Coğrafi konumu nedeniyle dünyanın en hareketli sismik bölgelerinden biri üzerinde bulunan Filipinler, deprem ve tropikal fırtınalarla sık sık karşı karşıya kalıyor. Pasifik Deprem Kuşağı üzerinde yer alan ülkede gün içinde çok sayıda küçük ölçekli sarsıntı meydana gelirken, bunların büyük bölümü hissedilmiyor. Yakın tarihin en yıkıcı doğal afetlerinden biri olarak gösterilen 1990 Luzon Depremi ise ülkede geniş çaplı hasara yol açtı. Özellikle 1991 yılında Pinatubo Yanardağı'nın patlaması, ülke tarihinin en büyük volkanik felaketlerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Zengin jeotermal kaynaklarını değerlendiren ülke, bugün dünyanın en büyük jeotermal enerji üreticileri arasında üst sıralarda bulunuyor. Öte yandan okyanus etkisi nedeniyle yıl boyunca tayfunlar ve yoğun yağışlar da ülkenin karşılaştığı başlıca doğal olaylar arasında gösteriliyor.
Filipinler, tropikal güzellikleriyle dikkat çekiyor. Volkanik dağların çevrelediği adalar, geniş yağmur ormanları ve eşsiz kıyı manzaralarıyla öne çıkarken, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Puerto Princesa Yeraltı Nehri Milli Parkı ülkenin en önemli doğal zenginliklerinden biri olarak kabul ediliyor.
Filipin mutfağı, Asya ile Avrupa mutfaklarının izlerini bir araya getiren zengin yapısıyla öne çıkıyor. Çin, Malay, Hint, İspanyol ve Amerikan mutfaklarından etkiler taşıyan ülke mutfağında sarımsak, soğan ve zencefil hemen her yemekte kendine yer buluyor.
Pirinç, Filipin sofralarının vazgeçilmezleri arasında yer alırken, noodle benzeri "pansit" farklı et ve sebzelerle hazırlanan en sevilen lezzetlerden biri olarak biliniyor.
Yer fıstığı sosuyla servis edilen öküz kuyruğu yemeği "kare-kare", uzun süre pişirilen tavuk etiyle hazırlanan "adobo" ve marine edilmiş bifteğin pirinç ile sunulduğu "tapa", ülke mutfağının öne çıkan yemekleri arasında bulunuyor.




