Ana içeriğe geç

Adalet arayışının sessiz tanıkları ilk kez anlatıyor: "Ada’nın Kırık Terazisi" raflarda

Sevim Kahraman’ın Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan yeni kitabı "Ada’nın Kırık Terazisi", İBB operasyonu ve tutukluluk süreçlerinin görünmeyen yüzünü, cezaevi kapılarında bekleyen ailelerin tanıklıkları üzerinden toplumsal hafızaya kazıyor.

Adalet arayışının sessiz tanıkları ilk kez anlatıyor: "Ada’nın Kırık Terazisi" raflarda
Yeniçağ
16

Siyasal gerilimler, tutuklamalar ve uzun yargı süreçleri üzerine bugüne kadar çok şey söylendi; ancak bu kez söz, yaşananların en ağır yükünü omuzlayan ailelerde. Sevim Kahraman, Kırmızı Kedi Yayınevi etiketiyle yayımlanan yeni çalışması "Ada'nın Kırık Terazisi - Aile Dayanışma Ağı'nın Adalet Mücadelesi" ile adalet arayışının, direncin ve insan hikâyelerinin belgesel niteliğindeki fotoğrafını çekiyor. Yazar, tüm geliri Aile Dayanışma Ağı’na (ADA) bağışlanacak bu eserle, mahkeme salonlarının ötesine geçerek cezaevi kapılarındaki sessiz direnişi görünür kılıyor.

MAHKEME SALONLARINDAN CEZAEVİ KAPILARINA UZANAN HAT

Kitap, Aile Dayanışma Ağı çatısı altında bir araya gelen isimlerin ilk kez paylaştığı tanıklıklardan oluşuyor. Çalışmanın merkezinde; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in kızı ve avukatı Seraf Özer, Murat Ongun’un eşi Gözdem Ongun, Buğra Gökce’nin eşi Filiz Kahveci Gökce, Aykut Aydoğdu’nun eşi Tuba Torun Erdoğdu, Cem Akyüz’ün annesi Seher Akyüz, Elif Atayman’ın oğlu Efe Çakır ve Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe’nin eşi Gözde Bahçetepe yer alıyor. Farklı hayat kulvarlarından gelen bu isimler, "Hukuk mücadelesi aileleri nasıl dönüştürüyor?" sorusunun etrafında kenetleniyor.

ON DAKİKALIK TELEFONLAR VE GÖRÜŞ GÜNLERİNİN AĞIRLIĞI

Sıradan bir röportaj kitabının çok ötesine geçen bu yapıtta; açık ve kapalı görüş günlerinin psikolojik atmosferi, çocuklara yaşananları anlatmanın zorluğu, 10 dakikalık telefon konuşmalarına sığdırılmaya çalışılan hayatlar ve eşlerin omuzlarına binen ağır sorumluluklar tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor. Eserde, Dilek Kaya İmamoğlu da eşinin tutuklanmasının ardından çocuklarıyla birlikte sürdürdüğü yaşam mücadelesini ve ADA çatısı altında bir araya gelerek "yalnız olmadığını hissetmenin" verdiği gücü detaylarıyla aktarıyor.

ZİNDANDAKİ PARÇAMIZ VE BİRLİKTE DURMANIN GÜCÜ

Kitabın önsözünde kendi kişisel tanıklığına da yer veren Sevim Kahraman, eşi gazeteci-yazar Merdan Yanardağ’ın Silivri’deki tutukluluk sürecine ve TELE1 kanalına el konulmasıyla halkın haber alma hakkının engellenmesine dikkat çekiyor. Bakış açısını geniş bir toplumsal çerçeveye oturtan Kahraman, "Bir parçamız, yüreğimiz orada: Silivri zindanında... Nefes almak yaşamak sanılıyor, o nefesi de zor alıyoruz. Ancak bir kurtarıcı beklemek boş hayal; halkın kurtarıcısı yine kaderine boyun eğmeyen halk olacak" diyerek umudun ve dayanışmanın altını çiziyor.

SÖZLÜ TARİH VE TOPLUMSAL HAFIZA KAYNAĞI

Akademik ve edebi birikimini belgesel anlatım ve sözlü tarih yöntemiyle birleştiren yazar, güncel bir kronoloji sunmanın ötesine geçerek dönemin toplumsal hafızasını kayıt altına alıyor. Kitabın ismindeki "kırık terazi" metaforu, şaşmış bir adalet mekanizması karşısında birbirine tutunarak direnen ailelerin umut mücadelesini simgeliyor. Eser, okurları tek bir hayati soruyla baş başa bırakıyor: Adalet arayışı yalnızca mahkeme salonlarında mı verilir, yoksa cezaevi kapılarında bekleyenlerin sessiz direnişinde mi şekillenir?

Kaynağa Git

İlgili Haberler