Yapay zeka kariyer basamaklarının ilkini ortadan kaldırırsa geleceğin liderleri nasıl yetişecek? Herkes birkaç yapay zeka aracı kullanarak girişimci olabilir mi? Yoksa asıl rekabet şimdi mi başlıyor?
Boğaziçi Ventures Yönetim Kurulu Danışmanı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Teknolojide Girişimcilik ve İnovasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Çağla Gül Şenkardeş ile yapay zekanın iş hayatında ve girişimcilik dünyasında değiştirdiği dengeleri konuştuk.
Yatırımların neden hızla yapay zekaya yöneldiğini, gençleri bekleyen yeni kariyer düzenini, kadın girişimciler için açılan fırsat penceresini ve insanın teknolojiye devretmemesi gereken kararları ele aldık.
Yapay zeka artık yalnızca kullandığımız bir teknoloji değil; çalışma biçimimizi, ekonomiyi, eğitimi ve insan ilişkilerini aynı anda dönüştürüyor. Sizce bu dönüşümün henüz yeterince fark etmediğimiz en büyük toplumsal sonucu ne olacak?
Bence sanki bugün yapay zekayı konuşurken hala büyük ölçüde üretkenlik üzerinden düşünüyoruz. Yapay zekayı “bizden daha hızlı yazıyor, daha hızlı kod geliştiriyor, daha iyi analiz yapıyor” diye konuşuyor, kimliklendiriyoruz. Oysa tarih bize gösteriyor ki büyük teknolojik dönüşümler hiçbir zaman yalnızca verimlilik üretmedi, aynı zamanda toplumun düşünme biçimini, yaşama biçimini de değiştirdi. Sanayi Devrimleri kas gücünü dönüştürdü. İnternet bilgiye erişimi dönüştürdü. Yapay zeka da sanırım karar verme süreçlerini dönüştürüyor. İşte bence yeterince konuşmadığımız en önemli değişim burada.
İnsanlık tarih boyunca bilgiyi topladı, analiz etti ve sonunda karar verdi. Şimdi ilk kez bu zincirin analiz kısmı büyük ölçüde makinelere devrediliyor. Bu yaklaşımla geleceğe bakarsak sanırım çok yakın gelecekte insanlar bilgiye ulaşmaktan çok, yapay zeka araçlarının önerileri arasında seçim yapan aktörlere dönüşebilir.
Bu yalnızca çalışma hayatını değil; demokrasiyi, hukuku, eğitimi, aile ilişkilerini ve hatta bireysel kimlik oluşumunu da etkileyecek. Çünkü insanı insan yapan yalnızca bilgi sahibi olması değil elbette, muhakeme yapabilmesi, değerler arasında seçim yapabilmesi ve yaptığı tercihin sorumluluğunu üstlenebilmesidir.
Ben önümüzdeki dönemin en kritik sorunlarından birisinin insanların karar verme becerilerini koruyabilmesi farkındalığında olması olacağını düşünüyorum.
Bu nedenle eğitim sistemlerinin artık bilgi ezberleten kurumlar olmaktan çıkıp muhakeme, etik değerlendirme, eleştirel düşünme ve problem tanımlama becerilerini geliştiren kurumlara dönüşmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Çünkü gelecekte en kıymetli insan, en fazla bilgiye sahip olan değil, doğru soruyu sorabilen ve inatla bilgiye teslim olmadan azimle eleştirel bakış açısını koruyabilen insan olacak.
OECD'nin 2026 raporuna göre 2025 yılında dünyadaki girişim sermayesi yatırımlarının yüzde 61'i yapay zeka şirketlerine gitti. Bu oran 2022'de yüzde 30'du. Bir yatırımcı gözüyle baktığınızda gerçek bir teknolojik devrim mi yaşıyoruz, yoksa yapay zekada bir yatırım balonu mu oluşuyor?
