Şenay ZEREN
Aksigorta Genel Müdürü Fırat Kuruca, sektörün ve Aksigorta'nın bugününü ile yakın gelecekteki dönüşümü anlatırken; büyüme stratejilerinden yapay zekâ ve dijitalleşmenin etkilerine, bankasüransın sunduğu fırsatlardan faiz indirim süreçlerinin sektöre yansımalarına kadar birçok konuya ilişkin görüşlerini paylaştı.
Aksigorta Genel Müdürü Kuruca, yalnızca prim üretimini artırmaya odaklanan bir yaklaşım yerine; doğru fiyatlama, doğru risk seçimi, güçlü portföy yönetimi ve sermaye verimliliği üzerine kurulu bir büyüme modelini benimsediklerini söyledi.
Fiyatlama disiplinini yalnızca maliyet artışlarına verilen dönemsel bir reaksiyon olarak değil, sürdürülebilir kârlılığın ve sağlıklı büyümenin temel unsurlarından biri olarak gördüklerini belirten Kuruca, özellikle motor ve sağlık gibi maliyet dinamiklerinin hızlı değişebildiği branşlarda doğru risk seçimi ve doğru fiyatlamanın her zamankinden daha kritik hale geldiğini ifade etti.
Erişilebilirliği artırmak için ürünleri daha esnek hale getirdiklerini, farklı ihtiyaç ve bütçelere uygun teminat seçenekleri sunduklarını aktaran Fırat Kuruca, dijitalleşme, operasyonel verimlilik ve süreç optimizasyonunun da bu noktada önemli rol oynadığını kaydetti. Maliyet baskısını yalnızca fiyatlama üzerinden değil, iş yapış biçimlerini geliştirerek de yönettiklerini dile getirdi.
Aksigorta Genel Müdürü Kuruca, yapay zekânın sigortacılıktaki en önemli etkisinin müşteri deneyimini daha hızlı, daha öngörülebilir ve daha kişiselleştirilmiş hale getirmesi olacağını belirtirken, fiyatlama tarafında da yapay zekâ ile daha adil ve daha hassas modellerin yaygınlaşacağını söyledi. Yapay zekâ ve ileri analitiğin, riskin çok daha doğru ölçülmesini sağlayarak fiyatlamanın genel varsayımlar yerine gerçek risk göstergelerine dayanmasına imkân tanıdığını ifade etti.
Bankasürans tarafında önemli bir büyüme potansiyeli gördüklerini belirten Kuruca, Akbank ile kurulan güçlü sinerji sayesinde sigortayı bankacılık deneyiminin doğal bir parçası haline getirmeyi hedeflediklerini söyledi. Önümüzdeki dönemde büyüme ivmesinin özellikle bankasürans ve dijital destekli satış modellerinde daha belirgin olacağını öngördüklerini aktardı.
Güçlü acente yapısının büyüme stratejisinin temel unsurlarından biri olmaya devam edeceğini, bankasüransın ölçeklenebilir büyümenin önemli itici güçlerinden biri olacağını, dijitalleşmenin ise tüm bu yapıyı hızlandıran ve daha verimli hale getiren ortak payda olarak öne çıkacağını ifade etti.
Aksigorta Genel Müdürü Kuruca, özellikle sağlık sigortaları, KOBİ çözümleri, konut sigortaları, doğal afet teminatları ve siber risk ürünlerinin önümüzdeki dönemde büyüme potansiyeli görülen alanlar arasında yer aldığını belirtti.
Kuruca, yüksek faiz ortamında yatırım gelirlerinin kârlılığı destekleyen önemli bir unsur olduğunu, faizlerin gerilemesiyle birlikte ise teknik sonuçların çok daha belirleyici hale geleceğini söyledi. Faiz indirimlerinin ekonomik aktiviteyi, kredi talebini ve tüketici güvenini desteklediği ölçüde sektör için yeni büyüme fırsatları yaratabileceğini ifade etti.
