Bayram Hoca Suikastı çözülme aşamasında mı?
Bayram Ali Öztürk Hocaefendi 20 yıl önce (3 Eylül 2006) İsmailağa Camii'nde vaaz sonrası dua ederken bıçaklı bir saldırıyla şehid edilmişti.O dönem devlet içinde etkili olan FETÖ terör unsurları suikastın gerçek faillerini perdelemeyi başardılar. Medyadaki unsurlarıyla hâdiseyi kamuoyuna cemaat i...
Star Gazetesi
16
Bayram Ali Öztürk Hocaefendi 20 yıl önce (3 Eylül 2006) İsmailağa Camii'nde vaaz sonrası dua ederken bıçaklı bir saldırıyla şehid edilmişti.O dönem devlet içinde etkili olan FETÖ terör unsurları suikastın gerçek faillerini perdelemeyi başardılar. Medyadaki unsurlarıyla hâdiseyi kamuoyuna cemaat içi bir kavga olarak gösterdiler. Suikastı, kendilerine tehlike olarak gördükleri oluşumların üzerine yıkmaya da çalıştılar. Mâlûmunuz FETÖ bu konuda çok başarılıdır!Suikast sonrası yargıdaki FETÖ unsurlarının davayla nasıl ilgilendiklerini/ilgilenmediklerini, şehid Bayram Hoca'nın oğlu Mahmut Öztürk'ün yaşadıklarından aktarayım. Mahmut Öztürk savcılıktan aldığı dava dosyasında iki klasörün (1 ve 6 no'lu) eksik olduğunu görüyor. Hâdisenin araştırılması için görevlendirilen özel yetkili savcıya eksik klasörleri soran Öztürk'e savcı, işlerin yoğun olduğunu, dosyaya bakamadığını ve klasörlerin kayıp olmasının garip olduğunu söylüyor! 'Garip' Savcı klasörlerin kayıp olmasını 'garip' olduğunu söylemiş ama ondan daha da garip bir şey daha söylüyor, daha doğrusu soruyor: 'Baban Fatih Camii'nde mi öldürüldü?' Oğul Öztürk gayet nâzik cevaplamış: 'Hayır, İsmailağa Camii'nde!'Dosyayla ilgili olarak gariplikler bununla da bitmiyor. Suikastı gerçekleştiren Mustafa Erdal'ın telefon kayıtları o dönem hâlâ incelenmeyi bekliyordu.FETÖ'nün bu suikast üzerinden hesabı neydi? Bayram Ali Öztürk gibi dünyevî zaaf göstermeyen, dolayısıyla da teslim alınamayan ve dolayısıyla da kullanılmaya müsait olmayan bir şahsiyetin ortadan kaldırılması kimlerin işine yaradı? FETÖ uluslararası bir istihbarat aparatı olduğundan 'ihaleyi' kimlerden aldıklarını bulmak gerekiyor. Hâdiseyi sadece FETÖ'nün üzerine yıkma kolaylığına da girmek istemem. Lâkin o dönem devletin birçok kurumu onların elindeydi ve hâdiseleri istedikleri gibi yönlendiriyorlardı. Velev ki suikastı onlar planlamadı, peki neden suikast dosyasını sümen altı ettiler? Kayıp dosyalarda ne vardı, neden kendilerine sakladılar? Örgüt bundan ne menfaat elde etti? Bayram Hoca suikastının çözülmesini isteyenlerin yıllarca zihnini bu minvalde sorular meşgul ediyor. Açıkçası, 15 Temmuz sonrası devlet kadrolarında FETÖ terör unsurlarının büyük bir oranda temizlenmesiyle suikastın çözüleceğine dair umutlanmıştık ama yakın zamana kadar umudumuzu besleyecek bir hamle olmamıştı. 28 Şubat darbe davalarının yeniden ele alınmasını ve davaların mağdurlar lehine neticelenmesinde büyük bir rol oynayan hukukçu Hamza Uçan 3 yıl önce Bayram Hoca dosyasını ele aldı. Büyük bir aşama da kaydetti. Tam bu aşamada Adalet Bakanı Akın Gürlek'in de faili meçhul dosyaları tekrar açtırması bürokrasiyi de hareketlendirdi.Avukat Hamza Uçan, Radev isimli bu Rus pasaportlu şahsa dikkat çekiyor. Radev'in, Bayram Ali Öztürk Hoca'yı şehit eden Mustafa Erdal'ın mensubu olduğu derneğin önde gelen isimlerinden biriyle suikast sürecinde yoğun bir telefon trafiği var. Söz konusu kişinin pasaportu dışında hiçbir şeyi olmadığını da belirten Uçan şunları söylüyor: 'İlgili savcı, Radev isimli bu Rus pasaportlu şahsı davet ederek 'Sen bu adamla ne konuştun?' diye bir şey sormuyor. Radev isimli şahıs davet edilmiyor, bilgisine başvurulmuyor. Bu şahıs Levent'te. Cinayet pazar günü çok erken saatte işleniyor. İnsanların tatil günü olması sebebiyle 10 dakikalık bir mesafe söz konusu İsmailağa Camisi'yle. Biz Radev isimli şahsın cinayet anında camide olduğunu düşünüyoruz.'FETÖ'nün o dönem Rusya'nın tesir sahası olan bölgelerde de aktif olduğunu da ben ekleyeyim...
Kaynağa Git