MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, polis eliyle kapısı kırılan ve mahkeme kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu'nun makama oturtulmaya çalışıldığı CHP hakkında parti içi dinamiklerine yönelik açıklamalarını sürdürüyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkgün Gazetesi Başyazarı Yıldıray Çiçek'e verdiği demeçte, CHP Genel Başkanlığı görevinden mahkeme kararıyla alınan Özgür Özel'i doğrudan hedef aldı. Özel'in "Yargıtay’ın nihai kararını beklemeksizin CHP’nin içinde bulunduğu krizi derinleştirecek hamleler yaptığını" iddia eden Bahçeli, açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü:
"Bu kapsamda ilk olarak Sayın Özel, fiili bir müdahale ile TBMM Grup Başkanlığına geçerek partide yeni ve paralel bir merkez kurmuş, kanunda tanımlanan genel başkanlık statüsüne karşı CHP’nin defacto lideri ünvanını almıştır. İkinci olarak CHP kurumsallığında yaşanan bu ikiliği temsil krizine dönüştürmüştür. CHP’nin siyasete ilişkin karar alma süreçlerinden genel merkez ile parlamento birbirinden ayrı hareket etme temayülü göstermiş, Kurban Bayramı münasebetiyle CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel, farklı bayramlaşma programları düzenlemiştir. İlaveten 2 Haziran 2026 Meclis Grup Toplantısı Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun iradesi dışında yapılmıştır. Üçüncü olarak Özgür Özel, parti içinde yaşanan ve muhataplarının da partililerinin olduğu iç sorunu iktidar karşıtlığı üzerinden toplumsal muhalefete tahvil ederek parti içerisindeki pozisyonunu tahkim etme, parti teşkilatlarını kendi lehine mobilize etme ve diğer muhalefet partilerini de yanında hizalandırma gayreti içersinde olmuştur."
Özel’in Anıtkabir ve Meclis yürüyüşlerini eleştiren Bahçeli, bu adımları Atatürk üzerinden toplumu ayrıştırma politikasının bir parçası olarak değerlendirerek şunları kaydetti:
"Anıtkabir ve TBMM yürüyüşleri Türk siyasetinde gerilimli fay hatlarını tetikleyici bir harekete yöneliktir. Zira Gazi Meclis ve Anıtkabir, siyasetin aktüel tartışmalarının dışında Türk milletinin birlik ve beraberliğini temsil eden milli hafıza mekanlarıdır. Türk milletinin müşterek değerlerini ifade eden millî hafıza mekanlarında yaptığı politik açıklamalarla Özel, demokrasinin, hukuk devletinin ve Atatürk mirasının yegane temsilcisi olarak kendisini göstermeyi amaçlamaktadır. Zira bütün türk gençliğinin kalbine nakşettiği Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni Anıtkabir’de okutması, Atatürk üzerinden toplumu ayrıştırma politikasının ve mizanseninin tehlikeli bir parçası olmuştur. Politik amaçlar uğruna milli hafıza mekanlarının ve milli kahramanların suistimali, bunlar üzerinden 'ya bizdensiniz ya onlardan’ mealinde toplumu ayrıştırıcı dil ve üslup, iç cepheyi tahkim etmeye çalıştığımız bu dönemde bölgemizdeki istikrarsızlaştırmaya dayalı emperyalist oyunun Türkiye’deki iz düşümünü teşkil etmektedir."
