Ana içeriğe geç

Kılıçdaroğlu: Demirtaş’ın dokunulmazlığı kaldırıldığı için pişman değilim

Mahkemenin CHP'nin 38.Kurultayı hakkında verdiği mutlak butlan kararıyla parti yönetimine geri döndürülen Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı canlı yayında Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına “evet” dediği için pişman olmadığını belirtti. Cumhuriyet Halk Partisi’ne ilişkin süreç ve milletvekili fezlekelerine de değinen Kılıçdaroğlu, Meclis’e gelen dokunulmazlık dosyalarında kaldırma yönünde tavır alacağını ifade etti.

Kılıçdaroğlu: Demirtaş’ın dokunulmazlığı kaldırıldığı için pişman değilim
Karar
16

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararının geleceğinden haberinin olmadığını ifade ederek, görevi kabul etmemesi durumunda partiye kayyumun atanacağını ve bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.

Sözcü TV'de canlı yayın konuğu olan Kılıçdaroğlu, parti içinde yaşanan tartışmalardan yargı süreçlerine kadar birçok konuda gazetecilerin sorularını cevapladı. Selahattin Demirtaş'ın dokunulmazlığının kaldırılmasına evet dediği için pişmanlık duymadığını belirten Kılıçdaroğlu, Can Atalay ve Osman Kavala gibi davaların siyasi olduğunu ancak CHP'li belediyelere dönük ilerleyen yargı süreçlerinin 'siyasi' olmadığını savundu.

"TARİHSEL GÖREVİM ARINMAYI YAPMAK"

Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim ne olurdu? Buraya valilik bir kaymakamı kayyum olarak atardı. Siz bunu ister miydiniz? Üstelik mutlak butlan kararında sadece ben gelmiyorum. Eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden neden korkuyorlar? Hangi gerekçe ile korkuyorlar. Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar. Bu partide her türlü eleştiri yapılır. Bu partinin kültüründe ciddi bir itiraz vardır. İnsanlar itirazlarını yaparlar ancak hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir. Kirli ilişkilere bulaşanları da bu parti bağrında barındırmamıştır.

Eğer partiye kayyum atanırsa ben buna itiraz ederim. Ancak mutlak butlan kararı verilirse ben mecburum gitmeye çünkü partinin bütün yöneticileri, parti meclisi de göreve gelecek. Bana görev veriliyor ama onlara da görev veriliyor.

Partiyi alın, hiç kimsenin şaibe iddia edemeyeceği bir kurultay yapın deniliyor. Olay bu kadar basit.

"KARARIN ÇIKACAĞIN BİLMİYORDUM"

"Ben kararın çıkacağını bilseydim bir gün önceden böyle video yayınlar mıyım?Ben zaten belli dönemlerde normal videolar çekiyorum. Bakın eğer bir gün benim mahkemeye gittiğimi, bir gün bir yargıçla konuştuğumu ya da herhangi bir ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız ben yarın sabah CHP Genel Başkanlığını bırakıyorum. Böyle olaylar doğrudan doğruya yıpratma amacıyla ortaya atılıyor. Arınmaktan bahsediyorum videoda. Daha önce de söyledim, defalarca kez söyledim. Partinin kirlilikten arınması lazım nokta. Bugün de aynı şeyi söylüyorum. Bu parti kirliliği kabul etmez.Tarihte bize komünist dendi, faşist dendi, dinsiz parti dendi. Ancak hiçbir zaman, hiçbir dönemde partinin ahlaki üstünlüğüne yönelik hiçbir söz söylenmedi. Partinin temel özelliği ahlaki kültürünün yüksek olmasıdır. CHP'li birisi konuştuğunda herkes dikkatle dinler, çünkü bilirler ki bu kişinin ahlaki üstünlüğü vardır. Ahlak üzerinden bütün eleştiriler dikkate alınmalıdır. Parti asla kirliliği kabul etmez."

"HİÇ KİMSE BENİM AHLAKIMI SORGULAYAMAZ"

"Erdoğan'ı her zaman eleştirdim. Özgür Bey dedi ki Erdoğan ile müzakere edeceğiz. Neyi müzakere edeceksiniz? Erdoğan ile işbirliği, diğerleri ile işbirliği yapıldığı söyleniyor. Erdoğan ile bir kişi 2 saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da partinin sorunlarını görüştük deniliyor. CHP Genel Başkanı, AKP'nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor? Ey Özgür Özel sen ne görüştün, CHP'nin nelerini görüştün sen?

