Ana içeriğe geç

EMEP'ten Suruç Katliamı açıklaması: Katliam aydınlatılsın, tüm sorumlulardan hesap sorulsun!

Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, Suruç Katliamı’nın yıldönümünde yaptığı açıklamada, katliamın aydınlatılmasını ve sorumlulardan hesap sorulmasını talep ederek, tüm emek ve demokrasi güçlerine adalet mücadelesini büyütme çağrısı yaptı.

EMEP'ten Suruç Katliamı açıklaması: Katliam aydınlatılsın, tüm sorumlulardan hesap sorulsun!
Evrensel
16

Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan 33 kişi hayatını kaybettiği, 100’ü aşkın kişinin yaralandığı Suruç Katliamı’nın 11’inci yıldönümü ile ilgili yazıla bar açıklama yaptı. Aslan tüm emek ve demokrasi güçlerine adalet mücadelesini büyütme çağrısı yaptı.

“11 yıldır adalet sağlanmadı”

Urfa'nın Suruç ilçesindeki Amara Kültür Merkezi'nde SGDF üyesi gençlerin Kobani'deki çocuklara oyuncak götürmek için basın açıklaması yaptığı sırada IŞİD tarafından düzenlenen canlı bomba saldırısının üzerinden tam 11 yıl geçtiğini hatırlatan Aslan; “33 kişi hayatını kaybettiği, 100’ü aşkın kişinin yaralandığı katliamın üzerinden geçen sürede adalet sağlanmadığı gibi katliamın faillerine yol verenler de açığa çıkarılmadı” dedi.

“Yargılama ikisi firari, 3 sanıkla sınırlı tutuldu”

Katliam sonrası başlatılan soruşturma sürecinin kısıtlılık kararı eşliğinde 2 yıl sürdüğüne işaret eden Aslan; “Soruşturma sonucu ortaya çıkan iddianame, katliamı aydınlatmak bir yana çarpık bir gerçeklik inşa etme çabasının ürünü olarak tarihe not düşüldü. Yargılama ikisi firari, 3 sanıkla sınırlı tutuldu. Canlı bombalar başta olmak üzere Suriye sınırında IŞİD’lilerin askerlerle yaptıkları görüşmeler ve pazarlıklar bilinmesine rağmen ilişkiler açığa çıkarılmadı. Katliam gününe ait kamera kayıtlarını kimin ya da kimlerin sildiği soruşturulmadı. Dosyanın firari sanıklarından İlhamı Balı, hakkında arama kaydı olduğu dönemde devlet hastanesinde tedavi edilmesine rağmen yakalanmadı. Katliamdan birkaç gün önce canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün adını emniyet sisteminde sorgulatan polislerin bilgilerine başvurulmadı. Adıyamanlı ailelerin, çocukları ya da yakınları olan IŞİD militanları hakkında yaptıkları ve 2012’ye kadar giden ihbarlar dikkate alınmadı. Suriye’deki kamplarda ve cezaevinde oldukları bilinen firari sanıklar İlhami Balı ve Deniz Büyükçelebi’nin Türkiye’ye iadesi için hiçbir girişimde bulunulmadı” dedi.

11 yıldır ailelerin ve demokrasi güçlerinin, soruşturma ve yargılama aşamasında açığa çıkan tüm bu bilgiler doğrultusunda gerçek adaletin tesis edilmesi için mücadele ederken emniyet ve yargının, faillerin ilişkide olduğu diğer başka isimlerin ve devlet bağlantılarının ortaya çıkmaması için özel bir direnç sergilediğini vurgulayan Aslan şunları söyledi; “Bu direnci ortaya çıkan bilgiler ışığında Suruç avukatlarının 2024’te yaptıkları suç duyurusu sonrası başlatılan soruşturma sürecinde görmek de mümkün. Zira savcılık yine soruşturma için gizlilik kararı verdi, 2 yıldır süreç sonuçlanmadığı gibi ailelere ve avukatlara süreçle ilgili tek cümle bilgi verilmedi.”

“Türkiye siyasi tarihinin en karanlık dönemlerinden biri”

İki seçim takvimine denk düşen 7 Haziran-1 Kasım 2015 tarihleri arasının, Türkiye siyasi tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olduğunun altını çizen Aslan; “AKP’nin tek başına iktidar olma çoğunluğunu ilk kez yitirdiği 7 Haziran seçimlerinden iki gün önce Diyarbakır’daki HDP mitingine dönük bombalı saldırı ile başlayan zincirleme katliamlar döneminin ikinci halkası idi Suruç Katliamı. Suruç’un ardından gerekli adımların atılmaması Türkiye tarihinin en büyük katliamlarından biri olan 10 Ekim’in önünü açtı. AKP 10 Ekim’den bir kaç hafta sonra gidilen seçimlerde yeniden tek başına iktidar olma çoğunluğunu elde etti. 10 Ekim Katliamı sonrası “Anket yaptırdık, oylarımız yükseliyor” diyen dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, AKP’den kopuşunun ardından “Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok kişi insan içerisine çıkamaz” demişti, ancak Suruç ve 10 Ekim ailelerinin ısrarlı çağrılarına rağmen bildiklerini açıklamak yerine siyasi pazarlık aracı olarak kullandı” dedi.

“Gerçekler açığa çıkarılıp gerçek adalet sağlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz”

Suruç, 10 Ekim ve Diyarbakır katliamlarının en alttaki emniyet görevlilerinden dönemin hükümet yetkililerine uzanan sıralı bir sorumluluğa işaret ettiğini vurgulayan Aslan; “Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul dosyaların yeniden açılacağını ve ucu kime çıkarsa çıksın sonuna kadar gidileceğini açıklarken; Suruç başta olmak üzere IŞİD’in gerçekleştirdiği katliamlarda adı ve rolü belli kamu görevlileri ve siyasiler açısından tek bir adım atılmaması samimiyetsizliğin göstergesidir. Bu katliamların aydınlatılması sadece katliamlarda yaşamını yitirenlerin yakınları açısından değil; demokratik bir ülke mücadelesi açısından da önem taşımaktadır.

Suruç’ta yaşamını yitirenleri katliamın yıl dönümü vesilesiyle bir kez daha anarken; Suruç’ta, Ankara’da, Diyarbakır’da gerçekleştirilen katliamlara ilişkin tüm gerçekler açığa çıkarılıp gerçek adalet sağlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi yeniden ifade ediyoruz. Tüm emek ve demokrasi güçlerini de adalet mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı

Kaynağa Git

İlgili Haberler