Merhaba
Otoriter rejimlerin ve açgözlü maden şirketlerinin literatürde pek geçmeyen ortak bir özelliği var: Yaz tatillerini sevmiyorlar.
Temmuz başladı, sıcak ense pişiriyor, ama gündem zırnık yavaşlamıyor. İBB davasının karga tulumba tamamlanmaya çalışılan ilk celsesinde çıkan olaylar, NATO zirvesine hazırlanan Ankara’nın suni fiyakasını bozar mı bilinmez. Ama komedyen Deniz Göktaş’ın, tam da Sivas’ın yıldönümünde tatil dönüşü apar topar gözaltına alınması, biraz bozabilir.
Üstelik yedi yıl sonra bir zamanlar savunulan Kaz Dağları’na bu kez yerli bir maden şirketi musallat oldu.
Dahası da var: Soğuk bir bardak su alın, başlıyoruz.
Deniz Göktaş’ın cazibesinin sırrı
Pek çekici biri sayılmaz. Orta Anadolulu, orta sınıf bir ailenin ODTÜ’lü zeki çocuğu. Ürkekmiş de. Peki Deniz Göktaş neden bu kadar sevildi? Zehra Çelenk’e göre, insanlar onu yalnızca kendi adlarına söylenemeyeni söylediği için değil, kendi hayatlarını ilk kez bu kadar sahici, gösterişsiz ve zekice anlatılmış hâliyle gördükleri için seviyor.
AK Parti’nin Sakarya kampında neler oldu?
Bugünlerde bir AK Parti vekili olmak, inanmakta güçlük çekeceksiniz ama çok zor. Bir yandan Sakarya’daki son kamptan aldığınız halkla bütünleşme talimatı, bir yanda gerçekler. Nitekim Ankara muhabirimizin gözlemine göre Erdoğan’ın enerjisi yerindeymiş; lakin partisi artık onunla aynı frekansta buluşamıyormuş. Neden mi? Fayn Ankara muhabiri kamptan arda kalanları derledi.
“Adamına göre” dezenformasyon
Derken bir de Tamar Tanrıyar diye biri çıktı. AK Parti’nin Sakarya kampında yeterince cesur birkaç partilinin kapalı sohbetinin konusu olduğu kesin. Tanrıyar’ın Turkuvaz Grubu’na salladığı parmak kesilmedi, şöyle bir okşandı. Fayn bugüne kadar aynı suçlamaya maruz kalan diğer gazetecilere ne olduğunu ve Tamar Tanrıyar meselesinin arka planını derledi.