Ana içeriğe geç

Mide Yanmasını Hafife Almayın: Prof. Dr. Samet Yardımcı Reflü Hastalığına Karşı Uyardı

Toplumda en sık görülen sindirim sistemi rahatsızlıklarından biri olan reflü, yalnızca yemeklerden sonra hissedilen geçici bir mide yanması olarak değerlendirilmemeli. Uzmanlara göre uzun süre devam eden ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen reflü şikayetleri, tedavi edilmediği takdirde yemek borusunda kalıcı hasarlara yol açabiliyor. Özellikle kronik hale gelen vakalarda erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımı büyük önem taşıyor.

Mide Yanmasını Hafife Almayın: Prof. Dr. Samet Yardımcı Reflü Hastalığına Karşı Uyardı
Haber3
16

Türkiye'nin önde gelen gastroenteroloji ve gastrointestinal cerrahi uzmanlarından Prof. Dr. Samet Yardımcı, gastroözofageal reflü hastalığının günümüzde milyonlarca insanı etkileyen önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirterek, uzun süre devam eden belirtilerin mutlaka uzman değerlendirmesi gerektirdiğini ifade etti.

Yirmi yılı aşkın deneyime sahip olan Prof. Dr. Yardımcı, uluslararası geçerliliğe sahip IFSO ve SRC Master Surgeon sertifikalarıyla dikkat çekiyor. İstanbul'da yerli ve yabancı hastalarını kabul eden deneyimli uzman, sindirim sistemi hastalıkları ve ileri laparoskopik cerrahi alanındaki çalışmalarıyla uluslararası hastalar tarafından da tercih ediliyor.

Reflü Nedir?

Gastroözofageal reflü hastalığı, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması sonucu ortaya çıkan bir sindirim sistemi rahatsızlığıdır. Normal şartlarda mide ile yemek borusu arasında bulunan kapakçık sistemi, mide içeriğinin yukarı çıkmasını engeller. Ancak bu mekanizmanın bozulması durumunda mide asidi yemek borusuna ulaşarak çeşitli şikayetlere neden olabilir.

Uzmanlara göre günümüzde stres, düzensiz beslenme alışkanlıkları, obezite ve hareketsiz yaşam tarzı reflü görülme sıklığının artmasında önemli rol oynuyor.

Prof. Dr. Samet Yardımcı, reflünün yalnızca bir konfor sorunu olarak görülmemesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Birçok hasta mide yanmasını günlük yaşamın normal bir parçası olarak kabul ediyor. Ancak sık tekrarlayan reflü atakları zaman içerisinde yemek borusunda ciddi hasarlara neden olabilir. Bu nedenle belirtilerin uzun süre devam etmesi durumunda mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır.”

Reflü Belirtileri Nelerdir?

Reflü belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilse de bazı şikayetler hastalığın en önemli işaretleri arasında yer alıyor.

Göğüs arkasında yanma hissi, ağıza acı veya ekşi su gelmesi, geğirme, yutma güçlüğü, kronik öksürük, ses kısıklığı, boğazda takılma hissi ve ağız kokusu en sık görülen belirtiler arasında bulunuyor.

Bazı hastalarda ise reflü yalnızca mideyle ilgili şikayetlere neden olmuyor. Uzun süre devam eden boğaz problemleri, gece öksürükleri ve ses değişiklikleri de reflüye bağlı olarak gelişebiliyor.

Uzmanlar, özellikle haftada birkaç kez tekrarlayan mide yanmasının dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.

Tedavi Edilmeyen Reflü Ciddi Sorunlara Yol Açabiliyor

Reflü hastalığı uzun yıllar boyunca kontrol altına alınmadığında yemek borusunda kronik tahriş meydana gelebiliyor. Bu durum bazı hastalarda yemek borusu darlıkları, ülserler ve Barrett özofagusu gibi önemli sağlık sorunlarının gelişmesine neden olabiliyor.

Prof. Dr. Yardımcı, erken tanının önemine dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı:

“Reflü yalnızca mide yanmasından ibaret değildir. Uzun süre devam eden asit maruziyeti yemek borusunun yapısını değiştirebilir. Bu nedenle özellikle kronik şikayetleri bulunan hastaların detaylı değerlendirilmesi gerekir.”

Reflü Tedavisi Kişiye Özel Planlanıyor

Günümüzde reflü tedavisi hastalığın şiddetine, belirtilerin süresine ve hastanın yaşam kalitesine göre planlanıyor. İlk aşamada yaşam tarzı değişiklikleri ve beslenme düzenlemeleri öneriliyor.

Kilo kontrolü, sigaranın bırakılması, geç saatlerde yemek yenilmemesi ve reflüyü tetikleyen gıdalardan uzak durulması tedavinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Bunun yanında mide asidini kontrol altına alan ilaç tedavileri de birçok hastada başarılı sonuçlar sağlayabiliyor. Ancak bazı vakalarda ilaç tedavisine rağmen şikayetler devam edebiliyor.

“Her hastanın reflü nedeni farklı olabilir. Bu nedenle standart bir tedavi yaklaşımı yerine kişiye özel değerlendirme yapmak gerekir” diyen Prof. Dr. Samet Yardımcı, doğru teşhis ve düzenli takibin tedavi başarısındaki önemine dikkat çekiyor.

Reflü Ameliyatı Hangi Hastalara Uygulanıyor?

İlaç tedavisine rağmen şikayetleri devam eden, yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenen veya anatomik problemleri bulunan hastalarda reflü ameliyatı önemli bir seçenek olarak değerlendirilebiliyor.

Özellikle mide fıtığı ile birlikte görülen ileri derecedeki reflü vakalarında cerrahi yöntemler uzun vadeli çözüm sağlayabiliyor.

Günümüzde reflü ameliyatı çoğunlukla laparoskopik yani kapalı yöntemle gerçekleştiriliyor. Bu yöntem sayesinde hastalar daha küçük kesilerle ameliyat edilebiliyor ve iyileşme süreci daha konforlu hale geliyor.

Prof. Dr. Yardımcı, cerrahi tedavinin doğru hasta seçimiyle oldukça başarılı sonuçlar verdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Reflü ameliyatı her hasta için gerekli değildir. Ancak uygun hastalarda uygulandığında uzun yıllar boyunca devam eden şikayetlerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle detaylı değerlendirme sonrasında karar verilmesi gerekir.”

Modern Cerrahi Yöntemler Hastalara Konfor Sağlıyor

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte reflü cerrahisinde de önemli ilerlemeler yaşandı. Günümüzde laparoskopik yöntemler sayesinde operasyonlar daha hassas şekilde gerçekleştirilebiliyor.

Bu durum ameliyat sonrası ağrının azalmasına, hastanede kalış süresinin kısalmasına ve günlük yaşama daha hızlı dönüşe katkı sağlayabiliyor.

Uluslararası cerrahi standartlara uygun şekilde gerçekleştirilen operasyonlar, hasta güvenliği ve uzun dönem sonuçları açısından büyük önem taşıyor.

Advertorial

Kaynağa Git

İlgili Haberler