Ana içeriğe geç

Bilim insanları kuşlardaki o gizemli hastalığın peşinde: Yeni bir tür çıkabilir!

Kuşları nefessiz bırakarak ölümlerine yol açan gizemli hastalık mercek altında! Yeni nesil DNA teknolojisiyle parazitlerin gen haritasını çıkaracak olan bilim insanları, doğada saklı kalmış yeni bir türü ortaya çıkarmaya hazırlanıyor.

Bilim insanları kuşlardaki o gizemli hastalığın peşinde: Yeni bir tür çıkabilir!
Halk TV
16

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi, özellikle genç kuşlarda ölümcül olan "gaga açma hastalığı" parazitinin gen haritasını çıkarıyor. 1 yıl sürecek proje, hastalığa karşı yeni mücadele yöntemlerinin kapısını aralayacak. Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden Dr. Mehmet Öztürk’ün yürütücülüğünü yaptığı proje kapsamında, halk arasında 'gaga açma hastalığı' adı verilen, evcil ve yabani kuşlarda solunum yoluna yerleşen Syngamus nematodlarının genetik belirsizliklerinin aydınlatılması hedefleniyor.

Dr. Öztürk şunları söyledi “Proje sonucunda, araştırdığımız parazite ait yeni bir kriptik tür ortaya çıkabilir, çıkmayabilir de. Bunu çalışmanın sonunda göreceğiz” dedi. TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye hak kazanan projede evcil ve yabani kuşlarda ‘Gapeworm hastalığı’ olarak bilinen solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan Syngamus nematodlarının morfolojik ve genetik belirsizliklerinin aydınlatılması hedefleniyor.

Projenin tamamlanması ile birlikte farklı bir parazit türünün ortaya çıkabileceğini belirten Dr. Öztürk, “Syngamus, yabani ve evcil kuşlarda görülen bir nematod parazit cinsidir. Bu parazitler, kuşların soluk borusuna yerleşir. Erkek ve dişileri çiftleşmiş halde bulunur ve burada kanla beslenir. Ancak boyutlarının hayvanlara göre büyük olması nedeniyle soluk borusunu mekanik olarak tıkayabilirler. Bu durumda hayvan nefes almakta zorlanır, gagasını açarak nefes almaya çalışır. Bu nedenle halk arasında bu hastalığa 'gaga açma hastalığı' adı verilmiştir” diye konuştu.

Bilim insanları kuşlardaki o gizemli hastalığın peşinde: Yeni bir tür çıkabilir! - Resim : 1

‘PARAZİTİN, EKOLOJİK VE EPİDEMİYOLOJİK TAKİBİNİ DAHA KOLAY YAPABİLECEĞİZ’

Bağışıklık sistemi zayıf olan genç kuşlarda ölüm oranının çok daha yüksek olduğunu belirten Dr. Mehmet Öztürk, araştırmanın detaylarını şu sözlerle aktardı:

“Özellikle genç hayvanlarda bağışıklık sistemi tam gelişmediği için ölüm oranları daha yüksek olabilmektedir. Biz örneklerimizi yabani kuşlardan topladık. Bu kuşlar leş kargası, söğütbülbülü, öter ardıç ve kızıl şahindir. Yeni nesil dizileme (NGS) teknolojisini kullanarak, parazitin komple mitokondriyal DNA dizisini ortaya çıkaracağız. Daha sonra bunun tavuklarda görülen Syngamus ile aynı olup olmadığını inceleyeceğiz. Eğer aynıysa buna karşı bir önlem geliştirilip geliştirilemeyeceği ileriki çalışmalarda araştırılabilir. Farklıysa yeni bir tür olma ihtimalini değerlendireceğiz. Mitogenom dediğimiz yapı, mitokondriyal genomdur ve yaklaşık 14-15 bin bazlık bir alandan oluşur. Bu verileri elde ettikten sonra parazitin ekolojik ve epidemiyolojik takibini daha kolay yapabileceğiz. İlerleyen dönemlerde buna karşı önlem geliştirilip geliştirilemeyeceği de başka çalışmalarla araştırılabilir” ifadelerini kullandı.

‘BU PARAZİTE KARŞI MÜCADELE KONUSU BUNDAN SONRAKİ ÇALIŞMALARIN KONUSU OLABİLİR’

Proje için belirlenen resmi sürenin 1 yıl olduğunu belirten Dr. Öztürk, hedeflerinin bu sürenin çok daha öncesinde sonuç almak olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Syngamus cinsi nematodlar birbirine oldukça benziyor. Morfolojik olarak, yani dış görünüş açısından aynı olsalar da genom düzeyinde farklılık gösterebilirler. Bu çalışmayı da bu nedenle yürütüyoruz. Proje sonucunda araştırdığımız parazite ait yeni bir kriptik tür ortaya çıkabilir, çıkmayabilir de. Bunu çalışmanın sonunda göreceğiz. Bu parazite karşı mücadele konusu ise bundan sonraki çalışmaların konusu olacak. Bu amaçla yeni projeler geliştirilebilir. Ayrıca yeni nesil dizileme teknolojisi bizim bölümümüz için de yeni bir alan. Bu teknolojiyi öğrenerek ileride başka projelerde de kullanmayı planlıyoruz. Böylece hem yeni projelerin altyapısını hazırlamış olacağız hem de şansımız yaver giderse yeni bir kriptik tür ortaya çıkarabileceğiz. Kriptik türler morfolojik olarak aynı ancak genomik olarak farklı olan türlerdir. 'Kriptik' kelimesi de zaten gizli anlamına gelmektedir.” (DHA)

Kaynağa Git

İlgili Haberler