Yatırımcı açısından en önemli konunun şirketin ne kadar büyüdüğünden çok, nasıl büyüdüğü ve bu büyümeyi hangi kaliteyle yönettiği olduğunu belirten Kuruca, sektörün enflasyon, iklim riskleri, sağlık maliyetleri, değişen müşteri beklentileri ve teknolojik dönüşüm gibi çok boyutlu dinamiklerle şekillendiğini ifade etti. Bu ortamda yatırımcı açısından en önemli unsurun şirketin bu değişimleri yönetebilme kapasitesi olduğunu, yatırımcıların Aksigorta’yı değerlendirirken tek bir finansal göstergeye değil, bu göstergelerin arkasındaki stratejik kaliteye ve uzun vadeli değer yaratma kapasitesine odaklanması gerektiğini vurguladı.
Önümüzdeki beş yılda sigorta sektöründeki en büyük değişimin, sigortanın yalnızca hasar anında devreye giren bir güvence mekanizması olmaktan çıkarak müşterinin yaşam döngüsüne daha erken ve daha akıllı şekilde eşlik eden bir yapıya dönüşeceğini ifade eden Kuruca, dönüşümün merkezinde veri, yapay zekâ ve dijitalleşmenin yer alacağını söyledi.
“Prim yarışına girmiyoruz; kârlı ve sürdürülebilir büyümeyi hedefliyoruz”
Sigorta sektöründe büyüme ile kârlılık arasındaki denge daha hassas diyebiliriz. Aksigorta’nın bugün büyüme ile teknik kârlılık arasında öncelik dengesi nedir?
Aksigorta olarak, büyüme ile teknik kârlılığı birbirinden ayrı iki hedef olarak değerlendirmiyoruz. Bizim için gerçek başarı, sürdürülebilir ve kârlı büyümeyi birlikte sağlayabilmekten geçiyor. Bu nedenle yalnızca prim üretimini artırmaya odaklanan bir yaklaşım yerine; doğru fiyatlama, doğru risk seçimi, güçlü portföy yönetimi ve sermaye verimliliği üzerine kurulu bir büyüme modelini benimsiyoruz.
Bugün sigortacılıkta kalıcı değer yaratmanın yolu, büyümeyi teknik disiplinle desteklemekten geçiyor. Stratejik yol planımız da tam olarak bu anlayış üzerine inşa edildi. Aksigorta’yı elementer sigortacılıkta daha güçlü bir konuma taşırken; underwriting, fiyatlama, hasar yönetimi ve dağıtım kanallarında daha veriye dayalı, daha çevik ve daha öngörülü bir yapı kuruyoruz.
Kısacası bizim önceliğimiz, kısa vadeli hacim kazanımlarından ziyade uzun vadede hissedarlarımız, iş ortaklarımız ve müşterilerimiz için sürdürülebilir değer yaratacak sağlıklı büyümeyi gerçekleştirmek.
“Pazar payı uğruna teknik disiplinden taviz vermiyoruz”
2026’nın ilk çeyreğinde sektörde hasar oranları, motor ve sağlık gibi bazı branşlarda baskı yaratmaya devam etti. Aksigorta bu alanlarda fiyatlama disiplinini nasıl koruyor?
Fiyatlama disiplinini yalnızca maliyet artışlarına verilen dönemsel bir reaksiyon olarak değil, sürdürülebilir kârlılığın ve sağlıklı büyümenin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Özellikle motor ve sağlık gibi maliyet dinamiklerinin hızlı değişebildiği branşlarda, doğru risk seçimi ve doğru fiyatlama her zamankinden daha kritik hale geliyor.
Motor branşında yedek parça, işçilik ve onarım maliyetlerini; sağlık branşında ise hizmet maliyetleri, kullanım sıklığı ve portföy performansını çok yakından takip ediyoruz. İleri analitik, veri odaklı modeller ve güçlü teknolojik altyapı yatırımlarıyla bu gelişmeleri underwriting ve fiyatlama süreçlerimize entegre ediyor; riskleri daha hassas ölçerek teknik dengeyi gözeten kararlar alıyoruz.
Buradaki temel yaklaşımımız çok net: Kısa vadeli pazar payı kazanımı uğruna teknik disiplinden taviz vermiyoruz. Büyümeyi önemsiyoruz ancak bunu doğru müşteri segmentlerinde, doğru teminat yapılarıyla ve sürdürülebilir kârlılığı destekleyen bir fiyatlama anlayışıyla gerçekleştiriyoruz.
