NOW Haber’de yayınlanan Çalar Saat programına konuk olan CHP'li Özgür Özel, hem kurultay sürecine hem de kamuoyunda tartışılan “yeni parti” ihtimaline ilişkin açıklamalarda bulundu.
Özel'in konuşması şu şekilde:
"Şöyle söyleyeyim, yani bizim takvimimizin... üyemizin, delegemizin, il başkanlarımızın, bu partiyi seven herkesin bizim önümüze koyduğu takvim şu: 'Parti içinde yapabileceğiniz bütün mücadeleyi verin' diyorlar. Biz bu mücadeleyi üçe ayırdık: hukuki, siyasi, fiziki mücadele. Yani başka çaresi yok. Gerektiği yerde toplanıp miting de yapıyoruz, fiziki mücadele dediğim o. Gerektiği yerde direniyoruz. Gerektiği yerde millete gidiyoruz. Siyasi mücadele sürüyor, hukuki mücadele sürüyor. Bunları yapacağız.

İlla böyle bir tarih olarak hani bir 'son gün' olarak söylemeyeyim ama bir 20 Temmuz tarihi var ki, o tarih adli tatilin başlangıcıdır. O zaman işte bir 40 gün sürecek herhalde, 40-42 gün... (Adli yıl açılışı) 1 Eylül, 2 Eylül... 40 gün sürecek adli yıl açılışına kadar hiçbir şeyin yapılamadığı bir süreç olacak. Ve o gerçekten insanların ciddi şekilde umutlarını kıracak bir süreç olur. Yeni partiyle ilgili mesele; biz yeni parti kurmanın meraklısı değiliz. Hiç de istemiyoruz, çok net.
"6 YILDIR SEÇİM YAPIŞMAMIŞ OLUYOR"
Ama insanlarda şöyle bir duygu oluşuyor ve onu görmek lazım. Ve hak vermek lazım. Birkaç şey var. Şimdi bu dediğim kurultay ‘Ya biz ışınlandık’ diyorlar, o kurultayı kazanmadılar. O kurultaydan önceki genel başkan sıfatıyla olduğu için. 2020 yılındaki pandemide yaptığımız maskeli kurultayı kazandı Kemal Bey en son. Ve altı yıldır kurultay yapılmıyor. Bu hesaba göre, bunlar yok dediğinizde. AK Parti yargısı diyor ki ‘Bunlar yok’ diyor. Kemal Bey de diyor ki ‘Bunlar bunlar yok, ben geldim.’ Şimdi o zaman siz 25 Temmuz 2020 günü seçilmiş oluyorsunuz. Hukuken bunlar yoksa 25 Temmuz 2026’da altı yıldır seçim yapmamış oluyorsunuz.
Siyasi partiler kanunu seçime girme yeterliliği maddesi hangi partiler girebilir, hangi partiler giremezde ‘İki kongre üst üste, kongrede normalde iki, uzatma ile üç olduğu için, iki kongre üst üste altı yıl seçim yapmadıysan giremezsin’ diyor. 2020’den altı yıl eklenince 25 Temmuz 2026’ya kadar bir kurultay yapılmazsa seçime giremeyebilir parti. Giremeyeceğini iddia edenler var, girer diye edenler var. Giremez diyenler şöyledir. ‘Bu kurultaylar yoksa altı yıldır kurultay yok, giremez.’ Bazı arkadaşlarımız diyor ki ‘Bu mücbir sebep sayılır, yani mahkeme iptal etmiş. Burada kötü niyet aranmaz ve seçime girebiliriz.’ Peki buna kim ne zaman karar verecek?

"BU RİSK ALINIR MI?"
Seçim kararı alındığı gün, Meclis seçim kararı aldı ya diyelim ki şimdi diyorlar 2028’in Nisan’ı diyorlar falan. Diyelim ki 2027’nin Ekiminde, karar verdi Meclis ve dedi ki seçime gidiyoruz. O gün YSK o karar Resmi Gazete’de yayınlanınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazıyor. ‘Seçime girebilecek partileri bildirebilir misiniz?’ O gün diyor ki arkadaşlar ‘Mücbir sebep kabul eder, iyi niyet gösterir bizi seçime sokar,’ Ya sokmazsa? Ne yapacağız şimdi o gün ya bizi seçime sokmazsa? Bu risk alınır mı? ‘Alırım’ diyenler genel merkezde oturuyor. ‘Alamayız’ diyoruz. Ben partimin seçime girememesini iddia etmiyorum. ‘Ama böyle bir ihtimale tedbir almak lazım’ diyorum.
