Dava, SSK'da 6 bin 730 gün, Emekli Sandığı'nda 450 gün ve Bağ-Kur'da 2 bin 92 gün hizmeti bulunan bir sigortalının emeklilik başvurusunun ardından açıldı. Sigortalı, SSK şartlarına göre emeklilik hakkı kazanmasına rağmen SGK tarafından Bağ-Kur hizmetleri de dikkate alınarak daha ağır koşullarla emekli edilmeye çalışıldığını belirterek yargıya başvurdu.
İş Mahkemesi, sigortalının hizmet birleştirmesine zorlanamayacağına karar vererek davacının SSK ve Emekli Sandığı hizmetleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı onadı.
Dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ise mahkemenin talep sınırlarını aştığı gerekçesiyle kararı bozdu. Ancak yerel mahkeme, dava dilekçesinin bütünü incelendiğinde davacının Bağ-Kur hizmetlerinin dışarıda bırakılmasını istediğinin açık olduğunu belirterek kararında direndi.
Türkiye Gazetesi'nden İsa Karakaş'ın yazısına göre, son sözü söyleyen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yerel mahkemenin direnme kararını haklı buldu. Kurul, dava dilekçesinin tamamı değerlendirildiğinde sigortalının yalnızca Bağ-Kur hizmetlerinin birleştirilmesini istemediğinin anlaşıldığını, mahkemenin talebi aşmadığını vurguladı.
Kararla birlikte, farklı sigorta kollarında hizmeti bulunan kişilerin emeklilik hesabında hangi hizmetlerin dikkate alınacağı konusunda iradelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği yönünde önemli bir içtihat ortaya çıktı. Bu kararın, benzer durumda bulunan çok sayıda sigortalının emeklilik süreçlerinde emsal olarak gösterilmesi bekleniyor.
Odatv.com