Ana içeriğe geç

Dervişoğlu: PKK silah bırakmıyor Türkiye'ye açtıkları savaştan da vazgeçmediklerini söylüyorlar

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "PKK silah bırakmıyor. Türkiye'ye açtıkları savaştan da vazgeçmediklerini söylüyorlar. Benim de isyan bir katilden kravatlı bir siyaset adamı yaratmaya çalışmalarıdır" sözlerini sarf etti.

Dervişoğlu: PKK silah bırakmıyor Türkiye'ye açtıkları savaştan da vazgeçmediklerini söylüyorlar
Yeniçağ
16

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Elâzığ’da Kanal Fırat ve Kanal 23'ün ortak yayın konuğu oldu.

'TÜRKİYE'DE HİÇBİR ANNENİN GÖZYAŞINA DAYANAMAM'

Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştirdikleri mitingi süreç karşıtı olarak gören iktidar cephesinden “Analar 40 yıldır ağlıyor. Bundan sonra ağlamasın diye mücadele ediyoruz” şeklinde değerlendirmeler geldiği hatırlatılan Dervişoğlu, “Türkiye'de hiçbir annenin gözyaşına dayanamam. Öncelikle ‘analar ağlamasın’ düşüncesinin üzerine inşa edilmiş siyasi projeleri reddediyorum. Türkiye'de insanların sevgiyle kucaklaşmasını benden fazla hiç kimse isteyemez. Benim karşı olduğum şey referans noktalarıdır. Türkiye 50 yıldır bu belayla uğraşıyor. Bu belanın hangi gerekçelerle ve kimler tarafından çıkarıldığını, bunun nasıl bir kardeş kavgasına dönüştürülmek istendiğini yaşayıp görmüş biriyim. Ben, böyle bir sorunun gerçek müsebbiplerinin, suçlularının, faillerinin ve hükümlülerinin böyle bir sorunun çözülebilmesi noktasında referans tayin edilmelerine karşıyım” dedi.

'TÜRKİYE’YE AÇTIKLARI SAVAŞTAN VAZGEÇMEDİKLERİNİ SÖYLÜYORLAR'

“Bu belayı başımıza musallat edenlerle masada oturur ve bunun çözümünü ararsanız, iki şeye dikkat edeceksiniz” diyen Dervişoğlu, “İlk olarak silahlı mücadeleyi terk etmiş olacaklar. İkinci olarak Türkiye ve Türk milletine karşı olan hasmane tutumlarından vazgeçmiş olacaklar. Şimdi bu örgüt silahlarını bırakmıyor. Bunu ben söylemiyorum. Bütün bunlar; Milli Güvenlik Kurulu’nda, devletin istihbarat organlarında, emniyet teşkilatında konuşuluyor. Ayrıca Türkiye’ye açtıkları savaştan da vazgeçmediklerini söylüyorlar.” değerlendirmesini yaptı.

'BENİM İSYANIM; BİR KATİLDEN KRAVATLI BİR SİYASET ADAMI YARATMAYA ÇALIŞMALARIDIR'

Dervişoğlu, “Benim isyanım; bir terör hükümlüsünün, bütün bu işlerin müsebbibinin bu işin çözümünde yol gösterici bir müzakereciye dönüştürülmesidir. Benim isyanım; Abdullah Öcalan denen caninin kurucu önder diye tanımlanmasıdır. Benim isyanım; ona statü arayanlaradır. Benim isyanım; bir katilden takım elbiseli ve kravatlı bir siyaset adamı yaratmaya çalışmalarıdır. Dünyanın hiçbir yerinde bunu yapamazsınız. Fransa’da1992 senesinde yakalanan Çakal Carlos diye bir adam var. Fransa hükümetine ya da meclisine ‘Gelin bu meseleyi halledelim, onu da serbest bırakalım’ diyebilir misiniz? Onun serbest bırakılmasını arzulayabilir misiniz? Türkiye elbette ki bu terör belasından kurtulmak mecburiyetindedir. Dolayısıyla Türkiye; birliğine, beraberliğine, kardeşliğine karşı hasmane tutum takınan herkese karşı gerçek bir devlet aklıyla mücadele edebilmeyi becerebilmelidir. Ama Ege adalarının savunma stratejisini Yunan generalleriyle birlikte hazırladığınızı düşünebilir misiniz? Buradan bir sonuç çıkar mı? Olmayacak şeylerin peşinde koşulması; Cumhuriyete, Cumhuriyetin değerlerine yönelik saldırılara kutsiyet atfedilmesi; Türk milletine yöneltilmiş silaha masumiyet atfedilmesi… Benim karşı olduğum bunlardır” şeklinde konuştu.