Hiç kimse benim ahlakımı sorgulamaz. Kocaoğlu 397 yılla yargılandı. Bir miting yaptık. Yılmaz Büyükerşen yargılandı mı? Yargılandı. belediye meselesini asla parti meselesi haline getirmedik. Bizden uzman, avukat isterseniz göndeririz ama olayı parti meselesine dönüştürmeyiz. Şimdi siz yapılan harcamaları denetleyeceksiniz. Benim dönemimde belediyeler denetleniyordu. Sayıştay gidip bakıyordu. Olamaz, olmaz.

"MEDYANIN TUTUMU TEK YANLI"

Hazine'den gelen parayla belediyeden gelen para aynı şey olur mu? Bir cepten alıp bir cebe... Garibana sor, 'Öyle şey olmaz' der. Hiçbir gazeteci çıkıp 'sayın Özel bunu nasıl söylüyorsunuz?' demiyorsunuz. Herkes orayı unutuyor. Belediye parayı verdim diyor değil mi? Kim diyor? Parayı veren adam diyor? O genel başkan yardımcılarından tazminat davası açan var mı? Siz niye sormuyorsunuz arkadaş? 'Gidip rüşvet verdim' diyorlar. Niye takip etmiyorsunuz? Para aldım, yalan söyledim desem siz benim hakkımda dava açmaz mısınız? Genel başkan hangi gerekçeyle dava açmaz? Meclis'te 250 bin dolar poşet içinde bulunmuş. Haberi yazan hakkında dava açıldı mı? Ben bunu sormak zorundayım."

"İBB İDDİANAMESİNİN TAMAMINI OKUDUM DİYEMEM"

Ben Ekrem Bey'in içerisinde bulunduğu psikolojik durumu biliyorum. Ona cevap vermek gibi bir niyetim de yok. Arınma kavramı önemlidir. Temizlik kavramı önemlidir. Erdoğan'ı siyasi partiler içerisinde ve onların genel başkanları içerisinde en çok ve en sert eleştiren kişi benim. Bu konuda mahkum olan kişi de benim. Tazminata mahkum edilen kişi de benim. Bugün de eleştiriyorum. Bana soracaksınız herhalde değil mi? Memleketi bu hale getiren kim? Beşli çeteleri bu milletin başına getiren Erdoğan değil mi?

Ben hukukçu değilim, İBB iddianamesinin tamamını okudum diyemem. Ancak hukukçu arkadaşlarla ilgili bir komisyon kurduk ve onlar inceliyor. Bana bir özet de getiriyorlar. Benim tüm iddianameleri okumak gibi bir durumum yok.

İMAMOĞLU HAKKINDA FİKRİM HALA AYNI

İmamoğlu ile ilgili düşüncemi ifade edeyim. Tutuklandığında evini ziyaret ettim. Kapısının önünde basın açıklaması yaptım. O gün ne söylediysem bugün de aynı şeyi söylüyorum. Tek adam döneminde bir kişinin gelip yasamayı, yargıyı, yürütmeyi kontrol ettiği bir süreç yaşıyoruz. Ekrem Bey'e ve ailesine sahip çıkmak hepimizin ortak görevidir. Sanki sadece CHP'li belediyelerde yolsuzluk var. Öteki tarafta da malı götürenler yok mu? Herkes biliyor. Yolsuzluğu kim yaparsa biz arkasındayız. Yolsuzluğun partisi olmaz. Yolsuzlukta çifte standart uygulaması yanlıştır diyoruz.

Ben hala belediye başkanlarının tutuksuz yargılanması gerektiğini söylüyorum. Sonuna kadar incelenmeli ancak kararlar kesinleşmeden belediye başkanları tutuksuz yargılanmalı."