Kısa cevabım şu olurdu: İkisi aynı anda yaşanıyor. Gerçekten tarihsel ölçekte büyük bir teknolojik devrimin içindeyiz. Aynı zamanda bu devrim etrafında oluşan ciddi bir yatırım coşkusu da var.
Bunlar birbirini dışlayan kavramlar değil. İnternetin yaygınlaştığı dönem, dot.com döneminde de benzeri yaşanmış. Dot.com balonu patlamış ama internet yaygınlaşmaya devam etmişti. Ve hatta sanırım bugün dünyanın en büyük şirketleri listesindeki birçok şirkette dönüşümün içinden çıkanlar.
Yapay zekada da benzer bir süreç yaşayacağımızı düşünüyorum. Hatta yaşamaya başladık bile. Bugün yatırımcılar aslında yalnızca şirketlere yatırım yapmıyor, geleceğin altyapısına yatırım yapıyor.
Çünkü yapay zeka artık 2-3 sene öncesi gibi tek başına bir sektör ya da yatırım dikeyi değil. Finans, sağlık, tarım, eğitim, ve hatta etki girişimlerinin içinde var. Yani internet gibi, elektrik gibi yatay bir teknolojiye dönüşüyor. Bu nedenle yatırım hacminin artması şaşırtıcı değil. Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Bugün piyasada gerçekten yapay zeka altyapıları geliştiren şirketlerle, yalnızca sunumlarına "AI" ekleyerek yatırım almaya çalışan girişimler aynı sepete konulmamalı. Önümüzdeki birkaç yıl içinde bu ayrım çok daha netleşecek. Yatırımcılar çoktan "bu problem gerçekten yapay zeka gerektiriyor mu ki?" sorusunu sormaya, sorgulamaya başladı bile. Bugün tabanına aldığı teknolojiden bağımsız bence en değerli girişimler problem çözenler ve gelecekte de böyle olacak.

PwC'nin 2026 Küresel Yapay Zeka ve İşler Barometresi'ne göre, yapay zekadan en fazla etkilenen başlangıç pozisyonlarında liderlik ve stratejik karar alma gibi kıdemli becerilerin aranma ihtimali yedi kat daha yüksek. Gençler başlangıç işlerini yapmadan deneyim kazanmayı nasıl öğrenecek? Yapay zeka kariyer basamaklarının ilkini ortadan mı kaldırıyor?
Ben akademisyen olduğum için gençlerle, geleceğin ve bugünün genç iş insanları ile çok iç içeyim. Ve bu sorduğunuz soru gerçekten önümüzdeki on yılın en önemli çalışma hayatı sorularından biri.
Çünkü bugüne kadar kariyer dediğimiz şey basamaklı ilerleyen bir yapıydı. Basit, rutin işlerle başlayıp, analiz etmek öğrenilir, ardından ekip yönetilirdi. En sonunda stratejik kararlar alınacak bir basamak gelirdi. Ama bugün artık yapay zekâ bu ilk basamakların önemli bir kısmını otomatikleştiriyor. Bu da doğal olarak şu soruyu ortaya çıkarıyor: Liderler yetişecek ama nasıl yetişecek?
Bence burada üniversitelerin ve şirketlerin birlikte yeniden tasarlanmış öğrenme modellerine ihtiyacı var. Gençlere artık yalnızca okulda bilgi, kurumda stajyer görevleri vermek yeterli olmayacak. Onlara gerçek problemler vermek gerekecek. Çünkü yapay zeka rapor da yazabiliyor, sunum da hazırlayabiliyor, kod da yazabiliyor ama belirsizlik içinde karar almayı bence hala insanlardan öğreniyor.
Yani bence iş dünyasında giriş seviyesi roller tamamen ortadan kalkmayacak ama içerikleri değişecek. Bu nedenle artık deneyim yılı değil, öğrenme çevikliği en önemli kariyer göstergesi olacak.
