Ana içeriğe geç

Değerlerimiz popülaritenin kurbanı olmasın

59. Houston Uluslararası Film Festivali’nde ‘Altın Remi’ ödülünü kazanan usta oyuncu Ayşen İnci, medyanın bilim ve sanat başarılarına sağır kalıp magazinleşmesine isyan etti. Aydınlık’a konuşan İnci, ‘Bir fenomenin dedikodusu günlerce manşet olurken yetenekli gençlerimiz görmezden geliniyor.’ dedi.

Değerlerimiz popülaritenin kurbanı olmasın
Aydınlık
16

Türkiye’nin yetiştirdiği kıymetli sanatçılardan Ayşen İnci, son dönemde üst üste aldığı uluslararası ödüllerle Türkiye’yi gururlandırmaya devam ediyor. Usta sanatçı, geçen günlerde sosyal medya hesabından yayınladığı bir videoya, “Sizin çok tanıdığınız ve çok sevdiğiniz bir oyuncu maalesef benim bir oyunumu engelledi.” diyerek başladı. İzleyicilerde magazinsel bir tartışma beklentisi yaratan bu girişin ardından İnci, aslında Houston ve Hindistan’da kazandığı uluslararası sinema ödüllerini duyurdu. Sanatçı, bu ironik ve sansasyonel girişi medyanın sadece dedikoduya prim vermesini eleştirmek için özellikle kurguladığını vurguladı.

“Sitemim sadece kendi adıma değil.” diyen Ayşen İnci, uluslararası başarılarını, reyting ve takipçi odaklı düzene yönelik eleştirilerini ve tiyatro sahnesinin değişmeyen ağırlığını Aydınlık’a anlattı.

- 59. Houston Uluslararası Film Festivali’nde ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ dalında Altın Remi (Gold Remi) ödülünü kazandınız. Öncesinde de Hindistan’dan gelen bir ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülünüz var. Bize biraz bu projelerinizden ve bu prestijli ödüllere uzanan serüvenden bahseder misiniz?

2023 yılında ‘Bana Maviyi Anlat’ filmiyle Hindistan International Film Festivali’nde, ‘Aile Meselesi’ filmiyle de 2026 Mayıs ayında 59. Houston International Film Festivali’nde Gold Remi, yani ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ ödülünü kazandım. Özellikle bu ödül şu açıdan çok önemliydi; Steven Spielberg, George Lucas, Coen Kardeşler, David Lynch, Robert Rodriguez, Randal Kleiser gibi sinemanın efsane isimleri zamanında bu festivalde yarışıp ödüller kazanmışlar. 130 filmin yarıştığı bu festivalde ödül kazanmak çok gurur vericiydi. Benim odak noktam hiçbir zaman ödüller değil, önce iyi bir oyuncu olmayı başarmaktı. Yine de emeğinizin fark edilmesi ve değer görmesi elbette çok güzel ve motive edici. Bugüne kadar oyuncu olarak pek çok ödüle sahip oldum ama yurt dışında kazandığım bu ödüller benim için büyük sürpriz ve mutluluk oldu.

‘DEDİKODULAR GÜNLERCE MANŞET OLUYOR’

- Yayınladığınız video çok ses getirdi. Sansasyonel bir girişle medyanın dikkatini çekip ardından asıl başarınızı duyurduğunuz bu ‘haklı sitem’, Türkiye’deki magazinleşme sorununu yüzümüze vurdu. Bir sanatçı olarak bu reyting odaklı düzende üretmeye çalışmak size neler hissettiriyor?

Maalesef böyle yanıltıcı bir mesaj verme gereği duydum. Tüm dünyada elbette popüler kültür çok güçlü. İşin magazin boyutunu yok sayamayız ama bunun yanı sıra sanatta, bilimde başarılara imza atmış pek çok değerimiz var. Sitemim sadece kendi adıma değil. Gencecik bir çocuğumuz piyano yarışmasında, diğeri matematikte, bir diğeri satrançta dünya birincisi oluyor ama medya tarafından hiç rağbet görmezken; bir fenomenin söylediği bir dedikodu günlerce manşetlerde, programlarda yer alıyor. Daha önce de söylediğim gibi her ne kadar popülarite için çalışmıyorsam da bu durum yüreğimi incitiyor ama yine de çalışmaya, üretmeye devam. Takdir eden, kıymetinizi bilen kişiler de var elbette. Onlar için, aslında önce kendim için, inandığım yolda ve biçimde kendime olan saygımı kaybetmeden üretmeye devam edeceğim.

Değerlerimiz popülaritenin kurbanı olmasın - Resim : 1

YETENEĞİ OLMAYAN FENOMENLER TERCİH EDİLİYOR

- Yıllarını tiyatroya ve sinemaya vermiş usta bir isim olarak, bugünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Popülerlik mi yoksa liyakat ve yetenek mi ön planda?

Maalesef pek çok konuda olduğu gibi bizim sektörde de liyakat ikinci plana itildi. Oyuncu seçimlerinde takipçi sayısının önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Takipçi sayısı çok olan iyi oyunculardan bahsetmiyorum elbette. Influencer, fenomen dediğimiz kişilerin, hele ki yetenekleri yoksa, okul mezunlarına, tiyatro oyuncularına, yetenekli kişilere tercih edilmelerini çok yanlış ve üzücü buluyorum. Bir kez bile kamera karşısına geçmemiş çok yetenekli tiyatro kökenli arkadaşlarım var. Onlara büyük haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Seyircinin de gerçek yeteneklerin değerini anlaması ve takdir etmesi konusunda medyaya büyük görev düşüyor. Bu bilinç özellikle gençler üzerinde yaratılırsa onlar da önce ünlü olmayı değil; kültürlü, donanımlı bir oyuncu olmayı hedeflerler.

‘ŞÖHRETİ DEĞİL İYİ BİR OYUNCU OLMAYI HEDEFLEYİN’

- Tiyatro sahnesinin veya nitelikli sinemanın talep ettiği o derin anlam arayışı ile bugünün hızla tüketilen şöhret kültürü arasında ciddi bir uçurum bulunuyor mu?

Biz oyuncular için her zaman er meydanı tiyatro olmuştur. Tiyatro sahnesinde ya da güzel bir sinema filminde oynamanın keyfi ve tatmini, hiçbir zaman dizi oyunculuğunda yakalanamıyor. Elbette biz oyuncular hangi mecrada olursa olsun elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışırız ama dizilerin zamanla yarışan çekim koşulları bizim arzu ettiğimiz performansları sergilememizi engelliyor. Buna karşın dizilerin oyuncuya sağladığı inkâr edilmez bir popülarite var ama bu çok kaypak bir alan. Eğer uzun bir süre ara verirseniz hemen unutulur, güzel günlerin anılarıyla baş başa kalırsınız. Bu yüzden talebelerime, “Şöhreti değil, iyi bir oyuncu olarak kalıcı olmayı hedefleyin ve tüm çabanız kendinizi geliştirmek olsun” diye öğütlüyorum.

- Son olarak okurlarımıza ne söylemek istersiniz?

Kişinin okudukları, dinledikleri, seyrettikleri, zevk ve tercihleri onun kartvizitidir. Parlak bir kartvizit de tercihlerde sıradanlık ve basitlikten değil, kaliteli seçimlerden oluşur.

Kaynağa Git

İlgili Haberler