HAŞİM KILIÇ / NEFES
Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun olan öğrencilerin çalışmalarının yer aldığı ‘Yıl Sonu Sergisi’, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Sergide Resim, Heykel, Grafik, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı, Seramik ve Cam bölümü mezunlarının 187 eseri yer aldı.
Sanat alanında ayakta kalmanın her geçen gün daha zor hale geldiğini dile getiren Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nadire Şule Atılgan, güzel sanatlar mezunlarının büyük bölümünün klasik anlamda bir iş yerine, sanatçı olarak üretimlerini sürdürdüğünü söyledi. Tasarım alanında eğitim alanların şirketlerde çalışma imkânı bulabildiğini belirten Atılgan, "Bir ressamın ya da heykeltıraşın mezun olduktan sonra doğrudan gireceği bir iş alanı bulunmuyor. Sanatçılar kendi üretimlerini yaparak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Ancak günümüzde yalnızca resim satarak geçinmek pek mümkün değil. Uluslararası alanda başarı elde eden sanatçılar var ancak bunlar genellikle teknolojiyle iç içe çalışan ve kendilerini farklı alanlarda geliştirmiş kişiler oluyor" dedi.

TEK BİR LİSANS YETERLİ DEĞİL
Sanatçıların gelecekte rekabet edebilmesi için disiplinler arası eğitime yönelmesi gerektiğini ifade eden Atılgan, tek bir lisans eğitiminin artık yeterli olmadığını söyledi. Sanat eğitiminin farklı alanlarla birleşmesinin yeni üretim biçimlerini ortaya çıkaracağını belirten Atılgan, "Resim ile tıp, heykel ile diş hekimliği ya da sanatın başka bilim dallarıyla birleşmesi çok farklı ve özgün sonuçlar doğurabilir. Bugünün dünyasında mezuniyet eğitim sürecinin sonu değil. Sanatçılar kendilerine mutlaka yeni öğrenme alanları oluşturmak zorunda" diye konuştu.

YAPAY ZEKAYI EĞİTİM SÜRECİNE DAHİL EDİYORUZ
Yapay zekânın sanat dünyasında köklü bir dönüşüm başlattığını belirten Atılgan, geçmişte sanayi devrimi ve bilgisayar teknolojilerinin de ilk olarak sanatı etkilediğini hatırlatarak, bugün benzer bir sürecin yaşandığını söyledi. Bu değişime direnmenin değil, onu anlamanın önemli olduğunu vurgulayan Atılgan, "Yapay zekâ sanatı ve tasarımı doğrudan etkiliyor. Bunu aşmanın tek yolu daha çok şey bilmek, yeni dünyanın dilini öğrenmek ve anlamak. Artık kodlama gibi yeni dilleri de bilmek gerekiyor. Üniversite olarak biz de ders programlarımızı yeniliyor, yapay zekâyı eğitim sürecinin içine dahil ediyoruz. Gelecek Hacettepe mottosuyla bu dönüşüme uyum sağlamaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin uzun yıllardır Türkiye'deki sanat eğitimine yön veren kurumlardan biri olduğunu belirten Atılgan, fakültenin yalnızca sanatçı değil, akademisyen de yetiştirdiğini söyledi. Türkiye'nin birçok güzel sanatlar fakültesinde Hacettepe mezunu öğretim üyelerinin görev yaptığını belirten Atılgan, bazı fakültelerin kuruluşunda da Hacettepeli akademisyenlerin aktif rol üstlendiğini ifade etti.

Türkiye'de son yıllarda güzel sanatlar fakültelerinin sayısının arttığını ancak bunun olumsuz bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Atılgan, artan nüfus ve sanata yönelen gençlerin sayısının bu ihtiyacı doğurduğunu kaydetti. Sanat eğitiminin yalnızca sanatçı yetiştirmekten ibaret olmadığını vurgulayan Atılgan, sanatın bireyin yaratıcılığını geliştirdiğini, farklı meslek gruplarına da yenilikçi düşünme becerisi kazandırdığını belirtti.
İlköğretimden itibaren sanat eğitiminin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Atılgan, Türkiye'nin yaratıcı insan potansiyeline sahip olduğunu ancak bunun doğru eğitimle desteklenmesi gerektiğini söyledi. Sanat eğitiminin inovasyonun temel unsurlarından biri olduğunu belirten Atılgan, öğrencilerin dört yıllık eğitim boyunca kendi fikirlerini geliştirerek toplumsal ya da kişisel sorunları eserlerine yansıttığını, mezuniyet sergisindeki çalışmaların da bu yaratıcı sürecin önemli bir göstergesi olduğunu sözlerine ekledi.