Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin hayatını kaybettiği trajik helikopter kazasına ilişkin yürütülen derinleştirilmiş soruşturmada tarihi gelişmeler yaşanıyor.
Ailenin avukatı Kemal Yavuz, olayın bir kaza değil, askeri jetlerin yarattığı türbülansla gerçekleştirilen "kasten düşürme" eylemi olduğuna dair çarpıcı teknik verileri kamuoyuyla paylaştı.
2014 yılında Erzurum Dumlu Radar Mevzi Komutanlığı'nda yapılan keşiflere göre, olay anında bölgede bulunan 3 askeri jetten 2'si kol uçuşuyla helikopterin etki mesafesine girdi. 24 bin fitten alçalan jetlerden birinin 560 knot, diğerinin ise helikopterin üzerinden 590 knot gibi devasa bir hızla geçerek ölümcül bir türbülans yarattığı ve enkaz bölgesinden ayrıldığı tespit edildi.

Diyarbakır'da İmha Edilen Radar Kayıtları
Olayın netleşmesi için kritik olan radar ve görüntü kayıtları büyük bir delil karartma şüphesini beraberinde getirdi. Avukat Yavuz'un açıklamasına göre; 2025 yılında Diyarbakır'daki ana jet üssünde yapılan keşifte, olay saatini kapsayan radar kayıtlarının bulunduğu hard diskin şüpheli bir şekilde imha edildiğine dair tutanaklara ulaşıldı.

İfadeye Çağrılmayan Pilotlar
Dosyada helikopterin etki mesafesine giren uçakların kimlikleri ve pilotları net olarak bilinmesine rağmen, bugüne kadar yalnızca iki pilotun ifadesine başvurulduğu, diğer pilotların ifadelerinin ise alınmadığı belirtildi.
Helikopteri Sivas'tan itibaren takip eden ve FETÖ içinde etkin bir figür olan Ali Armağan'ın eylemi yönettiği iddia ediliyor. Armağan'ın örgütün kilit isimlerinden Adil Öksüz ile doğrudan 152 kez telefon görüşmesi yaptığı saptandı.
Olayın FETÖ'nün Hava Kuvvetleri yapılanması tarafından, örgüt dışı unsurların da kullanılarak gerçekleştirildiği belirtilirken; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kararlı yürüttüğü mevcut operasyonlarda hedefe alınan 29 kişiden 19'unun tutuklandığı ve soruşturmanın çok daha etkin faillere uzanacağı vurgulandı.
"16 yıldır aynı şeyi söylüyoruz"
Yavuz, yıllardır dile getirdikleri iddiaların bugün elde edilen yeni verilerle desteklendiğini savunarak, "16 yıldır biz bunu söylüyoruz. Bu da bugün daha da netleşmiş oldu. Bu bizim açımızdan sevindirici bir haber. ‘Bu dosyada deliller varken bu hususlar neden gelişmiyor' diyecek olursanız, evet etkin bir irade gerekiyordu. Bu etkin iradeyi Adalet Bakanı Akın Gürlek, dosyayı Ankara'ya aldırmak suretiyle böyle bir irade bildirdi. Ve biz şundan memnunuz ki bu dosyaya bir devlet denetleme kurumu samimiyetle bakmıştı, suikast olabilir şüphesiyle bakmıştı. Bir de şimdi dosyayı inceleyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki yetkili savcı arkadaşların bakış açılarının bu yönde olduğunu sevinerek müşahede ediyoruz. Ama burada üzerinde durulması gereken şey sonrasında bir örgütlü yapı var. Bu örgütlü yapının talebiyle, programıyla bunların gerçekleştirdikleri, olayın öncesi hazırlıklar, olay yaşanması, olaydan sonra gerçekleştirdikleri eylemlerle biz bu yapının nedenli olay üzerinde hakimiyet kurduğunu çok net olarak görüyoruz. Çünkü İsmail konuşmaya başladıktan sonra bunlar delil karartma, delilleri yok etmek, canlı kimseye ulaşılmasını önlemek için arama kurtarmaya dönüştürdüler" diye konuştu.
İHA