“Erişilebilirliği artırmak için ürünlerimizi daha esnek hale getiriyoruz”
Sigortacılıkta enflasyon ve döviz kuru nedeniyle artan yedek parça, onarım, sağlık ve reasürans maliyetlerini poliçe fiyatlarına yansıtmak ile müşterilerin sigortaya erişimini korumak arasında nasıl bir denge sağlıyorsunuz?
Sigortacılıkta fiyatlama, yalnızca maliyet artışlarını poliçelere yansıtmak anlamına gelmiyor. Asıl önemli olan, riskin gerçek maliyetini doğru analiz ederek teknik sürdürülebilirliği korurken müşterilerin sigortaya erişimini de destekleyebilmek.
Aksigorta olarak bu dengeyi veriye dayalı fiyatlama, güçlü risk yönetimi ve portföy kalitesiyle sağlıyoruz. Branş bazında maliyet eğilimlerini, hasar frekansını, müşteri davranışlarını ve portföy performansını sürekli analiz ederek fiyatlama kararlarımızı şekillendiriyoruz. Böylece hem teknik kârlılığı koruyan hem de müşterilerimize ihtiyaçlarına uygun çözümler sunan dengeli bir yapı oluşturuyoruz.
Diğer taraftan erişilebilirliği artırmak için ürünlerimizi daha esnek hale getiriyor, farklı ihtiyaç ve bütçelere uygun teminat seçenekleri sunuyoruz. Dijitalleşme, operasyonel verimlilik ve süreç optimizasyonu da bu noktada önemli rol oynuyor. Maliyet baskısını yalnızca fiyatlama üzerinden değil, iş yapış biçimlerimizi geliştirerek de yönetiyoruz.
Özetle yaklaşımımız; maliyet artışlarını doğrudan müşteriye yansıtmak yerine fiyatlama disiplini, risk yönetimi, ürün inovasyonu ve operasyonel verimliliği birlikte devreye almak. Çünkü sigortanın temel değeri, müşterinin ihtiyaç duyduğu anda yanında olabilmesidir. Biz de bu değeri korurken teknik kârlılık ile sigortaya erişilebilirlik arasındaki dengeyi sürdürülebilir şekilde yönetmeye odaklanıyoruz.
“Yapay zekâ ile müşteri deneyimini hızlandırıp kişiselleştireceğiz”
Sigorta sektöründe yapay zekâ kullanımının müşteriye somut faydası ne olacak? Daha hızlı hasar ödemesi, daha kişiselleştirilmiş poliçe, daha doğru fiyatlama gibi alanlarda yakın vadede ne göreceğiz?
Yapay zekânın sigortacılıktaki en önemli etkisi, müşteri deneyimini daha hızlı, daha öngörülebilir ve daha kişiselleştirilmiş hale getirmesi olacak. Sigorta uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak hasar anında hatırlanan bir ürün olarak görüldü. Yeni dönemde ise yapay zekâ sayesinde müşterisini daha iyi anlayan, ihtiyaçlarını öngörebilen ve doğru zamanda doğru çözümü sunabilen bir hizmet modeline dönüşüyor.
Müşterilerin en somut faydayı hissedeceği alanların başında hasar süreçleri geliyor. Hasar ihbarından ekspertize, değerlendirmeden ödeme süreçlerine kadar birçok aşamada yapay zekâ ve ileri analitik uygulamalarının etkisini görüyoruz. Özellikle standart ve düşük karmaşıklıktaki hasarlarda otomasyonun artmasıyla süreçler daha hızlı ilerleyecek, müşteriler daha kısa sürede sonuç alabilecek. Bu da sigortanın temel vaadi olan güven duygusunu güçlendirecek.
Bir diğer önemli dönüşüm alanı ise kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetler olacak. Yapay zekâ sayesinde müşterilerin yalnızca demografik bilgilerine değil; yaşam tarzlarına, kullanım alışkanlıklarına ve ihtiyaçlarına daha bütünsel bakmak mümkün hale geliyor. Böylece standart ürünler yerine müşterinin gerçekten ihtiyaç duyduğu teminatları içeren, daha esnek ve daha anlamlı çözümler sunulabilecek.
