Türkiye tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olan 1990'lı yıllardaki faili meçhul cinayetler, Adalet Bakanlığı'nın yeni hamlesiyle yeniden yargı ve soruşturma masasına taşınıyor.
Cumhuriyet tarihini derinden sarsan ve 28 Şubat sürecine zemin hazırlayan suikastlar serisinin en kritik halkalarından biri olan gazeteci Uğur Mumcu dosyası, 33 yıl sonra raftan iniyor. Sürecin yeniden başlamasıyla birlikte, Mumcu'nun ağabeyi hukukçu Ceyhan Mumcu, Türkiye Gazetesi'ne verdiği özel röportajda cinayetin arkasındaki doğrudan İsrail istihbaratı izlerini ve kardeşinin aldığı kan donduran tehditleri kamuoyuyla paylaştı.
Türkiye gazetesine konuşan Ceyhan Mumcu'nun beyanlarına göre, Uğur Mumcu öldürülmeden hemen önce PKK-İsrail ilişkilerine dair çok kritik belgelere ulaşmıştı. Durumdan rahatsız olan dönemin İsrail Büyükelçisi, Uğur Mumcu'ya bizzat “Üzerimize çok geliyorsun, bu durum daha fazla devam edemez. Sana suikast bile yapılabilir” diyerek açık bir tehditte bulunmuştu. Mumcu, bu görüşmeden kısa bir süre sonra bombalı suikasta kurban gitti.
Suikastın temel amacının Türkiye'nin iç ve dış dinamiklerini sarsmak olduğunu belirten Ceyhan Mumcu; cinayetlerin toplumu laik-Müslüman ekseninde bölmeyi, 28 Şubat'a zemin hazırlamayı ve Türkiye'nin Suriye ile özellikle İran ile olan diplomatik bağlarını koparmayı hedefleyen çok boyutlu bir İsrail stratejisi olduğunu vurguladı.
O dönem üst düzey bir MİT yetkilisinin suikastların arkasındaki İsrail bağlantısını kendisine itiraf ettiğini belirten Ceyhan Mumcu, ancak resmi boyutta adım atılamadığını; cinayetten sonra İsrail Büyükelçisinin bizzat kendisine dönerek “Bizimle uğraşmayın” dediğini ifade etti.
Aile, konjonktürün değiştiği ve İsrail'in sorgulanabilir hale geldiği bu yeni dönemde umutlu. Soruşturma kapsamında emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş'un dinlenmesi, eski istihbarat ve askerî yetkililerin yanı sıra o dönem adli raporu düzenleyen Eski Türk Tabipleri Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın da mutlaka ifadeye çağrılması talep ediliyor.
"Tetiği çektirenlere odaklanmamız lazım"
Türkiye’de 1990’ların başında yaşanan seri cinayetler ve Mossad bağını ilk defa gündeme getiren emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş da Türkiye Gazetesi'ne son gelişmeleri değerlendirdi. Geçmişe ait bu ve benzeri dosyaların 33 yıl sonra yeniden açılmasının önemli olduğunu vurgulayan Karakuş, “Konu ile ilgili bilgilerime başvurmak istenirse seve seve ilgili makamlarla paylaşırım. Benim edindiğim bilgiler Uğur Mumcu ve diğer aydınların şehit edilmesinde Mossad parmağının olduğu yönünde. O gün yaşanan ve bir biçimde karanlıkta kalan şeyler cesur bir araştırma ile gün yüzüne çıkabilir. Mesela Esenboğa’da o günlerde yaşanan hareketlilik ve karartmalar bu noktada çok önemli. Saldırı öncesi Türkiye’ye gelen Mossad ajanlarının buradaki faaliyetleri ve olay sonrası Tel Aviv uçağına binen ekiple ilgili bilgiler hâlen faili meçhul niteliği taşıyan ve bana göre faili belli suikastların çözümünde kilit rol oynayacak. Hiçbir şey için geç değil. Tetikçiye değil bizim o tetiği çektirenlere odaklanmamız lazım” beyanında bulundu.
Türkiye Gazetesi