Özel'in Atatürk'ün mirasçısı olamayacağını savunan Bahçeli, sözlerine şu ifadelerle devam etti:
"Özgür Özel, ayrıştırıcı dil ve üslubuyla Türkiye'nin istikrar ve güven ortamına mugayir hareketleriye ve saatlerce sufle aldığı odaklardan gelen istekleri sorgusuz uygulama iradesiyle ne Anıtkabir’in bekçisi ne de Türk gençliğinin lideri olma potansiyeline sahiptir. Bir dönem yönettiği CHP’de ortaya çıkan ve her biri ahlak ve etik sorunu olan meselelere karşı güçlü bir şekilde tavır almaktan imtina eden, partisine yönelik iddiaların üzerine gitmektense üstünü örtmeyi yeğleyen birisi Atatürk’ün mirasçısı ve Türk gençliğinin öncüsü olamaz. Özel'in devlet adabından, CHP'nin tarihî ve kurumsal kimliğinden kopuk, Türk siyasi hayatının hafızasını doğru okumayan ve Türk milletini politik ajandasındaki gündem maddeleri doğrultusunda provoke eden, görünüşte 'ergen devrimciliği', ne CHP ne de Türkiye için sorumlu siyaset anlayışını barındırmamaktadır."
GEZİ PARKI GÖNDERMESİ VE "FİZİKİ MÜCADELE" TEPKİSİ
Özgür Özel'in Ankara İl Başkanlığında yaptığı bayramlaşma toplantısındaki "Canımızı ortaya koymaya fiziki mücadeleye var mısınız?" sözlerine tepki gösteren Bahçeli, süreci çözüm süreci üzerinden de değerlendirerek şu soruları sordu ve tespitlerde bulundu:
"Bu açıklamanın Gezi Parkı olaylarının yıldönümünde yapılması manidar olmuştur. Böylesi bir durum karşısında şu soruların sorulması gerekmektedir: İlk defa dikkat çekici bir vurguyla servis edilen 'fiziki mücadele' ne anlama gelmektedir? Bu şekilde kimlere, ne mesaj verilmeye çalışılmaktadır? Bu bir hazırlığın işareti midir? Toplumda meşru hukuk yollarından sonuç alınmadığı algısı oluşturularak partililerin kışkırtılması kamu güvenliğini tehdit eden bir tablo ortaya çıkarılabilecektir. Bu gibi toplumsal olayları tetikleyici; kaos ve kargaşaya davetiye çıkarıcı fiil ve eylemleri Türkiye’nin huzurunu ve istikrarını tehlikeye sökücü davranışlar olarak görüyoruz. Yaşananların demokratik tepki hakkını aşan bir noktaya evrilmesinden endişe duyuyoruz. Konunun CHP’nin kendi iç meselesi olmaktan çıkarılarak sokaklara taşınma, istismar edilerek toplumsal olaylara zemin hazırlama girişimlerini çok tehlikeli buluyoruz. Terörsüz Türkiye hedefine ulaşma yolunda alınan mesafeyi sabote etmeye, tesis edilen barış, huzur ve istikrarı zehirlemeye dönük bir unsur olarak değerlendiriyoruz. Türkiye’nin köklü partisi CHP’de yaşanan gerilimin yaygınlaşması, toplumsal barış gibi geniş siyasi mutabakat gerektiren milli meselelerde ortak zemin oluşturulmasını zorlaştırabilecek, kamuoyu enerjisi Terörsüz Türkiye ve reform gündemlerinden ziyade parti iç tartışmalara yönelebilecektir."
Özel yönetimindeki bloğun Kılıçdaroğlu’nu hedef almasına da değinen Bahçeli, "Özgür Özel‘in nümayiş siyaseti aynı zamanda CHP teşkilatları arasında safları sıkı tutma gayretinin izdüşümüdür Kemal Kılıçdaroğlu’nun AK Parti’nin CHP’ye yönelik operasyonunun taşeronu ve Kemal Bey’in saflarında yer alanların bu operasyonun destekçisi ilan edilmesi ile ilerleyen süreçte genel merkezde yine teşkilatlardan saf değiştirecek olanlara da gözdağı verilmesini amaçlamaktadır. Özel’in paralel liderliğinde Kemal Kılıçdaroğlu üzerinde baskı kurulması ve Kılıçdaroğlu’nun arınma siyasetinin teşkilatlardaki ve toplumdaki olumlu karşılığının engellenmesi hedeflenmektedir CHP’de arınma sürecine dayanan gayri ahlaki ve yolsuzluk dosyalarının gün yüzüne çıkmasıyla teşkilatlarda kendisine yönelik desteğin azalması tehlikesine karşı kendisinden olmayan herkesi peşinen iktidar işbirlikçisi ve hain olarak damgalamak ise Özel‘in sorunlu siyaset anlayışının bir yansımasıdır" dedi.