“Yapay zekâ ile daha adil fiyatlama dönemine giriyoruz”
Fiyatlama tarafında da daha adil ve daha hassas modellerin yaygınlaştığını göreceğiz. Yapay zekâ ve ileri analitik, riskin çok daha doğru ölçülmesini sağlayarak fiyatlamanın genel varsayımlar yerine gerçek risk göstergelerine dayanmasına imkân tanıyor. Bu da hem müşteri açısından daha adil bir deneyim yaratıyor hem de sigorta şirketlerinin portföy kalitesini ve teknik kârlılığını güçlendiriyor.
Önümüzdeki dönemde yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil; müşteri deneyimini yeniden şekillendiren stratejik bir dönüşüm aracı olarak değerlendirmeye devam edeceğiz. Sigortacılığın geleceğini belirleyecek olan da tam olarak bu yaklaşım olacak.
“İnsan temasını teknolojiyle daha etkin hale getiriyoruz”
Dijitalleşme sigorta satışında aracıları devre dışı bırakmak anlamına mı geliyor, yoksa acente ve banka kanallarını daha verimli hale getiren bir destek mekanizması mı?
Dijitalleşmeyi sigorta satışında aracıları devre dışı bırakan bir dönüşüm olarak görmüyoruz. Tam tersine, doğru kurgulandığında acente ve banka kanallarını daha güçlü, daha verimli ve daha müşteri odaklı hale getiren önemli bir destek mekanizması olduğuna inanıyoruz. Sigorta hâlâ güven, danışmanlık ve doğru ihtiyaç analizine dayanan bir sektör. Bu nedenle teknolojinin rolü, insan temasını ortadan kaldırmak değil; bu teması daha nitelikli, daha hızlı ve daha değerli hale getirmek olmalı.
Aksigorta olarak dijitalleşmeyi dağıtım kanallarımızı güçlendiren stratejik bir kaldıraç olarak konumlandırıyoruz. Acente kanalında dijital araçlar ve veri analitiği sayesinde operasyonel yükü azaltıyor, acentelerimizin müşterilerine daha fazla zaman ayırmasını sağlıyoruz. Teklif süreçlerinden ürün bilgi akışına, indirim yetki taleplerinden süreç takibine kadar birçok alanda sunduğumuz dijital çözümler, karar alma hızını ve hizmet kalitesini artırıyor. Böylece acentelerimiz yalnızca satış yapan bir kanal olmaktan çıkıp, müşterisini daha iyi tanıyan ve doğru zamanda doğru çözümü sunan stratejik iş ortaklarına dönüşüyor.
“Sigorta ve bankacılığı entegre bir değer olarak görüyoruz”
Bankasürans tarafında da benzer bir yaklaşım benimsiyoruz. Sigortayı bankacılık yolculuğundan ayrı bir ürün olarak değil, müşterinin mevcut ihtiyacına doğal şekilde entegre olan bir değer önerisi olarak görüyoruz. Dijital altyapı, otomasyon ve Akbank Mobil gibi platformlar üzerinden sunduğumuz çözümler; erişimi kolaylaştırırken satış ve yenileme süreçlerini de daha akıcı hale getiriyor. Bu sayede hem müşteri deneyimini iyileştiriyor hem de banka kanalının ölçeklenebilir büyüme potansiyelini artırıyoruz.
“Ölçeklenebilir büyümenin anahtarı bankasürans olacak”
Aksigorta’nın büyümesinde acente kanalı, banka sigortacılığı ve dijital kanallar nasıl konumlanıyor? Önümüzdeki dönemde hangi kanalın ağırlığı artacak?
Aksigorta’da acente, banka sigortacılığı ve dijital kanallar birbirinin alternatifi değil; birbirini tamamlayan üç temel büyüme alanı olarak konumlanıyor. Günümüzde sigortacılıkta rekabet avantajı yalnızca daha fazla kanalda bulunmaktan değil, doğru müşteriyi doğru kanal ve doğru değer önerisiyle buluşturabilmekten geçiyor. Bu nedenle büyüme stratejimizi çok kanallı, veriye dayalı ve sürdürülebilir bir yapı üzerine kuruyoruz.
