Ana içeriğe geç

Granit mağaralar ve Hürmüz kabusu: Trump savaşın ardından ilk kez açıkladı

ABD Başkanı Donald Trump'ın Axios platformuna verdiği son röportaj, Washington-Tel Aviv hattındaki pazarlıkları ve ABD ordusunun Orta Doğu'daki lojistik çaresizliğini ilk kez medyaya yansıttı. Netanyahu ile ilişkisine dair kibirli ve üstenci bir dille konuşan Trump, "Ben olmasaydım İsrail darmadağın olurdu. Silahlar, anlaşmalar ve B-2 bombardıman uçakları bizde. Netanyahu ile aramız iyi ama onu dizginlememiz gerekiyor" diyerek adeta yular resti çekti. Pentagon'un havadan vurarak kesin sonuç alınamayacağı tezini bizzat kabul eden ve İran'a yönelik olası bir harekatta askeri güçlerin granit mağaraların derinliklerine kaçacağını itiraf etti.

Granit mağaralar ve Hürmüz kabusu: Trump savaşın ardından ilk kez açıkladı
Akşam
16

Pentagon ve istihbarat çevrelerinde uzun süredir tartışılan "sadece havadan vurarak kesin sonuç alınamaz" tezi, bizzat ABD Başkanı tarafından kabul edildi. Trump, İran'a yönelik topyekûn bir kara harekatı düzenlenmediği sürece, askeri altyapının yer altına kayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Eğer karaya asker çıkarmayacaksak, ki siz de bunu istemiyorsunuz, muhtemelen aynı adamlar mağaraların derinliklerine gider. Bunlara granit mağaralar deniyor ve oldukça güçlüler. Derine inerler ve biz operasyonu durdurduğumuzda yeniden yukarı çıkarlar. Günün sonunda karşımızda yine aynı liderleri buluruz."

Bu yaklaşım, Washington'ın tırmandırma politikasındaki lojistik tıkanıklığı doğruluyor. Trump, olası bir büyük savaşın küresel enerji güvenliği ve ekonomi üzerindeki ağır maliyetini ise Hürmüz Boğazı üzerinden somutlaştırıyor: "Şu anda Hürmüz Boğazı'nı tamamen kapatmış olurduk. Her yanı mayınlarla dolu olurdu ve milyarlarca dolarlık gemilerin üzerinden füzeler uçardı. Aylar boyunca petrol akışı dururdu."

"HAMANEY'DE BELİRLİ BİR CESARET VAR"

Röportajın en dikkat çekici bölümlerinden biri, Tahran'daki liderlik değişimi ve İran'ın enformasyon savaşı yeteneğine dair yapılan değerlendirmeler oldu. Ayetullah Ali Hamaney'in ardından ülkenin yeni lideri olarak konumlandırılan Mücteba Hamaney (Khamenei Jr.) hakkında konuşan Trump, yeni profili şu sözlerle tanımladı:

"Onunla tanışmadım, konuşmadım ama insanlar ondan bahsediyordu. Onda belirli bir cesaret var çünkü ciddi şekilde yaralanmıştı. Babasından daha farklı biri."

Trump ayrıca, İran'ın uluslararası kamuoyunu ve medyayı yönlendirme yeteneğine de vurgu yaptı. Tahran'ın 47 yıllık devlet aklı ve propaganda deneyimini "Basınla çok iyiler. Harika bir sahte medyaları var" sözleriyle nitelendiren Trump, Orta Doğu'daki mücadelenin yalnızca askeri değil, aynı zamanda ciddi bir algı yönetimi savaşı olduğunu teyit etti.

"NETANYAHU'YU DİZGİNLEMEMİZ GEREKİYOR"

Trump'ın müttefiki Netanyahu ile olan ilişkisini tanımlama biçimi, uluslararası ilişkilerdeki güç asimetrisinin en net örneklerinden biri oldu. "Donald Trump olmasaydı, İsrail darmadağın olurdu" diyen ABD Başkanı, askeri üstünlüğün tamamen Washington'ın elinde olduğunu şu sözlerle hatırlattı:

"Silahlara sahip olan bizleriz. Tüm anlaşmaya sahip olan bizleriz. B-2 bombardıman uçaklarına sahip olan bizleriz. Netanyahu ile ilişkimiz iyi, ama onu biraz aklı başında tutmamız, dizginlememiz gerekiyor."

İsrail'in Lübnan'a yönelik olası bir geniş kapsamlı saldırısını engelleyip engelleyemeyeceği sorulduğunda ise Trump, kurumsal diplomasiden ziyade kendi kişisel otoritesini öne çıkaran bir yanıt verdi: "Evet, başaracağım. Bana büyük saygı duyuyorlar ve dediğimi yapıyorlar."

ABD'NİN KÖRFEZ DENKLEMİ

Trump, İran'ın nükleer kapasitesine yönelik uyguladığı sert baskı politikasının, Körfez ülkelerini Washington'ın şemsiyesi altına ittiğini savunuyor. Tahran yönetimini "ilkel dahiler" olarak tanımlayan Trump, ABD'nin müdahalesi olmasaydı nükleer güce ulaşan bir İran'ın tüm bölgeyi tehdit edeceğini ileri sürdü:

"Onlara vurmasaydık, nükleer bir silaha sahip olurlardı. Bunu İsrail'e, Suudi Arabistan'a ve hemen ardından diğer beş ülkeye [Katar, BAE, Kuveyt, Bahreyn]karşı kullanırlardı. Ve biliyor musunuz bu durum ne yaptı? O beş ülkeyi doğrudan kucağıma getirdi."

Kaynağa Git

İlgili Haberler