Bunun tedbiri nedir? Derhal kurultay yapmaktır. Bizim verdiğimiz bu imzaları bugün Çankaya İlçe Seçim Kuruluna kurultay kararı bildirirse 25 Temmuz’dan önce seçim yapabiliyor. Bu risk alınır mı? Cumhuriyet Halk Partisi seçimsiz, bu kadar iktidarı değiştirme umudu olmuş, son anketlerde birinci parti olan, hele şimdi CHP’ye geri dönerse Cumhuriyet Halk Partisi, Özgür Özel işte son dün SONAR’ın anketi çıktı yani. Herkesin abone olduğu, takip ettiği. Sekiz puan farkla AKP’nin önündeyiz. Hakan Bayrakçı partimizin böyle destekçisi bilmem nesi değil. Tarafsız, anket yapan birisi. Dün akşam CNN Türk’teydi. Anketi birkaç televizyonda birden yayınlanıyor.
"PLANLAR HAZIR"
Ama bir baskın seçim ihtimaline karşı da bir başka siyasi parti hazır olmalı ve baskın seçimde Cumhurbaşkanı adayını gösterebilecek, grubu olan partiler gösterebilir, 100 bin imzayla gösteririz, orada hiçbir sıkıntımız yok. Milletvekili listelerinin verileceği bir partinin hazır olması lazım. Bunlar CHP’den ümidi kesmek için değil ama Türkiye’yi yönetmeye talip bir parti, her olasılığa hazır olmalıyız. Herkes bilsin ki her olasılığa hazırız. A planımız burada kalmak, B de kalmak, C de kalmak olsun ama bir yerde zurnanın zırt dediği yere gelince Z planı lazım. O planlar da hazır."
"BUGÜN İLETİŞİMDEN SORUMLU OLAN KİŞİ TGRT'DE İFTİRA ATIYOR"
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Merkezi'nin iletişiminden sorumlu olan kişi, TGRT'de bir yıldır bu yalanları, bu iftiraları arkadaşlarımıza atan ve bizlere atan kişi. Benim... ki şimdi ortaya çıktı... Gidip de Cumhuriyet... daha doğrusu İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında önce itirafçı olan birine, onu itirafçı eden, sonradan onun ismini verdiği, itirafçı olmayan birine de "Bunları söyle, şu kadar para ver, savcıyı ayarladım, serbest kalacaksın" diyen; reddedildiğini de benim öğrendiğim, Bayrampaşa mitinginde ilan ettiğim; o gece telefonunu İstanbul'da bırakıp birinin arabasıyla Yunanistan'a kaçmak üzere giderken Antalya Serik'te yakalanan kişi... Partiye polisle girildikten saatler sonra partinin balkonuna gidip "Burada arınma başlamış" deyip poz veren, çay kahve içen kişidir.
Öyle böyle bir şeyle karşı karşıya değiliz. Yani İBB davasının, insanları iftiracı olmaya zorlayan hem de bunu iftira etmek ve para vermek karşılığı yapan "İBB borsasından" dolayı benim ifşa ettiğimde jandarma tarafından yakalanıp ev hapsine konulan avukat, şimdi bizim partide geziyor. O yüzden yani öyle böyle bir şeyle karşı karşıya değiliz.
"MENFAAT BİRLİKTELİĞİ OLUŞMUŞ GÖRÜNÜYOR"
Bunun üzerine, "Kemal Bey peki Sayın Erdoğan'ın kalmasına mı yardımcı oluyor bu durumda?" sorusuna yanıt veren Özel, şöyle devam etti:
"Görünen şu, görünen şu... Erdoğan'ın planı ve bunun üzerinden Akın Gürlek'e verdiği görevle bizi önce adaysızlaştırma, şimdi kurumsuzlaştırma, mümkünse lidersizleştirmeye çalışıyorlar. Burada bir menfaat birlikteliği oluşmuş görünüyor. Nedir?
31 Mart seçiminin yenilgisiyle ülkede iktidarı kaybedeceğini anlayıp, 31 Mart seçiminin yenilgisini hazmedemeyen, ona saldıranlarla; son kurultaydaki delegenin kararını hazmedemeyip "Acaba butlanla mutlanla partiye dönüp orada yeniden iktidar olur muyuz?" diyenler...
Bu "butlan" davasını bir fırsata çeviren AK Parti yargısı ve sonucuna rıza gösteren bugünkü yönetici arkadaşlar. Onlara yakışan "Biz bu oyunun parçası olmayız, partimizi paralize etmeyiz" demekken, "Geldik oturduk, biz yöneteceğiz" diyorlar."