"DEMİRTAŞ, ATALAY DAVALARI SİYASİ, CHP DAVALARI SİYASİ DEĞİL"

"Ben davaların tarafı değilim. Hakim "parayla pulla kurultay satın alınırsa ben de iptal ederim" diyor, ben tarafı değilim. Milletvekili fezlekeleri meclise geldiğinde dokunulmazlıkların kaldırılmasını isterim. Benim ilkem budur. Dokunulmazlıklar kaldırılsın kişi aklansın. Selahattin Bey'de biz verdiğimiz dokunulmazlık kararının arkasındayım. Pişman değilim."

Can Atalay'ın, Selahattin Demirtaş'ın, Osman Kavala'nın tutuklu olması yargı bağımsızlığından mı? Onlar siyasi dava ancak CHP davası siyasi bir dava değil. İkisinin arasında çok büyük farklar var.

Savcının iddianamesine bakmak lazım. Neler var? İtirafçılar var. Adam diyor ki "verdim" ve itirafçılar kim? İş yaptıkları adamlar. Ne kadar verdin diyor açıklıyor.

Olay çıkıyor, itiraf ediyor, banka havalesi geliyor. Seferihisar Belediyesi'ndeki olayda tüm para transferleri tespit edilmiş. Ne diyeceğiz buna? Siyasi mi diyeceğiz? Belediye başkanı siyasi bir söylemden ötürü tutuklansa kıyameti koparırız elbette.

"GENEL MERKEZ'DE YAŞANAN GÖRÜNTÜLER İÇİMİ SIZLATTI"

Genel merkeze vekiller niye alınmadı diye niye sormuyorsunuz? Ben polisin girmesini asla savunmadım. Polisin girmesini ben istemedim. Hayır efendim. İcra memurunun gelip kararı tebliğ etmesi lazım değil mi? Polis mi gelsin diyor o yazıda? İcra memurunun oraya girmesi lazım. Polisin girmesini, şiddet uygulamasını, Genel Merkez'den dışarı taş atılmasını asla doğru bulmam. Adnan Beker'in orada ne işi var? Otobüsüyle gelmiş. O adam cumhurbaşkanlığı seçiminde bana oy vermediğini açıklayan kişi. Orada ne işi var? Binanın içini ne hale getirdiklerini videoya aldırdım. Partili olmayan, partiyle ilgisi olmayan insanlar bunlar. Siz partinin kapısına nasıl baraj kurarsınız? Polisin içeri girmesi için her şeyi yapan Genel Merkez'dekilerdi."

"KAYYUM İLE MUTLAK BUTLAN AYNI DEĞİL"

"Kayyum ile mutlak butlan kararının ne farkı var: Kayyum kaymakam gelince istediğini yapar. Mutlak butlan ayrı, parti meclisi var, merkez yönetim kurulu oluşturuyoruz, disiplin kurulu var. Ben kayyum değil genel başkanım. Siyasi partilerde bütün yetkiler Genel Başkan'a bırakılmıştır. Benim bunların hepsini kullanma gibi bir niyetim yok. Kayyum gelse bunların hiçbirisi olmayacaktı."

"BUTLAN SİYASİ, AMA VERİLEN KARAR SİYASİ DEĞİL"

"Akın Gürlek ile arka kapı diplomasisi yürütmedik. Mutlak butlan kararıyla hiçbir alakam yok. Erdoğan'ın izniyle Akın Gürlek'in karar etki edip etmediğini mahkemede yargıçlara sormak lazım. Butlan siyasidir, karar siyasi değildir. Adlidir. Bu karar iktidarın yargıya müdahalesiyle alınan bir karar mı değil mi bilmiyorum."

"VEYSİ UYANIK'I İHRAÇ ETMEDİK"

"CHP'nin tarihi bana arındırma görevini verdi. Partiyi arındıracağım, kararlıyım. Başlangıcındaki ahlaki kodlara dönmek zorundayız. Ancak Veysi Uyanık'ı ise ihraç etmedik. Çünkü itirafçı oldu. Doğruları söyledi. Ondan ihraç etmedik. Para pul işlerine girenleri partide tutmayacağız. İhraç edeceğiz."

"Televizyonlar tek taraflı yayın yapıyor halk ondan benim dediklerime inanmıyor. Bir televizyon kanalı var bizim seçmen onu izliyor. Onlar da bizim dediklerimiz doğru vermiyor."

GÜNCELLENCEK...

Kaynağa Git

İlgili Haberler