'TÜRK MİLLET DEĞERLERİNİ KAYBETMEDİ'

Üniter devlet yapısının bir karşı saldırıya muhatap kılındığını savunan Dervişoğlu, “Devletin yapısı tartışılmaktadır. Üniter devlet, kurduğumuz Cumhuriyet’in en önemli vasıflarından biridir. Tek millet, farklı köklerden gelinmiş olmasına rağmen başkasının pozisyonunu hiçbir şekilde incitmeden millet olma hüviyetini bize kazandırmıştır. Biz zaten Suriye’den, Irak’tan ayıran da odur, milli kimliğimizdir. Milli kimlik tehdit altında, üniter devlet tehdit altındadır. ‘Demokratik cumhuriyet istiyoruz’ da diyorlar. ‘Eşitlik istiyoruz’ diyorlar. Ama biri de çıkıp eşit olmadığımız alanı gösteremiyor. Milletvekili olunabiliyor, hangi kökenden olursanız olun cumhurbaşkanı olunabiliyor. Vali, kaymakam, genel müdür olunabiliyor. Böyle bir eşitlik denizinde yüzüyoruz. İstismar edilmemesi hâlinde istifade edilmesi mümkün hürriyetlere sahibiz. Ama Türkiye’nin üniter yapısını zaafa uğratabilecek federalizme ya da federasyona gitmeye vesile kılabilecek sözlerin meşrulaşmasına vesile olmuştur. En başında bu uyarıyı yaptım: Türkiye'nin değerlerini tartıştıracaksınız. Türkiye'nin değerleri tartışmaya açıldıktan sonra macun tüpten çıkar ve yapacak bir şey kalmaz derseniz ve Türk milleti çaresiz kalır diye düşünürseniz; ben Türk milleti henüz gitmemiştir, Türk milleti değerlerini zannettiğiniz kadar kaybetmemiştir, dolayısıyla Türk milleti dimdik ayaktadır diye karşı çıktım” dedi.

'HAİNLERİ SEVMEK MECBURİYETİNDE DEĞİLİM'

Dervişoğlu, “Önüme bu sorunu çözebilecek makul şeyler getirilsin ve bir ciddi tartışma masası açılsın; elbette ki bunun yanındayım ama Abdullah Öcalan’ın önderliğinde, onun taleplerini karşılayacak bir biçimde -ki bunun ciddi delilleri var. Komisyonu isteyen Abdullah Öcalan’dır. Bu yeni değildir. Önceden istemiştir. Statüyü isteyen Abdullah Öcalan’dır. Yeni değil, önceden istemiştir. Yasal düzenlemeler Abdullah Öcalan tarafından talep edilmiştir. Abdullah Öcalan’ın örgütünün siyasi uzantısı olan partinin de feveranlarından bu bellidir. Sürecin her tarafına Abdullah Öcalan’ı bir çözüm aktörü olarak dayatıyorlar. Ben bir katilin, yarattığı sorunları çözüyor diye alkışlanabileceği bir Türkiye hayali ile yetişmedim. Ben bu büyük milletin çok büyük sıkıntılar gördüğüne şahit oldum ve bu sıkıntıları da kendi azim ve kararıyla açtığını zaten tarih kaydetmiştir. Türkiye'de yaşayan hiç kimseyle benim hiçbir husumetim yok ama ben hainleri sevmek mecburiyetinde değilim, nokta.” diye ekledi.

'TÜRKİYE BÜTÜN BU BELALARA STRATEJİK DERİNLİK DİYEREK GİRDİ'

Türkiye’nin jeopolitiğinden kaynaklı dezavantajları olduğu gibi doğru yönetilmesi halinde dezavantajlarını avantaja çevirebilme kabiliyetinin de bulunduğunu söyleyen Dervişoğlu, “Bütün bunların gerçekleştirilebilmesi için Türkiye'nin öncelikle dış politika alanında ihtiyatı elden bırakmayan aktif bir politikaya ihtiyaç duyduğu gerçeğini kabulleneceksiniz. Kendinizi buralarda birtakım maceralara kaptırmayacaksınız. Türkiye bütün bu belalara stratejik derinlik diyerek girdi. Ondan sonra da İsrail’in içinde bulunduğu ve onun hedeflerini gerçekleştirmeye elverişli kılabilecek Büyük Ortadoğu Projesine dahil olarak girdi buraya. Hatta bu ülkeyi yönetenlerin Büyük Ortadoğu Projesi'nin eş başkanlığının büyüsüne kapıldığı dönemler ve süreçler yaşadık” dedi.

'BENİ TEK BİR KÜRT’LE DAHİ DÜŞMAN EDEMEZLER'

Dervişoğlu, “Beni tek bir Kürt’le bile düşman edemezler. Bu topraklarda yaşayan, kimliğine sahip, vatanını seven, bayrağını benimseyen hiç kimseyle bu memleketin hiçbir ferdini düşman edemeyecekler. En azından ben bütün bir ömrüm boyunca o düşmanlığı yaratanlarla mücadele edeceğim” şeklinde konuştu.

'ANAYASA, CUMHURBAŞKANI’NIN NAMUSUNA EMANETTİR'

Recep Tayyip Erdoğan’ın olası cumhurbaşkanlığı adaylığına değinen Dervişoğlu, “Anayasa iki kere seçebilirsin diyor. İki kere seçilebilirsin diyen bu Anayasa’ya rağmen mevcut cumhurbaşkanı üç defa seçilmiştir. Bu Anayasa sayın Cumhurbaşkanı’nın namusuna emanettir. İster arkasından dolansın ister gereğini yerine yapsın. Elâzığ’dan verdiğim en büyük mesaj da bu olsun” şeklinde konuştu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler