Bu yıl 82. kez düzenlenen Venedik Film Festivali’nde, ilk gösterimini yapan bir film hem dakikalarca ayakta alkışlandı hem de birçok ülkenin gündemindeki politik çalkantılara dair yeni tartışmalar başlattı.
Sayıları her geçen gün artan otoriter politikacıların anti-demokratik müdahaleleri ve yalan haberlerle güçlenen iktidarları, post-truth çağında ne anlama geliyor? Mutlak iktidarların mutfağında neler oluyor, bize neler yapıyorlar da gelecekten ümidimizi kesmemizi sağlıyorlar?
Bu soruların yanıtı ve dünyanın dört bir yanında otoriter liderlerin düstur edindiği bazı yönetimsel taktikler, Venedik’te izleyicisiyle buluşan ve ülkemizde de vizyonda olan bir filmde detaylarıyla anlatılıyor: Olivier Assayas’ın Kremlin’in Büyücüsü’nde.
Kremlin’in Büyücüsü ne anlatıyor?
2022 yılında Fransız Akademisi Büyük Roman Ödülü’nün sahibi, Giuliano da Empoli’nin Kremlin’in Büyücüsü romanından uyarlanan film Venedik’te tam 11 dakika 42 saniye ayakta alkışlandı.
Britanya Film Enstitüsü’nün (BFI) yayınladığı Sight and Sound, Kremlin’in Büyücüsü filmi için “Totaliter bir propaganda devletinin işleyişini anlamak için zorunlu bir izleme” yorumunu yaptı. Zira romana ve filme konu olan gerçek hikaye, iktidarın karanlık mutfağına bugüne kadarki en yakın pencereyi açıyor.
Kremlin’in Büyücüsü, aslında Rusya’nın Sovyetler sonrası geçiş dönemini ve Putin’in “göreve getirilmesini” Batılı bir gözle anlatıyor. Roman gerçek kişilere ve olaylara dayanıyor. İlgi çekici baş karakterimizse Putin’in bugünkü Putin olmasını sağlayan kişilerden Vadim Baranov. Bu karakter Putin’in gerçek hayattaki siyasi başdanışmanı Vladislav Surkov’un kurgusal karşılığı.
Yazar Giuliano da Empoli’nin böyle kritik bir konumda olan gerçek birinin hikayesini yazma cesareti göstermesi boşa değil. Bir dönem Floransa’da kültürden sorumlu belediye başkanı yardımcılığı yapan Empoli, 2006-2008 yılları arasında da İtalya Başbakan Yardımcısı ve Kültür Bakanı Francesco Rutelli’nin kıdemli danışmanlığını yürütmüş. Belli ki kültür-sanat ve politika eksenindeki konumu onun bazı durumlara ve duyumlara tanık olmasını sağlamış.
Putin’in büyüsü
Vladislav Surkov önce avangard tiyatro yönetmenliği, sonra da TV yapımcılığı yapmış bir sanatçı. Çalıştığı kanalın patronu, yani Rusya’nın medya oligarklarından biri, onu Putin’in seçim kampanyasında çalışmaya davet ediyor.
O yıllar Yeltsin sonrası Rus siyasetini kendi çıkarlarına göre dizayn etmek isteyen oligarkların planı, basit bir memurun başa getirilmesini sağlamak. Bunun için en uygun adaylardan biri de Federal Güvenlik Servisi (FSB) direktörü Vladimir Putin. Bu noktadan sonra Vladislav Surkov, Putin için çalışmaya başlıyor ve tam 15 yıl ona siyasi danışmanlık yapıyor.