YENER KARADENİZ / İSTANBUL
İlk kez haziran ayında EKONOMİ Gazetesi'nin gündeme getirdiği ABD’nin Section 301 soruşturması sonuçlandı. ABD Başkanı Donald Trump'ın 23 Temmuz'da imzaladığı nihai kararnameyle Türkiye'ye yüzde 12,5 ilave gümrük vergisi uygulanması kesinleşirken, Türk tekstil ve hazır giyim sektörü açısından daha kritik bir gelişme de ortaya çıktı. Nihai kararda Bangladeş, Kamboçya, Endonezya ve Malezya'ya vergisiz tarife kontenjanı tanınırken, Hindistan ise yüzde 10’luk dilimde kaldı. Türkiye her iki kapsamın dışında bırakıldı. 25 Temmuz itibari ile uygulanmaya başlanacak yeni dönem ile birlikte Türk ihracatçıları ABD pazarında hem ek vergi yüküyle karşı karşıya kalacak hem de en önemli rakiplerine tanınan avantajdan yararlanamayacak. Ancak nihai kararın en dikkat çekici yönü, yalnızca ilave vergi değil, tekstil ve hazır giyim sektörüne yönelik özel düzenleme oldu.
Taslak metindeki beklenti değişti
Soruşturmanın haziran ayında yayımlanan taslak kararında tekstil ve hazır giyim ürünleri için bazı ülkelere tarife kontenjanı oluşturulabileceği belirtilmişti. Bu nedenle sektör, Türkiye'nin de bu kapsama alınabileceği beklentisini taşıyordu. 23 Temmuz'da yayımlanan nihai Başkanlık Memorandumu ise bu beklentiyi boşa çıkardı. Kararda tarife kontenjanından yararlanacak ülkeler tek tek sayıldı. Buna göre yalnızca Bangladeş, Kamboçya, Endonezya ve Malezya için tekstil ve hazır giyim ürünlerinde tarife kontenjanı oluşturulacak. Bu ülkeler belirlenen kota kapsamında ABD'ye gerçekleştirecekleri ihracatta Section 301 vergisi ödemeyecek. Kota aşıldığında ise ilgili ülke için belirlenen ilave tarife uygulanacak. Türkiye ise bu mekanizmanın tamamen dışında bırakıldı.
Türk ihracatçısı doğrudan vergi ödeyecek
Kararın ardından Türkiye'den ABD'ye gönderilecek tekstil ve hazır giyim ürünleri için herhangi bir kota ya da vergisiz ihracat imkanı bulunmayacak. Türk üreticileri ABD'ye gönderdikleri ürünlerde doğrudan yüzde 12,5 ilave Section 301 vergisiyle karşı karşıya kalacak. Bu durum özellikle ABD’de aynı alıcı gruplarına satış yapan Bangladeş, Endonezya, Kamboçya ve Malezya gibi ülkelerin belirli bir ihracat hacmine kadar vergisiz satış yapabilecek olması nedeniyle rekabet koşullarını Türkiye aleyhine değiştirebilecek. USTR, 60 ekonomi hakkında yürüttüğü soruşturmada ülkeleri üç farklı kategoriye ayırdı. Birinci grupta zorla çalıştırma ürünlerinin ithalatını etkin şekilde engellediği değerlendirilen ülkeler yer alırken bunlara yüzde 10 oranında ilave vergi uygulanmasına karar verildi. İkinci grupta ABD ile farklı ticaret düzenlemelerine sahip bazı ekonomiler bulunuyor. Türkiye ise üçüncü grupta yer aldı. Bu gruptaki ülkelere yüzde 12,5 oranında ilave Section 301 vergisi uygulanacak. ABD yönetimi, Türkiye'nin zorla çalıştırılarak üretilen malların ithalatını yasaklayan veya bunu etkin biçimde uygulayan yeterli bir sisteme sahip olmadığı sonucuna vardı. ABD Ticaret Temsilciliği (USTR), temmuz ayındaki nihai tarife sürecinde bin 600'den fazla yazılı görüş aldığını ve 100'ün üzerinde tanığı dinlediğini açıklarken, kamuya açık kayıtlarda Türkiye'nin ilave vergiye karşı resmi bir yazılı savunma sunduğuna veya duruşmalarda resmi temsilciyle görüş bildirdiğine ilişkin herhangi bir kayıt yer almadı. USTR yalnızca 45'ten fazla ülke hükümetiyle istişare yapıldığını belirtirken, bu temasların ülke bazındaki ayrıntılarını açıklamadı.
Hazır giyimde dengeler değişebilir
Türkiye son yıllarda Avrupa pazarındaki daralma nedeniyle ABD’yi alternatif ihracat pazarı olarak öne çıkarmaya çalışıyordu. Türk hazır giyim üreticileri kısa teslim süreleri, kaliteli üretim kabiliyeti ve esnek koleksiyon hazırlama avantajlarıyla özellikle orta ve üst segment markalara tedarik sağlıyor. Ancak yüzde 12,5'lik ilave vergi, fiyat rekabetinin belirleyici olduğu siparişlerde Türk üreticilerinin elini zayıflatabilir. Buna karşılık Bangladeş ve Kamboçya gibi düşük maliyetli üretim merkezlerinin hem işçilik avantajına sahip olması hem de belirli ihracat hacmine kadar ilave vergiden muaf tutulması, alıcıların sipariş tercihlerini bu ülkelere kaydırabilecek önemli bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Son üç yıldır yüksek maliyetler nedeniyle üretimin bir bölümünü Mısır'a kaydıran Türk hazır giyim firmaları açısından da karar yeni bir değerlendirme süreci yaratabilir.
Sektör şimdi uygulama detaylarını bekliyor
Karar yürürlüğe girmiş olsa da uygulamanın teknik ayrıntıları henüz tamamlanmış değil. USTR'nin hangi ürünlerin istisna kapsamında değerlendirileceğine, tarife kontenjanlarının hangi ürünleri kapsayacağına ve kota miktarlarına ilişkin Federal Register düzenlemelerini yayımlaması bekleniyor. Ayrıca Başkanlık Memorandumu, USTR'ye tarifeleri, muafiyetleri ve tarife kontenjanlarını ilerleyen dönemde değiştirme veya kaldırma yetkisi de veriyor. Bu nedenle sektör temsilcileri, uygulamanın nihai etkisinin yayımlanacak ikincil düzenlemelerle netleşeceğini değerlendiriyor. ABD, Türkiye'nin hazır giyim ve tekstil ihracatında Avrupa Birliği'nin ardından en önemli yüksek katma değerli pazarlardan biri konumunda bulunuyor. Sadece hazır giyimde 100 milyar doların üzerinde ithalat ile dünyada en büyük ikinci pazar olan ABD, özellikle teknik tekstiller, denim, örme giyim, ev tekstili ve markalı üretimde Türk firmalarının son yıllarda bu pazardaki payını artırmaya yönelik önemli yatırımlar yaptığı biliniyor. Bu nedenle Section 301 kararı, yalnızca yüzde 12,5'lik ilave vergi anlamına gelmiyor. Türkiye'nin küresel tedarik zincirindeki rekabet pozisyonunu da yeniden şekillendirebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Özellikle Bangladeş, Kamboçya, Endonezya ve Malezya'ya sağlanan tarife kontenjanı avantajı dikkate alındığında, ABD pazarında sipariş rekabetinin önümüzdeki dönemde daha da sertleşmesi bekleniyor.