Bağımsız İstanbul Milletvekili ve hukukçu Mustafa Yeneroğlu, komedyen Deniz Göktaş hakkında sahne gösterisi gerekçe gösterilerek soruşturma başlatılmasına, havalimanında gözaltına alınmasına ve ters kelepçeli görüntülerinin kamuoyuna yansımasına sert tepki gösterdi.
Yeneroğlu, Göktaş’ın kendi iradesiyle Türkiye’ye dönmesine rağmen savcılık açıklamasında “yakalandı” ifadesinin kullanılmasını eleştirerek, bunun yalnızca bir gözaltı işlemi değil, kamuoyuna dönük bir mesaj niteliği taşıdığını savundu.
‘ÜLKENİN VE YARGININ HALİ PÜR MELALİ’
Yeneroğlu, Deniz Göktaş hakkında “dini değerleri aşağılama” iddiasıyla soruşturma açılmasını ve gözaltı sürecinin uygulanış biçimini eleştirerek şu ifadeleri kullandı:
“Komedyen Deniz Göktaş hakkında, sahne gösterisi gerekçe gösterilerek soruşturma açılması; üstelik kendi iradesiyle yurda dönen bir kişinin havalimanında gözaltına alınıp savcılık açıklamasında ‘yakalandı’ diye sunulması, üstüne de ters kelepçe takılarak görsellerinin servis edilmesi ülkenin ve yargının hali pür melali olmuş.”
Yeneroğlu, iktidarın en küçük itirazı, mizahı ya da eleştiriyi bastırılması gereken bir unsur olarak gördüğünü belirterek, “Cezalandırmak istedikleri insanı önce suçlu ilan ediyor, sonra da hangi maddelerden gözaltına alacaklarına karar veriyorlar” dedi.
Gözaltına alınan Deniz Göktaş'a emniyette ters kelepçe
‘BU SUÇ BAKIMINDAN TUTUKLAMA YASAĞI VAR’
Hukuki değerlendirmede de bulunan Yeneroğlu, Göktaş’a yöneltilen suçlamalar bakımından yasal çerçevenin açık olduğunu söyledi.
Yeneroğlu, Türk Ceza Kanunu’nun 216/3. maddesinde öngörülen cezanın altı aydan bir yıla kadar hapis olduğunu hatırlatarak, suç için öngörülen cezanın üst sınırının bir yıl olması nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100/4. maddesi uyarınca tutuklama yasağı bulunduğunu ifade etti.
Yeneroğlu, bu nedenle hâkimin en fazla adli kontrol tedbirine hükmedebileceğini belirterek, “Yasa koyucunun açıkça ‘bu fiil nedeniyle tutuklama olmaz’ dediği bir suç isnadı, gözaltı tedbiri üzerinden bir gözdağı mekanizmasına dönüştürülmekte” değerlendirmesinde bulundu.
‘İNCİNMİŞ OLMAK CEZA HUKUKUNU OTOMATİK OLARAK HAREKETE GEÇİREMEZ’
Yeneroğlu, TCK 216/3 bakımından cezalandırma için fiilin “kamu barışını bozmaya elverişli” olması gerektiğini vurguladı.
Bir sözün, esprinin ya da gösterinin bazı kişileri incitmesinin ayrı; kamu barışını bozmaya elverişli olmasının ise bambaşka bir durum olduğunu belirten Yeneroğlu, “İncinmek meşrudur; tepki göstermek, eleştirmek, izlememek, boykot etmek de meşrudur. Ancak incinmiş olmak, ceza hukukunu harekete geçiren bir hak ya da cezalandırmanın otomatik gerekçesi haline getirilemez” ifadelerini kullandı.
Deniz Göktaş gözaltına alındı
‘SİYASİLER DAHA AĞIR ELEŞTİRİLERİ TOLERE ETMEK ZORUNDADIR’
Yeneroğlu, Cumhurbaşkanına hakaret suçuna ilişkin değerlendirmesinde ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarına işaret etti.
Siyasilerin, üst düzey kamu görevlilerinin ve kamuya mal olmuş kişilerin demokratik toplumlarda diğer bireylere göre daha ağır eleştirileri tolere etmek zorunda olduğunu belirten Yeneroğlu, Göktaş’ın gösterisindeki ifadelerin bu suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.
‘İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ RAHATSIZ EDEN SÖZLER İÇİN DE VARDIR’
Yeneroğlu, ifade özgürlüğünün yalnızca çoğunluğun hoşuna giden ya da rahatsızlık yaratmayan sözler için değil, rahatsız eden, sarsan ve hatta öfkelendiren düşünceler için de var olduğunu vurguladı.
“Kimseyi rahatsız etmeyen bir ifadenin zaten korumaya ihtiyacı yoktur” diyen Yeneroğlu, asıl meselenin toplumun bir kesiminin hoşuna gitmeyen ya da yerleşik kanaatleri zorlayan sözlerin de hukuk güvencesi altında olup olmadığı olduğunu belirtti.
‘SAHNEYE ÇIKACAK, YAZI YAZACAK HERKESE MESAJ VERİLİYOR’
Yeneroğlu’na göre Göktaş’ın gözaltına alınması ve “yakalandı” diliyle sunulması, yalnızca bir kişiye yönelik bir işlem değil; sahneye çıkacak, yazı yazacak, konuşacak ve eleştirecek herkese verilmiş açık bir mesaj.
Yeneroğlu, “Sus” mesajı verildiğini belirterek, bu sürecin bedelini yalnızca hakkında işlem yapılan kişilerin değil, düşünce ve mizah alanı giderek daraltılan toplumun tamamının ödediğini ifade etti.
‘EN AĞIR BEDELİ GENÇLER ÖDÜYOR’
Açıklamasının sonunda gençlere de dikkat çeken Yeneroğlu, Türkiye’den gitmeyi düşünen gençlerin yalnızca ekonomik gerekçelerle değil, baskı, keyfilik ve daralan özgürlük alanları nedeniyle de umudunu kaybettiğini söyledi.
Yeneroğlu, “İnsanlar yalnızca geçim değil, aynı zamanda haysiyetli bir hayat yaşayabilecekleri, nefes alabilecekleri ve söz söyleyebilecekleri bir memleket arıyorlar” ifadelerini kullandı.