Acente kanalı, Aksigorta’nın dağıtım modelinin en güçlü yapı taşlarından biri olmaya devam ediyor. Yeni dönemde acenteyi yalnızca satış yapan bir kanal olarak değil; müşteriyle uzun vadeli ilişki kuran, ihtiyaçları doğru analiz eden ve portföy kalitesini yöneten stratejik bir iş ortağı olarak görüyoruz.
Bankasürans tarafında ise, önemli bir büyüme potansiyeli görüyoruz. Akbank ile kurduğumuz güçlü sinerji sayesinde sigortayı bankacılık deneyiminin doğal bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz. Tamamlayıcı Sağlık Sigortası, Ekran Koruma Sigortası ve Premium Konut gibi ürünlerin Akbank Mobil üzerinden sunulması hem erişimi kolaylaştırıyor hem de çapraz satış fırsatlarını artırıyor.
Dijital kanallar ise bu yapıda yalnızca ayrı bir satış kanalı değil; tüm dağıtım ekosistemini güçlendiren bir unsur olarak öne çıkıyor. Dijitalleşme, acentelerin operasyonel yükünü azaltırken banka kanalında müşteri yolculuğunu sadeleştiriyor ve müşterilere daha hızlı, daha şeffaf ve daha tutarlı bir deneyim sunuyor.
Önümüzdeki dönemde büyüme ivmesinin özellikle bankasürans ve dijital destekli satış modellerinde daha belirgin olacağını öngörüyoruz. Ancak bu, acente kanalının öneminin azalacağı anlamına gelmiyor. Tam tersine, güçlü acente yapımız büyüme stratejimizin temel unsurlarından biri olmaya devam edecek; bankasürans ölçeklenebilir büyümenin önemli itici güçlerinden biri olacak; dijitalleşme ise tüm bu yapıyı hızlandıran ve daha verimli hale getiren ortak payda olarak öne çıkacak.
“Büyüme potansiyelini sağlık, KOBİ, konut ve siber risklerde görüyoruz”
Konut, KOBİ, sağlık, siber riskler ve doğal afet teminatları içinde Aksigorta’nın önümüzdeki dönemde özellikle büyüme alanı olarak gördüğü başlıklar hangileri?
Aksigorta olarak büyüme stratejimizi yalnızca belirli ürün veya branşlarda hacim artırma hedefiyle değil, değişen risk dünyasına ve müşteri ihtiyaçlarına uyum sağlayan bütüncül bir değer yaratma yaklaşımıyla şekillendiriyoruz. Bu nedenle ürün stratejimizin merkezinde müşteri yaşam döngüsü, risk farkındalığı, teknik denge ve sürdürülebilir değer yaratımı yer alıyor.
Bugün müşterilerin korunma ihtiyacı yalnızca geleneksel risklerle sınırlı değil. Sağlık, yaşam alanları, iş sürekliliği, doğal afetler ve dijitalleşmenin beraberinde getirdiği yeni riskler çok daha geniş bir güvence ihtiyacı yaratıyor. Bu nedenle stratejik önceliğimiz, belirli branşlardan ziyade müşterilerin temel ihtiyaç alanlarında derinleşmek ve bu alanlarda daha kapsamlı çözümler sunmak.
Özellikle sağlık sigortaları, KOBİ çözümleri, konut sigortaları, doğal afet teminatları ve giderek önem kazanan siber risk ürünleri önümüzdeki dönemde büyüme potansiyeli gördüğümüz alanlar arasında yer alıyor. Ancak burada temel yaklaşımımız yalnızca büyümek değil; doğru ürünleri, doğru müşteri segmentleriyle buluşturarak sürdürülebilir ve kârlı büyümeyi sağlamak.
“Sürdürülebilirlik ile erişilebilirlik arasında doğru dengeyi kuruyoruz”
Türkiye gibi afet riski yüksek pazarlarda sigorta şirketleri, artan hasar maliyetleri ve fiyat baskısı karşısında hem sürdürülebilirliği hem de sigortaya erişimi nasıl dengeliyor?
Afet risklerinin arttığı bir dönemde sigortacılığın rolü yalnızca hasar sonrası ödeme yapmakla sınırlı değil. Asıl önemli olan; riski doğru analiz etmek, doğru fiyatlamak ve müşterilerin temel güvence çözümlerine erişimini sürdürülebilir şekilde koruyabilmek.
İklim değişikliğiyle birlikte sel, fırtına ve yangın gibi afetlerin sıklığı ve etkisi artarken, hasar maliyetleri ve reasürans ihtiyaçları da daha hassas yönetilmesi gereken alanlar haline geliyor. Bu nedenle sigorta şirketlerinin teknik disiplin ile erişilebilirlik arasında doğru dengeyi kurması büyük önem taşıyor.
Aksigorta olarak bu dengeyi veri odaklı risk analizi, güçlü reasürans yapısı, ürün esnekliği ve operasyonel verimlilikle yönetiyoruz. Geçmiş hasar verilerinin yanı sıra iklim risklerini, bölgesel farklılıkları ve müşteri ihtiyaçlarını daha bütüncül değerlendirerek hem teknik sürdürülebilirliği hem de sigortaya erişimi destekleyen çözümler geliştiriyoruz.
“Sigortacılığı uzun vadeli bir yol arkadaşlığı olarak görüyoruz”
Bizim için sürdürülebilirlik yalnızca şirket bilançosunu korumak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda müşterilerin, işletmelerin ve toplumun risklere karşı daha dirençli hale gelmesine katkı sunmayı ifade ediyor. Bu nedenle sigortacılığı, risk gerçekleşmeden önce farkındalık yaratan, doğru korumayı sağlayan ve güven duygusunu güçlendiren uzun vadeli bir yol arkadaşlığı olarak görüyoruz.
“Faiz indirim süreçlerini hem bir sınav hem de fırsat olarak görüyoruz”
Faiz oranları ve yatırım portföyü getirileri sigorta şirketlerinin kârlılığında önemli rol oynuyor. Önümüzdeki dönemde faiz indirim süreci sigorta şirketleri için daha çok fırsat mı, risk mi yaratır?
Faiz indirim sürecini sigorta şirketleri açısından tek başına fırsat ya da risk olarak değerlendirmemek gerekir. Bu sürecin etkisi; şirketlerin teknik kârlılık disiplini, yatırım portföyü yapısı, aktif-pasif yönetimi ve sermaye gücüne göre farklılık gösterecektir.
Yüksek faiz ortamında yatırım gelirleri kârlılığı destekleyen önemli bir unsur olurken, faizlerin gerilemesiyle birlikte teknik sonuçlar çok daha belirleyici hale gelir. Bu nedenle, önümüzdeki dönemde fiyatlama, risk seçimi, hasar yönetimi, operasyonel verimlilik ve portföy kalitesi gibi alanlar daha da kritik önem kazanacaktır.
Aksigorta olarak odağımız, kârlılığı yalnızca yatırım gelirleriyle değil; güçlü teknik disiplin, etkin sermaye yönetimi ve sürdürülebilir büyüme ile desteklenen bir model üzerinden yönetmek. Çünkü uzun vadeli başarıyı sağlayan unsur, teknik performans ile finansal performans arasındaki sağlıklı dengedir.
Diğer taraftan faiz indirimleri ekonomik aktiviteyi, kredi talebini ve tüketici güvenini desteklediği ölçüde sektör için yeni büyüme fırsatları da yaratabilir. Özellikle bankasürans, konut, KOBİ ve bireysel ürünlerde talebin canlanması sektör açısından olumlu bir görünüm oluşturabilir. Ancak bu fırsatların kalıcı değere dönüşmesi, büyümenin teknik dengeden kopmadan yönetilmesine bağlıdır. Biz bu süreci, disiplinli ve güçlü şirketler için hem bir sınav hem de önemli bir fırsat alanı olarak görüyoruz.
"Yatırımcı için en önemli konu, şirketin nasıl büyüdüğü olmalı"
Yatırımcılar, Aksigorta’yı değerlendirirken en çok hangi göstergelere bakmalı: prim büyümesi, kombine oran, teknik kâr, özkaynak kârlılığı, sermaye yeterliliği veya nakit yaratma kapasitesi?
Yatırımcıların bir sigorta şirketini değerlendirirken yalnızca büyüme hızına değil, o büyümenin kalitesine de odaklanması gerektiğine inanıyorum. Çünkü sigortacılıkta kalıcı değer yaratmak, yalnızca prim üretimini artırmakla değil; bu büyümeyi doğru risk seçimi, güçlü teknik disiplin, sağlam sermaye yapısı ve sürdürülebilir kârlılıkla desteklemekle mümkün.