SALI GÜNÜ GRUP TOPLANTISI
Özel, gelecek Salı günü CHP Grup Toplantısı için sorulan "Bu salı için grup toplantısı "Genel Merkez biz yapacağız" dedi ama, siz ne yapacaksınız salı günü?" sorusuna yanıt verdi:
"Cumhuriyet Halk Partisi grup toplantısı yapacaksa, grup yönetim kurulunun kararıyla olabilir ya da milletvekillerinin beşte birinin imzasıyla olabilir, üçte biri gelirse açılır. 111 milletvekilinin "kurultay" dediği yerde siz kurultay değil de grup toplantısı yapmaya çalışıyorsanız; ne sayınız var, ne yetkiniz var. Olacak iş değil.
Kısaca şu kadarını söyleyeyim. Memnuniyet duyduğum bir şey var. "Baba ocağı" benim yıllardır söylediğim bir şeydir. O terim bana aittir. Şimdi bakıyorum, "butlan" yönetimindeki arkadaşlar da "baba ocağı" falan demeye başlamışlar. O baba ocağından bizi polis söktü attı. O baba ocağına er ya da geç döneriz. Birinci meselemiz bu.
İkincisi, niçin baba ocağı? Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olsun diye. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu partiyi, Sivas Kongresi'ni birinci kongresi kabul ederek, Türkiye'de önce kongreleri gezip, kurtuluşu sonra kuruluşu örgütleyerek ve kaybetmek üzere değil, kazanmak üzere kurdu. Kongrelerini yaptı, Kurtuluş Savaşı'nı başlattı, Cumhuriyeti kurdu ve bugünlere geldik.
Yenilmeyi kabul eden, işgale teslim olanların partisi değildir Cumhuriyet Halk Partisi. İşgalcilerle iş birliği yapanların partisi de değildir Cumhuriyet Halk Partisi. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin işgali altındadır. O işgale teslim olmayacaklarını göstermek için delege imzalarını Çankaya Seçim Kuruluna vermek durumundalar. Yoksa parti AK Parti işgalinde kalır.
Bir siyasi partiyi, o partinin üyeleri, o üyelerin seçtiği delegeleri değil de, rakip partinin yargı kollarının verdiği bir kararla birileri yönetiyorsa o parti işgal altındadır. Bu işgalin kaldırılması lazım. Biz işgale direnenlerin partisiyiz.
O yüzden, bugün Cumhuriyet Halk Partisi 12 Eylül'de de kapatıldığında işgal altındaydı. Daha sonra Erol Çevikçe ve arkadaşları tarafından bir başka 9 Eylül günü, 92'de yeniden açıldı. Biz bir kurultay yapıp da, yeniden o partiye seçilmişler gelene kadar parti işgal altındadır. Biz de buna karşı vermemiz gereken tüm mücadeleyi vereceğiz.
Ben yarın Denizli'deyim, öbür gün Burdur'dayım. Geçen "butlan"dan sonra yedi il gezdim ben. Butlandan sonra Ankara dışına çıkabilen, Genel Merkez dışına çıkabilen kimseyi görmedim ben. Ben yarın sekizinci, dokuzuncu ildeyim. Türkiye ayakta, millet ayakta. Biz Türkiye'nin kurtuluş umuduyuz. Emeklisinin de, emekçisinin de, esnafının da, çiftçisinin de, balıkçısının da, arıcısının da kurtuluş umudu biziz. Bu iktidarın değişme umudu...
Dört gençten üç tanesi bavulları kafada toplamış gidecekken, 31 Mart akşamı bir seçim daha kalmaya karar verdiler. Biz o gençlerin umuduyuz. O yüzden yeni parti olursa, Özgür Özel'in yeni partisi olmaz. Yeni parti olursa, Cumhuriyet Halk Partisi AK Parti işgalinde olduğu için ve bu insanların umudu ortadan kaldırıldığı için; gençlerin yeni partisi olur. Emeklinin yeni partisi, emekçinin yeni partisi, esnafın yeni partisi, çiftçinin, balıkçının, arıcının yeni partisi olur. O partinin tek görevi bu iktidarı değiştirmektir. Biz bu iktidarı değiştirme motivasyonumuzu kaybetmediğimiz için saldırı altındayız. CHP, kaybı kabul etmeyen, kazanan CHP işgal altındadır, seçilmiş CHP işgal altındadır."