İsviçre’de Diyanet Vakfı’nın davetiyle düzenlenen Kültür Festivali, bu yıl yalnızca bir sanat etkinliğine değil; iki ülkenin kültürel mirasını aynı eserlerde buluşturan anlamlı bir projeye ev sahipliği yaptı. DOKUSA Dokuma Kültür Sanat Araştırma Derneği’nin Kurucu Başkanı ve Haliç Üniversitesi akademisyeni Hacere Orhan’ın koordinasyonunda gerçekleştirilen programa Prof. Münevver Üçer, Kaya Üçer, Mahir Ergüven Erkul, Derya Şahin ve Şüheda Gloor katıldı. Festival için hazırlanan eserlerde, İsviçre’nin simgelerinden olan Edelweiss çiçeği, geleneksel İsviçre evleriyle birlikte işlendi. Bu kompozisyon, Türkiye’nin zarafetini simgeleyen lale motifi ile tarihî camilerin siluetleriyle aynı tabloda buluşturuldu. Ortaya çıkan eserler yalnızca estetik bir çalışma değil; iki ülkenin kültürel değerlerinin, tarihinin ve ortak insani bağlarının sanat diliyle anlatıldığı birer kültürel dostluk mesajı oldu. Festival ziyaretçileri, tabloların taşıdığı bu sembolik anlamı ilgiyle takip ederken, sanatçılar eserlerin hikâyelerini birebir anlatarak kültürler arasında güçlü bir gönül köprüsü kurdu.

Program kapsamında açılan sergiler ve canlı sanat uygulamaları büyük ilgi gördü. Yağlı boya tablolar ise açık artırmayla sanatseverlerle buluştu. Elde edilen gelir, DOKUSA Dokuma Kültür Sanat Araştırma Derneği’nin gelecekte kurmayı hedeflediği mesleki sanat okulları ve gençlerin eğitim projelerine destek amacıyla bağışlandı. Festival sonunda organizasyon yetkilileri, DOKUSA ekibinin ortaya koyduğu çalışmaların büyük beğeni topladığını belirterek kış döneminde düzenlenecek yeni kültür programı için yeniden davet etmeyi planladıklarını ifade etti.
Kurucu Başkan Hacere Orhan, etkinliği şu sözlerle değerlendirdi:
“Biz sadece eser üretmedik; iki ülkenin kültürünü aynı tuvalde buluşturduk. Edelweiss ile lalenin, İsviçre evleriyle tarihî camilerimizin aynı kompozisyonda yer alması; dostluğun, ortak değerlerin ve kültürel saygının sanat yoluyla anlatılmasıdır. DOKUSA olarak hedefimiz, kültürümüzü yalnızca korumak değil; onu dünyanın farklı ülkelerinde sanat aracılığıyla yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmaktır.” İsviçre’de gerçekleştirilen bu anlamlı organizasyon, Türkiye ile İsviçre arasında kültür ve sanat alanındaki dostluk bağlarını güçlendiren önemli bir adım olarak hafızalarda yer aldı.