Yapay zeka artık yalnızca sorularımıza cevap vermiyor; bizim adımıza araştırma yapan, alışveriş gerçekleştiren ve karar alabilen ajanlara dönüşüyor. İnsanlar hangi kararları yapay zekaya bırakabilir, hangilerini hiçbir koşulda teknolojiye devretmemeli?
Herkes buna kendi karar verecek Ben, kendi bakış açımdan, toplum araştırmaları yapan bir mühendis olarak bunu üç katmanlı düşünüyorum. Birinci katmanda optimizasyon var. En uygun uçak biletini bulmak, vergi hesaplamak, veri analiz etmek vb. vb.. Burada yapay zeka insandan çok daha başarılı olabilir. İkinci katmanda tercih yönetimi var. Hangi kitabı okuyayım? Hangi yatırım fonunu inceleyeyim? Hangi üniversiteleri karşılaştırayım? Bu katmada ise yapay zeka güçlü bir danışman olabilir ama son söz yine insanda kalmalıdır. Üçüncü katman ise değer temelli kararların olduğu katman. Kiminle evleneceğiniz, çocuğunuzun eğitiminin detayları, adaylardan birini işe almak üzere seçmek, bir hastanın yaşamını etkileyecek etik kararlar almak gibi. Burada teknolojinin yalnız bırakılmaması gerektiğini düşünüyorum. Yapay zeka olasılıkları hesaplar ama insan gibi anlam üretemeyebilir, bağlamı insan gibi algılayamayabilir, empati kuramaz, vicdan geliştiremez ve hatta sorumluluk üstlenemez. Toplum olarak bence en büyük riskimiz, yapay zekanın hata yapması değil, insanların karar verme kaslarını kullanmayı bırakmasıdır.
Yapay zeka ile artık herkes girişimci olabilir mi? Yatırımcı olarak bugün bir girişimde ilk olarak neye bakıyorsunuz?
Yapay zeka girişim kurmayı hiç olmadığı kadar demokratikleştirdi. Buna katılıyorum. Ama girişimci olmanın en önemli ya da büyük adımının yapay zekanın becerilerini kullanacağımız kısım olmadığını düşünüyorum. Şu doğru; eskiden bir yazılım şirketi kurabilmek için büyük ekipler gerekiyordu ama bugün tek kişinin kurduğu şirketler bile milyonlarca kullanıcıya ulaşabiliyor. Bu çok önemli bir fırsat. Ama bu durum herkes başarılı girişimci olacak anlamına gelmiyor. Çünkü teknoloji ucuzladıkça rekabet teknolojiden insana kayıyor.
Artık yatırımcılar yazılıma değil, kurucunun problem çözme kapasitesine yatırım yapıyor.
Ben bir girişime baktığımda ilk sorum hiçbir zaman teknoloji olmuyor.
İlk sorum şu oluyor:
"Neden bu problem?" Sonra ekip? Sonra kurucu ya da kurucuların direnç kapasitesi.. Çünkü fikir değişebilir, ürün değişebilir, hatta pazar değişebilir. Ama öğrenebilen, öğrenmekten, çalışmaktan vazgeçmeyen başarılı bir ekip çevik davranarak gerekirse pivot ederek ayakta kalır. Girişimcilik başarı hikayelerinden çok bazen başarısızlık yönetme sanatı olabiliyor. Bugün yapay zeka kod yazabiliyor ama vazgeçmemeyi henüz öğrenemedi.
Yapay zeka, girişim kurmanın önündeki teknik engelleri azaltıyor. Bu gelişme kadın girişimcilere yeni bir fırsat yaratabilir mi, yoksa yatırım dünyasındaki eşitsizlikler teknoloji değişse de devam mı edecek?
Bu soru benim uzun yıllardır üzerinde çalıştığım konuların tam merkezinde yer alıyor.