Aksigorta olarak önceliğimiz, kısa vadeli hacim artışlarından ziyade uzun vadede dayanıklı ve değer üreten bir iş modeli oluşturmak. Bu nedenle yatırımcı açısından en önemli konu, şirketin ne kadar büyüdüğünden çok, nasıl büyüdüğü ve bu büyümeyi hangi kaliteyle yönettiğidir.
Teknik kârlılık, özkaynak kârlılığı, sermaye yeterliliği ve nakit yaratma kapasitesi elbette önemli göstergeler. Ancak bu göstergelerin arkasındaki temel unsurlar; doğru fiyatlama, etkin hasar yönetimi, güçlü reasürans yapısı, operasyonel verimlilik ve portföy kalitesidir. Uzun vadeli değer yaratımı da bu unsurların birlikte yönetilmesine bağlıdır.
“Sektörde başarıyı değişimi yönetebilme kapasitesi belirleyecek”
Bugün sektörümüz enflasyon, iklim riskleri, sağlık maliyetleri, değişen müşteri beklentileri ve teknolojik dönüşüm gibi çok boyutlu dinamiklerle şekilleniyor. Böyle bir ortamda yatırımcı açısından en önemli unsur, şirketin bu değişimleri yönetebilme kapasitesidir. Stratejik yol planımız tam olarak bu anlayış üzerine kurulu: Büyümeyi teknik kârlılıkla birlikte yöneten, sermaye verimliliğini koruyan, müşteri değerini artıran ve sürdürülebilirliği merkeze alan bir yapı oluşturmak.
Bu nedenle yatırımcıların Aksigorta’yı değerlendirirken tek bir finansal göstergeye değil, bu göstergelerin arkasındaki stratejik kaliteye ve uzun vadeli değer yaratma kapasitesine odaklanmasını önemli buluyorum.
“Önümüzdeki beş yılda sigorta şirketlerinin rolü yeniden tanımlanacak”
Sigorta sektörü, önümüzdeki beş yılda bugünkünden en çok hangi açıdan farklı olacak?
Önümüzdeki beş yılda sigorta sektöründeki en büyük değişimin, sigortanın yalnızca hasar anında devreye giren bir güvence mekanizması olmaktan çıkarak, müşterinin yaşam döngüsüne daha erken ve daha akıllı şekilde eşlik eden bir yapıya dönüşmesi olacağını düşünüyorum.
Riskler artık daha çeşitli, daha bağlantılı ve daha hızlı değişiyor. Bu nedenle sigortacılığın değeri yalnızca hasar ödeme kapasitesiyle değil; riski önceden öngörebilme, müşteriyi doğru zamanda bilgilendirebilme ve ihtiyaçlarına uygun çözümler sunabilme yetkinliğiyle ölçülecek.
“Dönüşümün merkezinde yapay zekâ ve dijitalleşme olacak”
Bu dönüşümün merkezinde veri, yapay zekâ ve dijitalleşme yer alacak. Ürün tasarımından fiyatlamaya, risk seçiminden hasar yönetimine kadar tüm süreçlerde daha analitik, daha öngörülü ve daha kişiselleştirilmiş modeller öne çıkacak. Standart ürünlerin yerini, müşterinin yaşam tarzına, risk profiline ve beklentilerine göre şekillenen daha esnek çözümler alacak.
Aynı zamanda iklim değişikliği, sağlık maliyetleri, doğal afetler, siber riskler ve ekonomik dalgalanmalar sigorta şirketlerinin rolünü yeniden tanımlayacak. Gelecekte başarılı şirketleri farklılaştıran unsur; teknik kârlılığı, sermaye gücünü, müşteri deneyimini ve sürdürülebilirliği aynı anda yönetebilme kabiliyeti olacak.
Aksigorta olarak biz de bu dönüşümü, daha veriye dayalı, daha çevik ve müşterilerimizin hayatında gerçek güven duygusu yaratan bir sigortacılık modeli inşa etmek için önemli bir fırsat olarak görüyoruz.