Ana içeriğe geç

BofA verileriyle küresel tablo: Piyasalar gelişen ülke faizlerini yanlış mı fiyatlıyor?

Gelişmekte olan ekonomilerin para politikası döngüleri, küresel piyasaların swap ve tahvil fiyatlamalarında sistemik bir sapma yaratıyor. Bank of America (BofA) verileri ışığında yapılan makro analizler, swap eğrilerinden türetilen faiz patikasının merkez bankalarının likidite adımlarıyla uyuşmadığını gösteriyor. Uzayan sıkılaşma vadelerinin, artan makro risk primlerinin ve zamansız girilen carry trade pozisyonlarının maliyetleri yukarı yönlü baskıladığı görülüyor. Bu durum, kısa vadeli gevşeme senaryolarına karşı temkinli bir duruş sergilenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

BofA verileriyle küresel tablo: Piyasalar gelişen ülke faizlerini yanlış mı fiyatlıyor?
Ekonomim.com
16

BofA kantitatif analizi, küresel portföy yöneticilerinin gelişen piyasa getiri eğrilerine dair matematiksel projeksiyonlarının makroekonomik gerçeklerle tam olarak uyuşmadığına işaret ediyor. Tarihsel verilerle yapılan simülasyonlarda saptanan kronik fiyatlama anomalileri, sermaye piyasalarında adil forward değerlemelerin yapılmasını zorlaştırıyor. Borçlanma maliyetlerinin ve politika faizlerinin nötr seviyelerin üzerinde kalacağına dair sinyaller ise sıcak para hareketlerini yeni risk yönetimi stratejilerine zorluyor.

Geriye dönük fiyatlama modellerini bozan üç temel yapısal faktör

Küresel borçlanma piyasalarında, gelişmekte olan piyasa varlıklarına yönelik fiyatlanan zımni faiz beklentileri ile gerçekleşen makroekonomik çıktı değerleri arasında uzun süredir ciddi bir uçurum bulunuyor. Fon yöneticilerinin ve piyasa yapıcıların fiyatlama algoritmalarında gözden kaçırdığı bazı temel yapısal dinamikler, tahvil değerleme mekanizmasını doğrudan sabote ediyor. BofA tarafından yayımlanan ampirik incelemeler, tahvil piyasalarındaki mevcut gevşeme fiyatlamalarının çok erken ve aşırı iyimser bir iskontoyla satın alındığını kanıtlıyor.

Bu fiyatlama anomalisinin arkasındaki ilk neden, söz konusu ekonomilerdeki sıkılaşma ya da gevşeme döngülerinin tarihsel olarak çok uzun bir zamana yayılmasıdır. Vade yapısı uzadıktan sonra, uzak tenörlere yönelik tasarlanan ekonometrik modellerin tahmin isabeti zayıflıyor. İkinci olarak, takvim ilerledikçe biriken makroekonomik belirsizlikler nedeniyle getiri eğrilerinde daha yüksek bir vade primi talebi doğuyor. Son olarak, merkez bankaları henüz resmi bir gevşeme hamlesi yapmadan aylar önce başlayan önden yüklemeli fiyatlama dalgası, süreç uzadıkça negatif taşımacılık maliyeti yaratarak portföylere zarar yazıyor. Sabırsız piyasa konumlanması, gerçekleşen para politikası patikasıyla ters düşen bir finansal zemin hazırlıyor.

Coğrafi entegrasyon farkları ve yüksek faiz konjonktürünün devamı

Ülkelerin küresel finans sistemine olan entegrasyon seviyesi ve sermaye hesaplarının konvertibilite derecesi, getiri eğrisi tahminlerindeki başarı şansını doğrudan etkiliyor. Sermaye hareketlerinin serbest olduğu ve likidite derinliği yüksek olan Latin Amerika ülkeleri ile EEMEA kuşağında faiz döngüleri çok daha oynak ve uzun soluklu yaşanıyor. BofA raporunda paylaşılan tarihsel testlerde, özellikle Brezilya gibi piyasalarda döngülerin uzunluğu nedeniyle getiri eğrisi sapmalarının zirve yaptığı görülüyor. Buna karşın, yerel müdahalelerin ve sermaye kontrollerinin yoğun şekilde sürdüğü Asya coğrafyasında ise forward fiyatlama doğruluğu dip seviyelere geriliyor.

Mevcut küresel enflasyonist baskılar ve merkez bankalarının şahin duruşları, kısa vadeli faiz indirimlerini desteklemiyor. Kısa vadeli gevşeme adımlarına uzun pozisyon almaktan ziyade, sıkı para politikasının devam edeceğine yönelik kısa pozisyon almak rasyonel bir hedging stratejisi olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla küresel ölçekte ortaya çıkan ortak çıkarımlarda da vurgulandığı üzere, borçlanma maliyetlerinin ve politika faizlerinin tahmin edilenden daha uzun süre zirvede korunacağı gerçeğini hesaba katmak gerekiyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler