Andrés Escobar, sadece bir savunma oyuncusu değil, Kolombiya futbolunun "El Caballero del Fútbol" yani "Futbolun Beyefendisi" idi.
Saha içindeki sarsılmaz sakinliği, centilmenliği ve oyunu bir satranç ustası gibi okuma becerisiyle tanınıyordu. 1980'lerin sonunda milli formayı sırtına geçirdiğinde, tüm Kolombiya onun liderliğinde bir altın çağın kapısını aralayacaklarına inanıyordu.
1994 FIFA Dünya Kupası, bu beklentilerin zirve yaptığı noktaydı. Efsane Pele bile Kolombiya'yı şampiyonluğun gizliği favorileri arasında gösteriyordu. Ancak kader, futbolun yeşil sahasında en acımasız senaryoyu yazmaya hazırlanıyordu.
22 Haziran 1994... Yer: California. Rakip: Ev sahibi ABD. Maçın 34. dakikasında, rakibin ortasını kesmek için hamle yapan Escobar'ın ayağına çarpan top, talihsiz bir şekilde kendi kalesine yöneldi. Bu bir futbol kazasıydı; ancak o an stadyumdaki sessizlik, Kolombiya'daki fırtınanın habercisiydi. Kolombiya turnuvaya veda ettiğinde, bu gol artık bir hatadan çok daha fazlasıydı.
Turnuvanın ardından birçok arkadaşı, ülkede atmosferin çok gergin olduğunu söyleyerek Escobar'ı Amerika'da kalması için uyardı. Fakat o, kendine has dürüstlüğüyle "Halkıma yüzümü göstermeliyim, saklanacak bir şey yapmadım" diyerek Medellín'e döndü.
Ancak 2 Temmuz 1994 gecesi, Medellín'deki bir otoparkta futbol tarihinin en büyük trajedilerinden biri yaşandı. Escobar'ın ölümü hakkında süregelen tartışmalar, tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık olduğunu söylüyor.
Yaygın bir iddia, elenme yüzünden milyonlarca dolar kaybeden bahis mafyasının doğrudan bir infaz gerçekleştirdiği yönünde. Diğer bir görüş cinayetin Pablo Escobar sonrası şehirde oluşan otorite boşluğunda güç gösterisi yapmak isteyen yeni yetme baronların işi olduğunu söylüyor. Olayın, alkolün ve dönemin şiddet ikliminin etkisiyle kontrolden çıkan 'otopark tartışması' olduğunu savunanlar da var.
Kesin olan tek ve en dehşet verici gerçek ise; tetikçinin silahını her ateşlediğinde, ki toplam 6 kez,— stadyumdaki o sahte coşkuyu taklit ederek 'Goooool!' diye bağırmış olmasıydı.
27 yaşındaki Escobar'ın ölümü, Kolombiya'nın o dönem içinde bulunduğu şiddet sarmalının en acı sembolü haline geldi.
Escobar, elenmenin ardından yazdığı son yazısında sanki tüm dünyaya şu asil kelimelerle veda ediyordu:
"Hayat burada bitmiyor. Devam etmek zorundayız. Ne kadar zor olursa olsun, tekrar ayağa kalkmalıyız. Sadece iki seçeneğimiz var: Ya öfkenin bizi felç etmesine ve şiddetin devam etmesine izin veririz ya da bunu aşar ve başkalarına yardım etmek için elimizden gelenin en iyisini yaparız. Bu bizim seçimimiz. Lütfen birbirimize saygı duymaya devam edelim... Yakında tekrar görüşeceğiz, çünkü hayat burada bitmiyor."
Dinlemek için tıklayın