Ana içeriğe geç

Ahbap soruşturması... Başkan Erdoğan: Devlete çekilen operasyonlar ortaya çıkıyor

Başkan Erdoğan 2. İletişim Şurası'nda konuşuyor. Ahbap Derneği soruşturmasını işaret eden Başkan Erdoğan, "Ortaya dökülen bilgi ve belgeler 6 Şubat depremleri sürecinde devlete ve millete hangi operasyonların çekildiğini hepimize çok net biçimde gösteriyor" ifadelerini kullandı.

Ahbap soruşturması... Başkan Erdoğan: Devlete çekilen operasyonlar ortaya çıkıyor
Akşam
16

Başkan Erdoğan 2. İletişim Şurası'nda açıklamalarda bulunuyor.

Başkan Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

İletişim Başkanlığımızı, Sayın Başkan ve ekibini; aynı şekilde kurumumuzda geçmiş dönemde görev yapan tüm yöneticilerimizi bu anlamlı program vesilesiyle tebrik ediyorum.

İki gün sürecek şûramıza bilgileriyle, tecrübeleriyle, görüş ve önerileriyle katkı sunacak kurum ve kuruluşlarımıza, üniversitelerimize, yönetici ve hocalarımıza şimdiden ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum.

İletişim Şûramızın ilki bundan 23 yıl önce, 2003 senesinde yapılmış; internetin yaygınlaşmasına paralel olarak medyanın yeniden yapılandığı bir dönemde verimli tartışmalara zemin oluşturmuştu.

Esasında uzun süredir sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirecek, değişen şartlar karşısında iletişim ekosistemine yeni bir ufuk çizecek kapsamlı bir toplantıya ihtiyaç duyuluyordu.

Bu anlayışla geçen sene şûranın hazırlık çalışmalarını başlattık. Bir buçuk yıllık süre zarfında gerek çalıştaylarla gerekse diğer etkinliklerle, yoğun bir mesai takvimi dâhilinde çalışmaları tekâmül ettirdik.

Kamu kurumlarımız, üniversitelerimiz, medya ve sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektörümüz; kısacası iletişim camiasının aktörlerinin tamamı bu süreçte aktif roller üstlendi.

Her biri alanında uzman 425 kıymetli isim, 16 ayrı çalışma grubunda büyük bir özveriyle çalışarak güncel meselelere yeni ve etkili çözüm önerileri getirdi.

Kamu diplomasisinden yapay zekâya, dezenformasyonla mücadeleden afet ve kriz iletişimine, haber üretiminden iletişim hukukuna ve dijital platformlara kadar iletişim alanındaki alt başlıkların tamamının ele alındığı bu oturumları son derece kıymetli bulduğumu burada vurgulamak istiyorum.

Özgün ve yenilikçi fikirleriyle şûranın içeriğini zenginleştiren, ufkumuzu ve muhayyilemizi genişleten genç kardeşlerime bilhassa şükranlarımı sunuyorum.

Şûranın gerek zengin katılımcı profili gerekse güçlü muhtevası itibarıyla, eksikliğini çokça hissettiğimiz bir alanda önemli bir boşluğu dolduracağına yürekten inanıyorum.

Ortak aklın ürünü olan buradaki tespitler, raporlar, tebliğler ve yarın yayımlanacak sonuç bildirgesi; öyle ümit ediyorum ki Türkiye'nin gelecek vizyonunu şekillendirecek, ülkemizin ulusal ve uluslararası iletişim kapasitesini inşallah daha da güçlendirecektir.

Öncelikle bir hususun altını çizmek isterim. İletişim bilimlerinde sıkça atıf yapılan şu sözü herhalde en iyi sizler biliyorsunuz: "Araç, mesajın kendisidir."

Bakınız, bugün bilgiye erişimin hiç olmadığı kadar hızlandığı, kolaylaştığı ve yaygınlaştığı dinamik bir dönemin içindeyiz.

Uydu ve haberleşme teknolojilerinde neredeyse her gün yeni bir gelişme, yeni bir ilerleme kaydediliyor.

Dünyanın bir ucunda meydana gelen herhangi bir hadise, dakikalar hatta saniyeler içerisinde milyarlarca insana ulaşıyor.

