyor.
Vatandaşların bu cihazları koruma altına alınmış bir gelecek için ilçe belediyelerinin toplama merkezlerine ya da lisanslı geri dönüşüm kuruluşlarının yetkili noktalarına elden ulaştırılması çağrısı yapılıyor.
Klimaya sığınan insanlığın acı sonu! Serinlemek isterken dünyayı ısıtıyoruz