Millilerimizin de bulunduğu D Grubu’nun açılış maçında ABD-Paraguay mücadelesi, umulandan çok farklıydı. İki takım da büyük sürpriz yaptı: ABD beklenenden daha iyi, Paraguay ise daha kötü görünerek.
Peki rakiplerimizden neler öğrendik, nelere dikkat etmemiz gerekir?
ABD’nin atletizmi
Futbola ‘soccer’ diyen ABD’yi genellikle küçümseriz. Global güçlerine oranla bir türlü dünya futbolunda var olamazlar. Ancak ilk maç, bunun bu kupa için epey yanıltıcı olduğunu gösterir gibiydi.
Mauricio Pochettino yönetiminde yeni bir hüviyete kavuşmaya çalışan ABD, maça müthiş bir baskıyla başladı. Paraguay’a adeta top yüzü göstermedi. Erken gol de bu baskıyı artırmalarına yardımcı oldu. Bunun yanında fazlasıyla hareketli bir takım düzenine sahipler. Özellikle bekler her an her yerden çıkabiliyor. Onlara Malik Tillman ve Weston McKennie gibi topsuz koşuları ile dikkat dağıtabilecek iki oyuncu da eklenince hücum presini gayet akıllı ve etkili yapan bir takım çıktı karşımıza.
Ferdi-Kenan uyumuyla ABD’nin sağ kulvarını açabiliriz
Hücumda Paraguay’ın da oyunu orta blokta kilitleme çabasıyla birlikte rakip yarı alana kolayca yerleştiler, sabırla pas yaptılar. Ancak bunu hücum varyasyonlarına yansıtamadılar. Bu, milli takımımız için yararlanabileceği bir zafiyet olabilir. ABD’nin hücumları ağırlıkla -doğal olarak- en büyük yıldızları olan Christian Pulisic’in kanadından geldi. Ona sol çizgiden destek veren Antonee Robinson’ın etkili bindirmeleri, yıldız oyuncuyu daha da rahatlattı. Ancak aynı verimi sağ kanatta işletemediler.
Sergino Dest temposuyla fark yarattı belki ama topla ilişkisinde pek de etkili olamadığını gösterdi. Kenan’ın son maça yetişme ihtimalini de göz önünde bulundurursak Ferdi-Kenan uyumuyla ABD’nin sağ kulvarını açabiliriz. Sol tarafta ise kanat-bek ikilisinden iyi bir savunma performansı almamız gerekiyor. Pulisic’i Zeki veya Mert ile birebir bırakmak bizi büyük sıkıntıya sokar.
Oyunu rakip yarı alana yıkan ABD’nin savunma hattı da doğal olarak orta çizgiye yaslandı. Kaptanları Tim Ream ve Chris Richards, isabetli paslarıyla takımlarını ileri taşıdılar. Richards’ın attığı 83 pasın tamamı isabetliydi. Bu da 1966’dan bu yana bir Dünya Kupası maçında yüzde 100 isabetle yapılan en yüksek pas sayısına ulaştığını işaret ediyor bize.
Paraguay, bize referans olabilecek bir baskı yapamadı ABD’ye. Ancak attıkları golde ev sahibi takımın defansındaki yerleşim sıkıntısı ufak bir ışık verebilir. Doğru ve sert bir ön alan baskısı, savunmalarını dağıtabilir. Ancak paslaşmada çok hızlı ve direkt olmalarına dikkat etmemiz gerek. Önde pres yapacağız derken bir anda orta sahada boşluk verebiliriz. Ara paslara ve tek toplara karşı gözümüz muhakkak açık olmalı. Bu noktada Montella'nın fiziki direnci yüksek bir orta üçlü seçmesi şaşırtıcı olmayacaktır.
Hakan’ın bağlantı gücü, Ferdi’nin direnci, Uğurcan’ın ayak tekniği
ABD'nin iki gol kaydeden santrforu Folarin Balogun, alan bulduğunda epey süratli ve hareketli bir isim. Öte yandan Merih ve Abdülkerim çok hızlı stoperler değil. Balogun’un presine Tillman, McKennie, Pulisic ve hatta zaman zaman Dest’in de katıldığı bir ön alan baskısı altında ezilmek, bizim için felaket senaryosu olur. Burada güvenmemiz gereken nokta Hakan’ın bağlantı gücü, Ferdi’nin direnci ve kalecimiz Uğurcan’ın ayak tekniği olacak. Paraguay’ın çokça denediği ancak hiç sonuç alamadığı uzun topları Uğurcan daha iyi atabilir, bu da bizi olası bir baskıdan kurtarır.