MHP lideri, parti içindeki ayrışmanın etkileri konusunda ise "CHP’deki giderek sertleşen liderlik mücadelesi, mevcut kutuplaşma ortamını daha da derinleştirme potansiyeli taşımaktadır. Özellikle tarafların birbirlerini siyasi rakipten ziyade meşruiyet sorunu üzerinden değerlendirmesi, siyasi dilin sertleşmesine, sosyal ve konvansiyonel medya merkezli gerilimlerin artmasına, toplumsal uzlaşma zemininin daralmasına ve kurumsal kimliğe duyulan güvenin zarar görmesine neden olmaktadır. Siyasetin kanunlara ve etik kurallara uygun bir zeminde yürütülmesi esastır. Hukuken sakat olduğu tespit edilmiş bir işlemde mağdurun korunması hukuk güvenliğinin temelidir. CHP içerisinde yaşanabileceği ileri sürülen olası bir ayrışma, yalnızca bir parti meselesi olarak görülmemelidir. Türkiye’nin demokratik kültürü, siyasal kurumlaşma düzeyi ve toplumsal huzur ortamı üzerinde etkiler üretebilecektir" diye konuştu.
İMAMOĞLU VE ÖZEL İÇİN "YENİ PARTİ VE NİFAK İTTİFAKI" İDDİASI
Özel liderliğindeki bloğun Ekrem İmamoğlu ile birlikte yeni bir parti kurma senaryosu üzerinde durduğunu öne süren Bahçeli, bu konudaki iddialarını üç temel ayak üzerinden detaylandırdı:
"CHP’de Özgür Özel paralel liderliğinde olası yeni parti senaryoları da gündemde tutulmakta bunun için Kemal Kılıçdaroğlu’nun arınma süreci bağlamında atacağı adımların beklendiği değerlendirilmektedir. Silivri’de saatler süren müzakere ve oradan servis edilen açıklamalardan Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel‘in olası yeni parti senaryosunu üç sacayağına oturtabilecekleri anlaşılmaktadır. Bunlardan birincisi parti içerisinde disiplin süreçlerine paralel olarak ayrılma takvimi planlanmasıdır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yolsuzluk ve rüşvet iddialarına müstenit adli yargılama sürecinde olan partililerin üyeliklerini askıya alma kararı, bununla beraber İmamoğlu - Özel ekibinin tasfiye süreci, yeni parti kurma çalışmalarını 'CHP iktidar tarafından ele geçirildi' başlığıyla başlatabilecektir. İkincisi toplumsal muhalefetin ve kamuoyununun yeni parti kurma kararına hazırlanmasıdır. Bu bağlamda CHP’ye yakın medya kuruluşlarının Özel'in butlan kararını yırtıp atması, yağmurda ıslanması, Toma‘nın üstünde sol yumruğunu havaya kaldırması, Anıtkabir'de çelenk krizi çıkarmasını planlı bir şekilde kamuoyuna servis etmesi bu planın bir parçası olarak görülebilir. Bununla beraber Özel'in sokak mitingleri ve nümayişleri de 'CHP’yi iktidar işgalinden geri alma gayreti' mizanseni, toplumsal muhalefete yönelik 'son umut direnen lider' PR çalışmalarının bir ürünü olarak kabul edilebilir."