Evet, yapay zeka kadın girişimciler için önemli fırsatlar oluşturuyor. Çünkü sermaye ihtiyacını azaltıyor. Teknik ekip kurma zorunluluğunu azaltıyor. Prototip geliştirme maliyetlerini düşürüyor.
Tüm bunlar çok önemli. Ancak teknolojinin tek başına eşitlik üreteceğini düşünmek fazla iyimser olur.
Çünkü yatırım kararlarını algoritmalar değil, insanlar veriyor. Ve insanlar bilinçli ya da bilinçsiz önyargılar taşıyabiliyor.
Bugün dünyanın birçok ülkesinde kadın kurucuların aldığı girişim sermayesi hala toplam yatırımın oldukça küçük bir bölümünü oluşturuyor. Dolayısıyla sorun yalnızca teknolojiye erişim değil.
Sermayeye, mentorluk ağlarına, rol modellere erişim!!
Gerçek dönüşüm ancak bunların çözülmesi ile mümkün olacak.
Ben yapay zekanın kadın girişimciliği açısından büyük bir fırsat penceresi açtığını düşünüyorum. Ama bu pencerenin gerçekten fırsata dönüşmesi için yatırım ekosisteminin de kapsayıcı hale gelmesi gerekiyor. Teknoloji fırsat yaratabiliyor ama adalet, eşitlik ancak bilinçli tasarlanabiliyor.
Önümüzdeki üç yılda insan hayatını en radikal biçimde değiştirecek teknoloji hangisi olacak? Bugün önemini abarttığımız ve yeterince konuşmadığımız halde geleceği belirleyecek gelişmeler neler?
Bence önümüzdeki üç yılın en büyük teknolojisi yeni bir yapay zeka modeli olmayacak, belki gentlar ve robot teknolojileri yapay zekanın önemini artıracak. Bizim adımıza hareket eden sistemler diyelim.
Ama bence yeterince konuşulmayan başka konu var.
Birincisi güven teknolojileri. Yapay zeka etrafımızı sardığında en değerli şey güven olacak.
Kimliğin doğrulanması, dijital itibar, veri sahipliği, siber güvenlik ve yapay zeka yönetişimi önümüzdeki yılların en kritik alanları olacak.
İkincisi ise enerji.
Bugün herkes yapay zeka modellerini konuşuyor.
Ama o modelleri çalıştıracak veri merkezlerini, enerji ihtiyacını ve sürdürülebilir altyapıyı çok daha az konuşuyoruz.
Yapay zeka elektrik, yarı iletken, iletişim altyapısı ve jeopolitik bir rekabet alanıdır.
Son olarak şunu söylemek isterim. İnsanlık uzun yıllar teknolojiyi insanların yerine geçecek sistemler olarak düşünegelmiş. Oysa ben geleceğin insanın yerini alan değil, insanın kapasitesini artıran teknolojiler üzerine kurulacağına inanmak istiyorum.
Bu röportaj bize şunu gösteriyor: Yapay zeka girişim kurmanın maliyetini düşürebilir, işleri hızlandırabilir ve önümüzde daha önce hiç olmadığı kadar fazla seçenek oluşturabilir. Ancak gelecekte fark yaratacak olanlar, en gelişmiş aracı kullananlar değil; doğru problemi gören, doğru soruyu soran ve kendi muhakemesini koruyabilenler olacak.
Teknoloji fırsatı büyütüyor. O fırsatın kimin için başarıya, kimin için eşitliğe dönüşeceğini ise hâlâ insan belirliyor.
Yapay zeka ve teknolojiyi konuştuğumuz bu köşede, geleceğe dair ilham veren fikirleri ve önemli çalışmaları olan isimlerle sizleri buluşturmaya devam edeceğim. Siz okudukça, görüşlerinizi benimle paylaştıkça bu köşe daha da büyüyor. Mesajlarınız ve mailleriniz için teşekkür ederim.
Bir sonraki röportajda görüşmek üzere.
[email protected]