Bir de tempo meselesi var. ABD, ilk yarının tamamında oldukça yüksek bir tempoda oynadı. Hatta skoru almalarına rağmen ikinci yarı da bunu belli ölçüde sürdürdüler. Biz bu tempoya ne kadar ayak uydurabiliriz? Acaba oyunu yavaşlatmak, ABD’yi soğutmak bir çözüm olabilir mi? Maçın son 20 dakikasında orta alanın da iyice tenhalaştığını göz önünde tutarsak, sanki zaman zaman bu yavaşlatma eylemine başvurmamız gerekecek.
Paraguay’ın çaresizliği
Paraguay, ABD karşısında pek ayakta duramadı. 4-4-2 düzeninde orta blokta sağlam durarak kontra atak yapmayı denediler. Daha doğrusu, bunu düşündüler gibi daha ziyade. Tüm uzun topları yüksek boylu ABD savunmasından döndü. Yerden oyun kurmak için de ne zamana ne de imkana sahip olabildiler. Güçsüz görüntüleri bizim için bir avantaj sayılabilir belki ama şöyle temel bir problemimiz var: Paraguay, milli takımımızın karşısında bir tamam/devam maçına çıkacak. Bu kadar güçsüz bir görüntü vermeyeceklerdir. Bizim de kapalı savunmaları açmakta ne kadar mahir olduğumuz şüpheli. Ancak yine de önemli fırsatlarımız var.
Paraguay, geride kalabalık olmasına rağmen özellikle göbekten büyük açıklar verdi. ABD’de hat kıran pasların büyük bölümü başarıya ulaştı. Nitekim ikinci ve üçüncü gol de bu yolla geldi. Bizim de bu ince işleri yapabilecek Arda Güler gibi bir yıldızımız var. Ancak eğer orta alanda Orkun ile bir düzen kuracaksak, Arda’ya sahte 9 oynamaktan başka bir yer kalmıyor. Bu durumda Arda o ara paslası iki açığımıza ve bir ihtimal Ferdi’ye atabilir. Başka bir seçeneğimiz yok. Bu, Montella’nın içinden çıkması gereken bir ikilem. Ancak buna gerek de kalmayabilir zira kaliteli bir baskıda Paraguay’ın nasıl dağıldığına yakından şahitlik ettik. Barış Alper’in bitmez tükenmez kondisyonu, burada kritik öneme sahip.
Yapmamız gereken tek şey, baş döndürücü bir hızda hücum etmek
Savunmada baskı görecek miyiz, orası meçhul. Ancak hava toplarını karşılamada ABD kadar uzun bir geri hatta sahip değiliz. Burada belirleyici unsur, karşılanan ve havuza düşen topları nasıl değerlendireceğimiz olacak. Yani, İsmail’in topu ne kadar hızlı kapacağı ve Hakan’ın takımımızı savunmadan nasıl çıkaracağı. Bunu başardıktan sonra yapmamız gereken tek şey, baş döndürücü bir hızda hücum etmek. Birbirine alışmış takımımızın da bunu yapabileceğini düşünmek herhalde yanlış olmaz.
Paraguay’ın oyununa şaşıranlar, bunu genellikle Güney Amerika elemelerinde az gol yemeleriyle ve Arjantin, Brezilya, Uruguay gibi devleri yenmeleriyle açıkladılar. Oysa gözden kaçan bir nokta vardı: Güney Amerika’nın düşük temposu. Düşük tempolu bir oyunda geride defans yapmak kolaydır. Savunma hamleleri ağır ancak kesin olur. Ancak dünyanın temposu başka.
Paraguay’ı yenebilmenin şifresi bu etmenlerde saklı
ABD, Pochettino’nun özellikle İngiltere’de gösterdiği yüksek tempolu baskısıyla Paraguay’ı adeta şoka soktu. Atletizmi yüksek bir takıma karşı derinde savunma yapmak, hele de ağır tempoya alışkın bir takımsanız büyük sorunlar yaratır. Tıpkı Paraguay’ın başına gelenler gibi.
Bizim yapmamız gereken, ABD’nin oyununu iyice okumak. Doğru ve tempolu pres, hızlı bir pas oyunu, hareketli kanatlar… Paraguay’ı yenebilmenin şifresi bu etmenlerde saklı. En azından ABD’nin bize gösterdiği bu oldu.