Yeni medya araçları ve dijital platformlar, bilginin üretim ve ulaşım hızını çok önemli ölçüde artırmış durumda.

Eskiden saatlerimizi, günlerimizi, haftalarımızı alan işler artık yalnızca dakikalar içerisinde, tek bir tuş veya komutla halledilebiliyor.

Özellikle yapay zekâ modellerinin devreye girmesiyle eğitimden medyaya, ulaşımdan ticarete, sağlıktan tarıma her alanda bu teknolojilerin sağladığı avantajlardan azami surette istifade ediyoruz.

Fakat bu, az önce ifade ettiğim araç ve mesaj bahsi tam da burada giderek büyüyen bir tehlikeyi ortaya çıkarıyor.

Merkezinde bilgi ve enformasyonun yer aldığı bu teknolojiler, aynı zamanda bizim düşünme ve olayları ele alma biçimlerimizi de etkiliyor.

Bilhassa sosyal medya mecraları, hangi konunun üzerinde ne kadar duracağımızı, meseleye nereden ve nasıl yaklaşacağımızı, çoğu zaman hangi tepkilerin verileceğini ciddi oranda belirlemektedir.

Hatta bunlar sadece bugünü değil, geçmişi de tahrif etmekte; muhayyel bir tarih, cansız, ruhsuz, derinliksiz bir kimlik inşa etmektedir.

Dolayısıyla bu yeni vasat, bireysel plandan toplumsal ölçeğe, psikolojik ve sosyolojik tesirleriyle hem değerlerimizi hem de kültürümüzü tahrip etme riski taşımaktadır.

Sizlerin de çok iyi bildiği gibi günümüzde olgu ve algı arasındaki makas giderek açılırken, kitleler algoritma faşizmi denilen bir cendereye sıkıştırılmaya çalışılıyor.

Bu süreçte en fazla zarar gören kavram ise hiç şüphesiz hakikat oluyor.

Oysa iletişimin temel amacı, doğru ve güvenilir bilgiyi muhatabına en kısa yoldan ve en kısa sürede ulaştırmaktır.

Dezenformasyon ve manipülasyonun büyük ölçüde yer aldığı yeni iletişim ortamı, bilgiyi güç olmaktan çıkarıp ona yeni bir elbise giydirerek güçsüzlüğün kaynağı hâline getiriyor.

Şimdi bakınız değerli dostlarım; biz bu acı gerçekle özellikle Covid-19 salgını, orman yangınları ve 6 Şubat depremlerinde çok yakından yüzleştik.

O süreçte hem içeriden hem de dışarıdan çok yoğun iletişim saldırısına muhatap olduk.

Yalan haberlerden provokasyonlara, karalama kampanyalarından beşinci kol faaliyetleri ve algı oyunlarına uzanan geniş bir alanda son derece sinsi operasyonlarla karşılaştık.

Milletimizin iyi niyeti açıkça istismar edildi. Resmî kurumlarımız iftiralarla töhmet altında bırakıldı.

Halkımızı paniğe sürüklemeye dönük tezviratlar üretildi.

Haftalar boyunca canları pahasına sahada görev yapan personelimizin emeği, mücadelesi ve fedakârlıkları yok sayıldı.

Sırf hükümeti yıpratmak, siyasi iradeye zarar vermek adına her türlü ahlaksızlık sergilenerek devlet ile millet karşı karşıya getirilmeye çalışıldı.

Yine bu süreçte sosyal medya fenomeni, sanatçısı, oyuncusu, gazetecisi ve siyasetçisiyle çok farklı kesimlerin yıpratma savaşına müdahil olduğunu, adeta aynı merkezden düğmeye basılmışçasına topa girdiğini gördük.

Devlet olarak bir taraftan tüm imkânlarımızla afetzedelerimizin yardımına koşarken, diğer taraftan da bu çevrelerce köpürtülen dezenformasyonla mücadele etmek zorunda kaldık.

Son haftalarda ortaya dökülen bilgi ve belgeler, 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremleri sürecinde neler yaşandığını, hangi oyunların çevrildiğini, devlete ve millete hangi operasyonların çekildiğini gözler önüne seriyor.

Deprem bölgesine ayak basmamış terbiye yoksunu tiplerin nasıl hariçten gazel okuduklarını hep birlikte görüyoruz.

Kaynağa Git

İlgili Haberler