Bahçeli, mitinglerdeki sembollere ve yeni ittifak arayışlarına ilişkin ise, "Özel‘in yaptığı mitinglerde marjinal sol grup oluşumlarını yer alması zafer işareti ile bozkurt işareti yapanlarının aynı karede servis edilmesi özeli toplumsal muhalefetin doğal lideri olarak lanse etme amacının bir parçasıdır. Nitekim İBB başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun sosyal medya mecrasında yapmış olduğu açıklamada butlan davası kendisine yönelik siyasi operasyonunun devamı olarak göstermesi ve bütün toplumu Cumhuriyet ve demokrasiye sahip çıkma daveti de bu kurgunun ürünüdür. Üçüncüsü ise muhalefet partilerinin bir kısmının sürecin başından itibaren Özel'in yanında hizalanması yeni parti süreci ile beraber Türk siyasetinde yeni ittifaklarının kapısına arayabilecek olmasıdır. Özellikle İP genel başkanının Kemal Kılıçdaroğlu’nu muhatap almayacağını açıklaması ve CHP’nin bayramlaşma programında İYİ Parti ve Zafer Parti’nin paralel liderlikle bayramlaşmayı tercih etmesi CHP’de parti içi muhalefetle başlayan ve nifak hareketine dönüşen süreci Türk siyasetinde nifak ittifakına dönüştürebilecektir. Zira İYİ Parti ve Zafer Partisi’nin siyasi hayatlarını devam ettirebilmeleri için böylesi bir ittifak parlamento yeniden girmeleri açısından bulunmaz bir fırsat olacaktır" değerlendirmesini yaptı.
Dış müdahale ve FETÖ iddialarını da gündeme getiren Bahçeli, "Yapılan hamleler pusuya yatan FETÖ artıkları ve menfaat şebekelerince CHP’nin bölünmesi üzerine inşa edilmişse ve buna uygun zemin hazırlığı meşruiyet oluşturma çabası kamuoyuna 'yapacak başka bir şeyimiz kalmadı' mesajı, ayrılmak için haklılık zemini oluşturarak güçlü bir kopma hevesi ise bu, Türk milletinin ve CHP seçmeninin ferasetinden kaçmayacaktır. Türkiye siyasete siyaset dışı müdahaleler ve FETÖ operasyonları tecrübesine sahip bir ülkedir. Bu doğrultuda CHP’nin rotasını uluslararası bağlantı ve etkilenme alanı defalarca aşikar olmuş kişiler belirlememeli buna sağduyulu CHP’liler izin vermemelidir. İki CHP görüntüsünün sürmesi onarılması zor tahribatlara geri dönülmesi mümkün olmayan kararlara ve kopuşlara yol açabilecektir. Bazı marjinal grupların, küçük partilerin yangına körükle giden tavrı Türkiye’de yeni bir ittifak doğurma çabası olarak görülmektedir. Bu grupların meydanlardaki desteği sadece demokratik bir tercih olarak kabul etmek aymazlık olacaktır" dedi.
BAHÇELİ 2 HAZİRAN'DA YARGITAY'A ÇAĞRI YAPMIŞTI
Devlet Bahçeli, bugünkü açıklamalarından hemen önce, 2 Haziran'da TBMM'deki partisinin grup toplantısında da CHP'deki sürece değinerek yargıya seslenmişti.
İstinaf mahkemesinin CHP'nin 38. olağan kurultay ve sonrasındaki kurultayları iptaline yönelik kararı hatırlatan Bahçeli, "Mahkeme kararına yönelik itiraz merci olan Yargıtay konunun hassasiyetine binaen itiraza yönelik kararını bir an önce vermelidir" diyerek kararın hızlandırılmasını talep etmişti.
Yaşananları "CHP üzerinden oyun oynanması" olarak nitelendiren Bahçeli, o günkü konuşmasında "Geldiğimiz noktada bölünmüş CHP'nin meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahitlik edilmektedir" ifadelerini kullanmış; "Türk siyaseti ve demokrasisinin yıpranmasına izin verilmemesi" gerektiğini belirterek, yaşananların "CHP'nin kurumsallığına yakışmayan bir seviyede" olduğunu söylemişti.
Bahçeli, CHP'ye "toplumun hassasiyetlerini gözeterek arınma ve durulma" çağrısı yaptığı konuşmasında, "hukiki mücadele yerine fiziki mücadele ile toplumsal huzuru bozacak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılması" gerektiğini ifade etmiş ve "Terörsüz Türkiye sürecinde ortak akıl ve güçlü siyasal kurumlara her zamanakinden daha fazla ihtiyaç" duyulacağını vurgulamıştı.
