ONUR TUNGUT / POSTA

48 YIL SONRA İLK KEZ
Galatasaray’ın 2000’de UEFA Kupası ile Süper Kupa’yı almasının ardından Euro 2000’de de milli takımımızın çeyrek final görmesiyle o döneme Türk futbolunun altın çağı dersek çok da yanılmayız. Bu sinerjiyle milli takımımız, 14 Kasım 2001’de Ali Sami Yen’deki Play-off maçının rövanşında Avusturya’yı 5-0 yenerek, 1954’te katıldığımız ilk ve tek turnuvanın ardından tam 48 yıl sonra Güney Kore ve Japonya’nın ev sahibi olduğu Dünya Kupası’na gitme hakkı kazandık.


BİZ GELİYORUZ
O güne kadar uzaktan izlediğimiz Dünya Kupası’nda artık biz de vardık. A Milli Futbol Takımımız, Brezilya, Kosta Rika ve Çin’in olduğu C Grubuna düştü. Açıkçası güzel bir kura olduğunu söylemek lazım. Öylesine özel bir sinerji oluştu ki Tarkan’ın milli takımımız için yaptığı ‘Bir Oluruz Yolunda’ isimli marş, reklam filmleri ve niceleriyle daha kupaya gitmeden çok büyük bir heyecana tanıklık ediyordu Türkiye. Turnuva Uzak Doğu’da olduğu için saat farkından dolayı maçlar sabah oynanıyor ve milyonlar, 90 dakikalığına işini bırakıp ekrana kilitleniyordu.

GRUBU İKİNCİ TAMAMLADIK
3 Haziran 2002’de milli takımımız, Ronaldo, Rivaldo, Ronaldinho’lu Brezilya ile karşı karşıya geldi. Kupanın favorisine karşı çok iyi başladık ve 45+2’de Hasan Şaş’ın attığı jeneriklik golle millilerimiz 1-0 öne geçti. Koskoca Brezilya, karşımızda şoke olmuştu. İkinci yarı Ronaldo, skora denge getirdi. Dakika 86’ya geldiğinde ise yanlı bir kararla hakem penaltı noktasını gösterip Alpay’ı kırmızı kartla oyundan attı. Rivaldo skoru 2-1 yaptı. Ardından Hakan Ünsal’ın korner atmaya hazırlanan Rivaldo’ya sertçe gönderdiği top dizine gelmesine rağmen Brezilyalı yıldız, yüzünü tutup kendine yere attı. Rivaldo’nun tiyatrosunu sadece biz değil tüm dünya da izledi. Ve 9 kişi tamamladığımız ilk maçı, 2-1 kaybettik. İkinci maçta Kosta Rika ile 1-1 berabere kaldık ve kader maçında Çin’i 3-0 yenerek Brezilya’nın ardından gruptan ikinci olarak çıkmayı başardık. Son 16 turunda rakip, ev sahibi Japonya’ydı. 18 Haziran’daki maçta, 12. dakikada Ergün Penbe’nin attığı tek golle Japonya’yı rahat geçtik.

NE VURUŞ AMA!
Bizim için artık Dünya Kupası resmen rüyaya dönüşmeye başlamıştı. Çeyrek finaldeki rakibimiz, Euro 2000’in şampiyonu Fransa’yı Dünya Kupası’nın açılış maçında yenen ve bizim gibi bir rüyanın içinde olan fizik gücü oldukça yüksek Senegal’di. 22 Haziran’daki maçın 90 dakikası 0-0 bitmiş ve maç uzatmalara gitmişti. Ve altın gol uygulaması vardı. Kural basitti, yani uzatmalarda golü atan kazanacaktı. Millilerimiz, uzatmalara fırtına gibi başladı. 94’te Ümit Davala’nın sağ kanattan yaptığı ortaya İlhan Mansız, kalitesine yakışır şekilde vurup topu ağlarla buluşturdu.
GALİPTİR BU YOLDA MAĞLUP
Senegal’i elemiştik artık adım adım finale gidiyorduk. Ancak karşımıza yine bildiğimiz rakip Brezilya çıktı. Rüştü’nün kariyerindeki en özel performanslardan birine imza attığı maçta maalesef Ronaldo’nun tek golü tüm hayallerimizi yıktı. Bunu özellikle belirtmek isterim ki, maçın bitiş düdüğüyle birlikte Brezilyalı futbolcular ve Luiz Felipe Scolari önderliğindeki Brezilya teknik heyetinin sevinç gösterileri bizden ne kadar çekindiklerini anlatan kare olarak hafızalarımıza kazındı.
ÜÇÜNCÜLÜK BİZİM OLDU
Ama boynumuzu bükmemize gerek yoktu. Dünya Kupası’nda üçüncülük maçına çıkacaktık. Bir diğer ev sahibi Güney Kore ile 29 Haziran’da karşılaştık. Adeta tarihe tanıklık ediyorduk; maçın 11’inci saniyesinde 1-0 öne geçtik. Bu gol tüm Dünya Kupaları boyunca ‘En Erken Gol’ olarak tarihe geçti. 9’da skora denge geldi. Ardından 13 ve 32’de İlhan Mansız’ın attığı iki golle 3-1 üstünlüğü yakaladık. 90+3’te Güney Kore’nin attığı golle maç 3-2 tamamlandı. Ve millilerimiz, Dünya Kupası’nda üçüncü oldu. Rüyanın ötesinde bir şey yaşıyorduk. 2002 Dünya Kupası, artık alamasak da bizim kupamız olmuştu. Ve tam 24 yıl sonra bir kez daha Dünya Kupası sahnesindeyiz. Belki bu sefer sonu kupayla biter. Neden olmasın… Unutmadan; bizi turnuvada iki kez yenen Brezilya, kupada oynadığı müthiş futbolunu finaldeki Almanya galibiyetiyle taçlandırarak sonuna kadar hak ettiği Dünya Kupası’nın sahibi oldu.
YARIN; ÜÇ AÇILIŞ TEK STAT : AZTECA