Türkiye’de çocukla ilgili tüm sorumluluklar hâlâ büyük ölçüde annelerin üzerinde ama bir yandan da “ilgili baba”ların sayısı artıyor. Babalarıyla yakın ilişkisi olan çocukların, her açıdan daha iyi gelişim gösterdiği uzun zamandır bilinen bilimsel bir gerçek.
Babalar Günü arifesinde, bu konuda uzun yıllardır çalışmalar yapan Anne Çocuk Eğitim Vakfı’nın (AÇEV) Babalık Çalışmaları Direktörü Hasan Deniz’le “ilgili babalık” üzerine görüştük.
- Anne-bebek bağı, çocuk doğmadan başlıyor. Baba bu bağı kurmak için ne yapmalı?
Bugün artık erken çocukluk alanında yapılan çalışmalar ve bilimsel bilgiler, baba-çocuk arasındaki bağın da doğumdan önce başlayabildiğini gösteriyor. Gebelik sürecinde anneye hem duygusal hem de fiziksel olarak destek olmak, doktor kontrollerine katılmak, bebekle konuşmak ve doğuma hazırlanmak, babaların da ebeveyn kimliğini geliştirmesini ve doğum sonrasında çocuğuyla daha yakın ilişki kurmasını kolaylaştırıyor. Ayrıca doğumdan sonra da çocuğun altının değiştirilmesi, uyutulması, kıyafetlerinin yıkanması ve giydirilmesi gibi fiziksel bakım işleri başta olmak üzere çocuğun bakımında ve gelişiminde sorumluluk alması bu bağın gelişmesi için çok önemli. Babanın ilk günden itibaren bakımda sorumluluk aldığı bu başlangıcı takiben çocukla yakın ve karşılıklı bir ilişki geliştirmesi, onunla zaman geçirmesi de bu bağı güçlendirecek en önemli faktörlerdendir.
- Baba, çocuğun gelişimine nasıl etki eder?
Babaların çocuğun tüm gelişim alanlarında gerçekten çok kritik bir rolü var. Uzun yıllardır yapılan çok sayıda araştırma bize babalarıyla daha yakın ve karşılıklı bir ilişkisi olan çocukların duygu düzenleme ve sosyal becerilerinin daha iyi geliştiğini, özgüvenlerinin yükseldiğini, dil becerilerinin olumlu etkilendiğini, okul başarılarının arttığını, problem çözme becerilerinin geliştiğini gösteriyor. Uzun dönemli bir izleme çalışmasında, çocukluktaki ilgili babalık tutumlarının yetişkinlikteki stres düzenleme sistemi üzerinde 30 yıl sonra bile etkilerinin devam ettiğinin görüldüğünü dahi biliyoruz. Çocuğun sahip olduğu kapasitenin açığa çıkabilmesi için gerekli destek, ortam ve uyaranları tek başına anne sağlayamayacağı için babanın da fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişim alanlarına yönelik her türlü uyaran ve deneyim desteğini sağlayan bir aktör olarak kendini sorumlu hissetmesi çok önemlidir. Bu sadece bakım yükünün eşit paylaşılması meselesi değildir, aynı zamanda çocuğun gelişiminin en hızlı olduğu erken çocukluk döneminde ciddi gelişimsel kayıpların önlenmesi için de kritiktir.
BABANIN REHBERLİĞİ
- Babalar çocuğun her anlamda olumlu gelişimi için ne yapmalı?
AÇEV’in burada “ilgili babalık” tanımına vurgu yapmak çok değerli olabilir. İlgili babalık; çocuğa hem fiziksel hem de duygusal olarak bakım verme, onunla yakın ve karşılıklı ilişki geliştirme ve çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun yaklaşım ve yöntemlerle yetiştirilmesi için kurallar ve sınırlar oluşturulması olarak tanımlanıyor. Bu doğrultuda ilgili babalığın bakım boyutu kapsamında babalar çocuklarına yemek yedirme, banyo yaptırma, gazını çıkarma, altını değiştirme, uyutma, giydirme gibi fiziksel bakım işlerini yerine getirebilir; yemek hazırlama, sofra kurma, çamaşır asma, market alışverişi ve ev temizliği gibi ev içi işlerde sorumluluk alabilir. Yakınlık boyutunda çocuklarını dinleyip ihtiyaçlarını önemseyerek duygusal açıdan erişilebilir olabilir, çocuklarına karşı ilgi, sevgi ve şefkat gösterebilir, çocuğuyla birlikte zaman geçirebilir ve gelişimini destekleyecek oyunlar oynayabilir. Kontrol boyutunda ise kural ve sınırların uygun yöntemlerle oluşturulmasını sağlayabilir, çocuğuna şiddetin hiçbir biçimine başvurmadan rehberlik edebilir, onu bir birey olarak kabul edip özerklik sağlayabilir.
- Babalık rolü Türkiye’de ne kadar değişti? Geleneksel olmayan babaların sayısında artış var mı?
Türkiye’de son yıllarda babalık rolünde belirgin değişimler gözlenmektedir. Geleneksel modelde babanın temel görevi ekonomik destek sağlamak ve otorite figürü olmak olarak görülürken günümüzde çocuk bakımına, oyununa ve eğitimine daha fazla katılan babaların sayısında artış olduğu kolaylıkla görülebiliyor. Ancak birçok araştırma çocuğun bakım yükünün hâlâ büyük oranda annelerin üzerinde olduğunu gösteriyor. Tam da bu nedenle babaların çocuklarının bakımına katılması için teşvik edilmesi ve becerilerinin desteklenmesi hâlâ çok önemli bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle AÇEV’in 30 yıldır sürdürdüğü Baba Destek Programı gibi bilimsel temelli ebeveyn eğitimlerine, babaların birbirlerinden de öğrenecekleri alanlar açmaya ihtiyaç olduğunu da söylemek mümkün.
'BABA YOKLUĞU RİSKİ ARTTIRIYOR'
- Babanın etkin olduğu ve olmadığı durumların çocuğun hayatına yansımaları neler olur?
Babalarının ilgi ve sevgisini alan çocukların dil becerileri destekleniyor, okula başladıklarında daha başarılı oluyor, akranlarıyla daha iyi ilişkiler kurabiliyor ve özgüvenleri gelişiyor. Buna karşılık, babanın fiziksel ya da duygusal olarak erişilebilir olmadığı durumlarda ya da çocuğunun bakımında aktif biçimde sorumluluk almadığında bazı riskler ortaya çıkabiliyor. Boylamsal araştırmalar, erken çocukluk döneminde baba yokluğu veya babanın çocuk bakımında sorumluluk almamasının çocuklarda davranış sorunları, akran ilişkilerinde güçlükler ve duygusal uyum problemleri riskini artırabildiğini gösteriyor. Burada belirleyici olan yalnızca babanın fiziksel olarak evde bulunması da değil, çocukla kurduğu ilişkinin niteliği, sıcaklığı ve sürekliliği oluyor.