KILIÇDAROĞLU İÇİN KONGRE TAKVİMİNİ 28 MAYIS'TA ÇİZMİŞTİ
MHP lideri Bahçeli, Özgür Özel'i doğrudan hedef aldığı bugünkü demecinden ve grup toplantısındaki Yargıtay çağrısından önce ise, 28 Mayıs'ta Türkgün gazetesine verdiği röportajda Kemal Kılıçdaroğlu'nu işaret edip adım adım bir kongre süreci çizmişti.
CHP'nin 100 yılı aşan bir geçmişe sahip olduğunu ve bu sorunu aşacağını belirten Bahçeli, mahkeme kararına ilişkin "Yargıtay’ın nihai kararıyla kesinleşecek olsa da yargı kararı ortadadır. Sayın Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanıdır. Mahkeme kararının uygulanması sürecinde yaşananlar ne CHP’ye ne de demokrasimize yakışan bir durum olmamıştır. Bundan sonraki süreçte Sayın Kemal Kılıçdaroğlu normal olarak mahkeme kararının ve genel başkan olmasının gereklerini yerine getirecektir. Bu kapsamda ilk olarak genel merkeze yerleşme, onarma ve toparlanmayı gerçekleştirecek, dağınıklığı giderecektir. Aynı zamanda parti faaliyetleri devam edecektir. Bu şekilde bir siyasi partinin çöküşü değil yeniden inşası ve demokrasiye kazandırılması mümkün hale gelecektir" diye konuşmuştu.
CHP'ye bir "arınma" takvimi belirleyen Bahçeli, o röportajda 4 maddelik planını şu sözlerle anlatmıştı:
"Bu çerçevede; İlk olarak CHP’de siyasî atmosferi zehirleyen, CHP’nin parti aidiyetine ve kurumsal kimliğine zarar veren nefret dilinin ivedilikle terk edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Partililerin birbirini tahkir ve tahrik ettiği bu dilin, yüksek mesuliyet ve partililik şuuruyla uzlaşı diline dönüştürecek muhataplar Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Özel’dir. İkincisi CHP’de bir 'arınma ve durulma' sürecinin başlatılması gereğidir. Arınma ve durulma sürecinde yolsuzluk ve usulsüzlükler, tutuklamalar ve diğer ahlaki meseleler iyi anlatılmalı, şeffaf bir kamuoyu iletişimi gerçekleşmelidir. Üçüncü olarak yapılması gereken iş, mevcut üyelerin yenilenmesi ve yeni üye kaydının yapılmasıdır. Bu şekilde yolsuzluğa, usulsüzlüğe ve ahlaksızlığa bulaşmış üyeler de CHP’den temizlenmiş olacaktır. Dördüncüsü ise yeni ve yenilenmiş üye yapısında CHP parti kimliği ve aidiyeti ile kurumsal bağlılığın yeniden tesis edilmesidir."
Bahçeli, kurultay için doğrudan tarih de önererek, "Bu husus, CHP’nin kongre sürecinin yeniden ve sağlıklı bir zeminde başlatılmasını sağlayacaktır. İlçe ve il kongreleri yapıldıktan sonra uygun görülecek bir tarihte büyük kongreye gidilecektir. Bize göre bu tarih Partinin kuruluş tarihi de olan 9 Eylül olabilecektir. Bunları yerine getirecek olan Sayın Kılıçdaroğlu’dur. Bu şekilde büyük kongreye kadar temizlenmiş ve arınmış bir CHP tesis edilmiş, Sayın Kılıçdaroğlu da CHP’ye büyük hizmet yaparak tarihi bir sorumluluğu yerine getirmiş olacaktır. Ayrıca kongrede kim kazanırsa ona saygı duyacağını ifade ederek de fedakarlığını gösterebilecektir" ifadelerini kullanmıştı.